• 28 Mart 2018, Çarşamba 9:06
ErolKonal

Erol Konal

Fotoğraf Altı Düşleri
 Konuşmasa da fotoğraflar çok şey söylerler! Sessiz tanıklarıdır onlar, hayatımızın. Kimi bir sandıkta, kimi bir albümde, kimi eski bir defterin sayfaları arasında, kimi de tozlu raflarda gün yüzüne çıkmayı bekler çoğu zaman.
Sararıp solmuştur çoğunca. Buruşmuştur kimi zaman da. Yer yer silikleşmiştir bazen de. Belli bir kısmı ya da yarısı bilerek yırtılmış olanlar da az değildir!
Fotoğraflar da üşür mü yalnız kaldığında ve ağlar mı nefes alamadıkça? Onlar da ıslanır mı yağmurda, kanar mı boyuna zifiri karanlıklarda? Duyulur mu onlarda da martıların çığlığı, vapurların düdüğü? Koşar mı onlarda da dalgalar sahile, sallanır mı ağaçlar rüzgârda?
Her birinin ayrı bir hikâyesi, her birinin farklı bir hatırası, her birinin kendine has hüznü yahut neşesi vardır.
Kıskandığımız fotoğraf kareleri vardır hani içinde olmak istediğiniz kıyısından köşesinden de olsa. Bulunamadığınız için içten içe hayıflandığınız fotoğraflar vardır sonra. Nadir de olsa bir anlam veremediğiniz, ne maksatla çekildiğini anlayamadığınız, orada ne aradığınızı bilmediğiniz fotoğraflar da yok değildir.
Uzun uzun baktığımız, her ayrıntısını zihnimize kazıdığımız fotoğraflar vardır bir de. Saatlerce elimizde tuttuğumuz, handiyse dile gelecek fotoğraflara dalıp dalıp gittiğimiz o demlerde kim bilir neler düşünür neler hissederiz de gözlerimiz nemlenir, sözlerimiz titrer, yüreğimiz burkulur.
Bir fotoğrafı değerli kılan hiç şüphesiz içindekilerdir. Ancak fotoğrafın çekildiği yer ve tarih de bir o kadar önemlidir, kıymetlidir.
Bir fotoğrafın altına daha doğrusu arkasına düşülen notun kıymetini burada tartışacak değilim. Söylemek istediğimi az çok anlatabildiğimi düşünüyorum yukarıda. Şimdi sıra söylemek istediğimi müşahhas örneklerle taçlandırmada.
Bir fotoğraf karesinde saklıdır bazen pek çok şey! Söylediklerin kadar söyleyemediklerin de objektiften kaçamaz çoğu kez. Diğer yandan, fotoğraf kareleri çok mümbittir de.
Başarılı bir gözlemci her gülüşün, her tebessümün, her gölgenin her perspektifin ve tüm ışık oyunlarının çoklu katmanlarını nokta nokta deşifre eder de şaşar kalırsın.
Bir belgedir aynı zamanda fotoğraf kareleri. Bir tespittir, bir hükümdür keza. Objektife takılanları takılmayanlarıyla, orada olup olmayanlarıyla birçok hikâyeye kapıdır artık. Ellerindeki anahtarı kullanmasını bilenler için ayrı ayrı yolculuklara, farklı farklı diyarlara davettir, çağrıdır…
Biliyorum sadede gelmeliyim. Biliyorum uzatıyorum. Biliyorum kelimelerin arkasına, cümlelerin arasına saklanıyor, paragraflarda kayboluyorum.
“Çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız. Ne kadar da özlemişim. Nasıl da …”
Bunca yaşanmışlıklara, bunca hatıraya, bunca olup bitene, bunca dilinin ucuna kadar gelip de bir türlü söyleyemediğin onca şeye kâfi gelebilir mi birkaç cümle?
Biliyorum bazen tek bir kelime, tek bir bakış, tek bir dokunuş yeter kalptekileri ifadeye… Bazense cümleler, sayfalar, defterler, kitaplar eksik kalır gönüldekilere…
Şimdi tek tek yıkadım ruhumu yüzlerinizde. Tek tek öptüm yanaklarınızdan gözyaşlarıma prangalar vurarak. Sarıldım tek tek hepinize ayrılmamacasına…
Kazıdım sonra gülüşlerinizi kalbime. Ezber ettim sözlerinizi zihnimde. Adlarınızı adıma, yüreklerinizi yüreğime kattım…
Özlemişim de kitaplardan, müzikten, filmlerden, hayallerden bahsetmeyi.
Özlemişim gençlerin gözlerindeki ışığı, yüreklerindeki sevgiyi, düşüncelerindeki enginliği, hayallerindeki sonsuzluğu.
Özlemişim ufak tefek atışmaları, laf çarpıtmalarını, minik minik imaları, şen ve korkusuz kahkahaları, ürkek ve mahcup edaları.
Özlemişim…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık