• 19 Temmuz 2017, Çarşamba 9:05
ErolKonal

Erol Konal

Doğaya Sahip Çıkmak
 Bunaldınız mı şehir hayatının gürültüsünden, koşuşturmasından, hengâmesinden, keşmekeşinden?
Yoruldunuz mu kentin bitip tükenmek bilmeyen monotonlaşmış ve belli bir rutinin dışına çıkamayan meşgalelerinden?
Usandınız mı sonu gelmez ertelemelerden, ötelemelerden, az sonralardan, başka zamanlardan?
Dinlenmek, tatil yapmak, huzur bulmak, bir süreliğine de olsa işi gücü arkada bırakmak hepimizin hakkı. Bazen huzur çok uzaklarda değil yanı başımızdadır. Görmek için bakmak gerekir. Bakmaksa anı yakalamak, zamanın ruhunu anlamak, vakti doğru ayarlamakla mümkündür.
Yeşilin bin bir tonu, mavinin sonsuzluğu Giresun'a bahşedilen lütufların en alası. Bizlere düşense bunları talan etmek, tahrif etmek değil, bilakis mevcudu koruduğumuz gibi daha da geliştirmek. Ancak üzülerek söylemeliyim ki çoğumuz çevre duyarlılığı, doğa hassasiyeti konusunda maalesef sınıfta kalıyoruz.
Şöyle bir göz atınız mesire yerlerine ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Sahil boyunca bir tur atınız göreceksiniz insanoğlunun yaptığı tahribatı, çevreye verdiği zararı. Yerlere çöp atmanın bir çevre sorunu değil bir ahlak sorunu olduğunu söyleyen yazar ne kadar da haklı tespitinde.
Durum bu minvaldeyken var olan tabiat harikalarını koruyup ve daha da geliştirenleri alkışlamak boynumuzun borcu.
Bunalanlara, yorulanlara, sıkılanlara, usananlara çok uzaklarda olmayan hemencecik şehrin yanı başında, şehri ayaklarınızın altına seren muhteşem Giresun panoraması ve eşsiz manzarasıyla 'Dikmen Evi'ni görmesini tavsiye ederim.
Yok mu şehrin stresinden uzaklaşıp, huzur soluklayabileceğimiz, kafamızı dinleyebileceğimiz, hem yakın hem ulaşımı kolay cennetten bir köşe diyenler, her türlü ihtiyacınıza cevap verebilecek cennetvari bu şirin köşeyi gönül rahatlığıyla ziyaret edebilirsiniz.
Ufak tefek dokunuşlarla doğayı tahrip etmeden ve doğal güzelliği muhafaza ederek bir huzur köşesi olabilir minin en güzel örneklerinden biri olarak karşımıza çıkan 'Dikmen Evi' ve mıntıkası her yaşa hitap eden imkânlarıyla ziyadesiyle görülmeyi hak ediyor desek eksik söylemiş oluruz.
Sakin atmosferiyle, huzur telkin eden peyzajıyla, güler yüzlü personeliyle tabiatın koynunda geçireceğiniz zaman dilimlerinin, yorulan bedeninize, kirlenen ruhunuza yaptığı terapiyi hissettikçe dünyanın gamının, derdinin, kederinin üzerinizden bir toz bulutu gibi uzaklaştığına şahit olacaksınız.
Kaçmak her şeyden bir süreliğine, unutmak bazı şeyleri birkaç saatliğine hangimiz istemeyiz ki? Zaman zaman hangimiz sığınmamıştır ki bir ağaç gölgesine, rengarenk çiçeklerle bezenmiş bir kıra, dalgaların ninnilediği bir kumsala, hiç bilmediğimiz bir çay ocağının buğusu tüten tavşankanının sıcaklığına yahut da aniden bastıran bir yaz sağanağının serinliğine, efil efil esen rüzgarın saçlarımızda ve yanağımızda dolaşmasına, kayalıkları döven hırçın mı hırçın deli dolu dalgalara, çığlık çığlığa özgürlüğün tadını çıkartan martılara..?
İşte tam sırasıdır şimdi kendimize vakit ayırmanın. Binlerce yıllık tecrübe ve milyonlarca insanla sabittir ki dünyanın işi, gailesi bitmez. Hadi küçük bir kaçamak yapalım. Kendimize ve sevdiklerimize vakit ayıralım. Sevelim ve sevmeye önce kendimizden başlayalım. Kendini sevmeyen, kendine vakit ayırmayan başkalarını nasıl sevsin ve onlara niye vakit ayırsın ki?

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık