• 16 Ocak 2014, Perşembe 9:21
ErolKonal

Erol Konal

Biz Küçükken…
 Biz küçükken; masalları bilmez bizzat yaşardık..
Biz küçükken; cennete bağlıyken, büyüdükçe dünyaya bağlandık..
Biz küçükken; kızlar ana, bacı, kardaş en fazla da platonik yavukluydu, vesselam..
Biz küçükken; tek aşkımız "Kara Şimşek"ti o da olmazsa olmazımız değildi.. 
Biz küçükken; okullar kaçılacak yerler değil, mekteplerse hasretle yolu gözlenen zaman dilimleriydi..
Biz küçükken; okula yürüyerek gider, çimlerde deli gibi yuvarlanır, baştan ayağa kirlenir, akşama anamızdan bi güzel dayak yer ama bana mısın demez yarın yine kendi bildiğimizi okurduk...
Biz küçükken; kışları okula odunumuzu kendimiz götürür, sobamızın nasıl yakılacağı konusunda annemizi arayamazdık..
Biz küçükken; okula yürür, yürürken de yorulunca birbirimizin çantasını taşırdık..
Biz küçükken; kalorifer peteklerinde pineklemez, sobanın etrafında kümelenirdik..
Biz küçükken; teneffüsler neredeyse hiç bitmez, zil hiç çalmaz, okulsa hemencecik biterdi..
Biz küçükken; mendil kapmaca, ateş-mateş, yakan top, saklambaç oynar hep beraber güler eğlenirdik.. 
Biz küçükken; hiçbirimizin bisikleti yoktu, gerçekten, yalan söylüyorsam başıma armut düşsün bak! 
Biz küçükken; oruçlu oruçlu çilek toplar sonra da kokusuna dayanamayıp yerdik..
Biz küçükken; meyveleri dalından toplar, yıkamadan yer, organik morganik bilmezdik..
Biz küçükken; ailecek Türk filmini izlemenin tadını yaşamak için cumartesi akşamlarını iple çeker ancak günün yorgunluğuyla uyuyup kalanzedegillerdendik..
Biz küçükken; köyde dereler, derelerde yüzebileceğimiz göller, göllerde de tutmakla bitmeyecek kadar çok balık vardı biliyor musunuz? Vallahi..
Biz küçükken; güneş neredeyse hiç batmaz, yıldızlar semamızı hiç terk etmez, umudumuz hiç eksilmezdi...
Biz küçükken; plastik topumuz patlasa da neşesinden neşe eksilmeyen arkadaşlardık...
Biz küçükken; beyblade yerine topaç çevirirdik..
Biz küçükken; hastalanmaz, yaralanmaz, sağımız solumuz kırılmazken, burnumuzdan sümüğümüz, sırtımızdan çamurumuz eksik olmazdı...
Biz küçükken; hiç yorulmaz, hiç usanmaz, hiç acıkmaz, hiç doymazdık...
Biz küçükken; ineklerin sırtına çıkar, kedilerinin kuyruğuna kutu bağlar, tavukları kovalar, köpeklere sataşır, oyuncaklarımızı kendimiz yapardık..
Biz küçükken; hepimizin büyük adamlar olmaya dair hayalleri var mıydı bilemiyorum; ama adam olmak için kendimize verilmiş sözlerimiz vardı..
Biz küçükken; adam gibi çocuklardık..
Biz küçükken; "Şeker Portakalı"nı henüz okumamıştık; okuyunca gördük ki her günümüz zaten 'Şeker Portakalı'ymış..
Biz küçükken; hayatımız renkli mi renkli fotoğraflarımız ise siyah-beyazdı..
Biz küçükken; bütün evler bizim, bütün sokaklar hepimizin, bütün parklar herkesindi..
Biz küçükken; bütün mahalle ailemiz, bütün insanlar akrabamız, geri kalanlar da komşularımızdı..
Biz küçükken; arabaları kovalar, yakaladıklarımıza asılır yakalayamadıklarımıza da okkalı bir küfür savurur sonra da ağzımıza biberi kendimiz sürerdik..
Biz küçükken; çokça elimizi kolumuzu, ara sıra camları bazen de istemeyerek ağaçların dallarını kırsak da insanların kalplerini kırmazdık..
Biz küçükken; yağmurda ıslanınca üşümez, güneşte kalınca terlemezdik..
Biz küçükken; duaları bencillikten uzak, hayatları yapmacıklıktan asude, hayalleri ceplerinde, rüyalarına karanlıklar uğramayan yarını düşünmeyen çocuklardık..
Biz küçükken(bu paragrafı birinci tekil ağzından okumaya özen gösteriniz lütfen); bazı sabahlar uykusu kaçmasın diye abdestsiz sabah namazı kılar, cumaları en arka safta durup arkadaşları rükua gittiklerinde kıçlarına tepük atar, ramazanda teravih namazının son rekatında milletin başına öreceği çorapları düşünürken cemaat ikinci tekbiri alıp ellerini bağlarken kendini rükuda bulan ve mektepte, camiin anahtarını hocanın sakladığı yerden alıp minareden bugün hoca hasta olduğu için mektep tatildir deyip akranlarına birkaç günlük bayram ilan eden, neticesinde de hocanın değneğiyle yakından tanışma şerefine nail olan çocuklardık..
Biz küçükken; henüz daha bizim kuşağın anlatıldığı diziler peyda olmamıştı..
Biz küçükken; evde olabildiğimiz akşamlar babalarımızın yolunu gözler acaba bize ne getirmiş diye heyecandan yerimizde duramazdık.. 
Biz küçükken; utandığımızda yüzümüz kızarır, ellerimizle yüzümüzü gizlemeye çalışır ve başımız dolgun başaklar gibi önümüze eğilirdi..
Biz küçükken; mektuplara önce selam eder, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperek başlanırdı..
Biz küçükken; topladığımız fındıktan daha fazlasını yer ve haliyle cırcır olurduk..
Biz küçükken; her şey elbette ki dört dörtlük değildi; lakin havamız gıcır mı gıcırdı.. 
Biz küçükken; yer çileği toplar onu azıcık şekerle karıştırıp bir güzel ezdikten sonra ekmeğe sürer afiyetle yerdik ve hiç bitmesin isterdik..
Biz küçükken; fırından taze çıkmış buğday ekmeğinin arasına kendi sarı kızımızdan sağıp, ocak başında kara tencerede pişirdiğimiz sütümüzden yoğurt yapıp onu da bir güzel yayıkta yaydıktan sonra elde ettiğimiz yüzde yüz saf tereyağıyla iyice cem edip nefes almamacasına bir güzel mideye indirir yağlı ellerimizi de tişörtlerimizin eteğinde temizledikten sonra feşelliğimize kaldığımız yerden devam ederdik..
Biz küçükken; değme şöminelere değişilmeyecek ocak başındaki ateşi harlayıp birbirimize hikayeler anlatırken, az mı patates közleyip ruhumuza ve midemize ziyafetler çekmedik.. 
Biz küçükken; kaç kere kocaman bir domatesi dere kıyısında güneşlenirken kaya tuzunun eşliğinde açlığımıza katık ettik..
Bir rivayete göre biz küçükken çok tatlı, bir rivayete göre çok haylaz ama hepsinden öte çocuk gibi çocuklarmışız.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık