• 05 Temmuz 2017, Çarşamba 9:15
ErolKonal

Erol Konal

Bir Sıla Şarkısından…
 “Şarkı söyle bana ve al gözlerimi”

Bir Sıla şarkısı gibi olsa hayat. Hangisinin olduğu hiç önemli değil; yeter ki bir Sıla şarkısı çalsın fonda ve biz yaşam oyunundan mutluluk çalmaya devam edelim.
Bir Sıla şarkısı gibi sade, yalın. Bir Sıla şarkısı gibi derin, sarsıcı. Bir Sıla şarkısı gibi içten, dokunaklı. Bir Sıla şarkısı heybetli, vakur…
Bir Sıla şarkısını ilk kez ne vakit dinledim, hatırlamıyorum, ama hatırladığım zaman ve mekânın çok da sınırlayıcı olmadığı. Kalpten kalbe, gönülden gönle, sesten kulağa, ezgiden ruha bir yolun bulunduğu ve bunun için zamana, mekâna gerek olmadığıydı.
Bir Sıla şarkısını, bir Sıla şarkısı yapan şey sanıyorum ki şarkıcının kendisi.
Bir Sıla şarkısına tutunsak sonra. Tutunsak ve hiç kopmasak yaşamak arzusundan, vazgeçmesek hayal kurmaktan, umut etmekten.
Nereden düştümse düştüm bir Sıla şarkısına. Ki herkesin yüreğine değecek günün birinde Bir Sıla şarkısı. Yüreğini şimdilik şarkılara kapatmış olanları biz buradan tatlı bir reveransla selamlayıp başka nağmelere kucak açalım.
Bir Sıla şarkısında kaybolsak kim bilir ne eksantrik olurdu? Büyük olasılıkla bulunmak istemezdim. O notadan bu notaya zıplar dururdum gönlümce. Kâh hüzünlenir, kâh neşelenirdim. Kâh derin düşüncelere dalar, kâh felekten bir gün daha aşırırdım.
Bir Sıla şarkısından ilhamla bir Sıla şarkısına yürüyorum. Söz bitmesin, zaman durmasın, müzik susmasın…Oluruna bırakmak gibi değil ama her şeyin olurunu bulduğu bir şenlik ateşinde kahkahalar atalım umarsızca..
Bir Sıla şarkısının içinden geçerken notalar yıkasın ruhumuzu. Sevginin sıcaklığını duyumsayalım bir kez daha. Şairin dediği gibi; “…Onlara anlat yağmur karşılıklı yağar// Ruhların içindeki müzikle karşılıklı…”* Islanırdık melodilerin en güzellerinde. Teselli bulurduk ezgilerin yağmurunda.
Bir Sıla şarkısıyla başladı her şey. Bir Sıla şarkısıyla yağdı yağmur, açtı güneş. Bir Sıla şarkısıyla martılar kanat çırptı hür maviliklerin arasından sonsuzluğa. Bir Sıla şarkısıyla gülümsedi âşıklar ilk kez birbirine. Bir Sıla şarkısıyla kavuştu akşam kızıllığında denizle kumsal. Bir Sıla şarkısıyla başladı hikâyesi bu yazının ve bir Sıla şarkısıyla devam edecek yine yazıcının bile bilmediği yerlerde.
Neye niyet neye kısmet. Bakarsın bir konserde kesişir yollarımız da birbirimizden habersiz aynı şarkının aynı yerinde hüzünleniriz, kim bilir. Belki de şarkının nakaratında gökyüzüne bakar dilek tutarız, olamaz mı? Bakarsın bir sonraki albümün bir şarkısına konu olmuşuz da dilden dile dolaşmış maceramız, gönülden gönle misafir olmuş aşkımız.
Kim bilebilir ki yarın ne olacağını yahut şu anda ne olmakta olduğunu? Bakmışsın bir radyo dalgasında milyonlarca yürek tek bir ses olmuşuz. Ya da hayata bir bardak çay eşliğinde bir şarkı molası vermişiz. Kuşlara imrenmişiz çok mu bir şarkıyı mırıldanırken?
Bir Sıla şarkısınca olunca hayat, hissedilecek kıymeti. Bilinecek demiyorum, çünkü bilmek bizi hissizliğe, yalnızlığa, bencilliğe, kibre, gurura doğru iterken; hissedebilmek kurtaracak yaşamın hengâmesinde sıkışan ve kaybolan ruhlarımızı.

* Kapalı Çarşı, Sezai Karakoç…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık