• 22 Şubat 2017, Çarşamba 7:44
ErolKonal

Erol Konal

BİR ROMAN OKUDUM…
 Bir roman okudum hayatım değişti, cümlesindeki roman; “Hayatımı yazsam roman olur.” cümlesinin romanı çıksa ne eksantrik bir hikaye olurdu, değil mi? 
Flaş! Flaş! Flaş! Az önce aldığımız habere göre pardon az önce bitirdiğimiz romana göre hayatınızın akışını toptan değiştirecek birbirinden harika fikirlerimiz var…
Hep dedikleri gibi çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı sorusunun yanıtı kişiden kişiye değişmekle birlikte son yapılan kamuoyu yoklamalarının kesin olmayan sonuçlarına göre çok roman okuyanlar açık ara önde gidiyor!
Daha geçenlerde meşhur bir kitap sitesinin verilerine göre 2016 yılının en çok okunan yazarı Sabahattin Ali olmuş. Ki kendileri de bir romancıdır, vesselam. 
Demek ki neymiş, roman deyip geçmemek gerekiyormuş! Bana romanını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim yahut romanın kadar konuş ve roman sadece roman değildir!
Klasisizm ile pek arası olmasa da romantizmle yakaladığı ivmeyi realizmle taçlandıran roman türünün günümüze kadar uzanan yolculuğunda Fransız ve Rus romancıların katkılarını yadsımamak gerekir. Bizdeki macerasını ise edebiyat kroniklerinden ilgilenenler takip edebilirler. İşbu yazının amacı Türk romancılarını saymak olmadığı gibi Türk romanı hakkında bilgi vermek de değil. 
Aklınıza gelebilecek her konuyu işleyebilen romanın aynı zamanda bireyselleşmenin ve sınai devriminin itici gücü olduğunu da hatırdan çıkarmamak elzemdir.  Bu yönüyle kitleleri peşinden sürükleyebilen ve dahi yeni çığırlar açabilme salahiyetine sahip romanı, salt bir edebi tür olarak okumamak gerekir!
Rıdvan Dilmen'in, 'Gol olur!' dediği gibi her hayat roman olmasa da roman olabilme potansiyelini küllerinde saklamaktadır, diyelim geçelim. 
Roman okuyanın kısmeti açılıyormuş! Roman okuyanlar, roman okumayanlara göre daha çabuk iş buluyorlarmış! Roman okumak hafızayı güçlendirip, yaşlanmayı geciktiriyormuş!.. 
Bu ve bunun gibi uydurukçu aforizmaların hüsnü kabul görmesi içten bile değil! Reklamın iyisi kötüsü olmaz kabilinden yukarıdakilere benzer herzelerin alıcı bulmasından Türk romanı ve romancılığını Allah korusun. Ancak modernizmin ve türevlerinin sanatı özellikle de edebiyatı bir meta haline getirerek, onu etinden sütünden nemalanılan bir tüketim kalemi yapmaya çalıştığını da gözden kaçırmamak gerekir. 
Sanmayın ki yeni bir romanım çıktı ya da bir kırtasiye işletiyorum yahut da elimde son kullanma tarihi geçmek üzere olan bir sürü romanım var. Bildiğim tek şey okumanın insanlara yeni yeni kapılar açması ve onları yepyeni dünyaları keşfe davet etmesi. 
Gönül istiyor ki romanın roman, şiirin şiir, hikâyenin hikâye olarak kaldığı, insanların okudukça, dinledikçe, zevki selim sahibi olduğu, kavgaların, küskünlüklerin azaldığı, iyiliklerin, güzelliklerin çoğaldığı bir dünyada elele, göz göze, sevinç ve huzur içerinde bizlere sunulan ömür nimetini hakkıyla ifa edelim.
Yunusça; ' Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz.' düsturunu hatırdan çıkarmayalım…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık