• 10 Mayıs 2016, Salı 9:16
ErolKonal

Erol Konal

BİR AĞAÇ GÖLGESİ..
 Çay… Yağmur… Bir ağaç gölgesi… Uzayıp giden bir sohbet… Sevgi, yeniden keşfetmek, farkına varmak üstüne olsun, bu yazı.
            Zamanı durduralım şu ağacın gölgesinde birkaç dakikalığına da olsa. Unutalım her şeyi bir bardak çayın hatırına. 
İlk defa görüyormuş gibi bakalım birbirimizin gözlerine. İlk kez tanışıyormuşuz gibi konuşalım. İyi şeyler, güzel şeyler üstüne söyleşe-lim inadına. Varsın eksiltili olsun cümlelerimiz, varsın biraz mahcup, biraz kırık, biraz komik, biraz kem kümlü olsun. Ama bizden olsun, gönülden olsun…
Çaylar gibi yürekler de tazelensin. Dünya durmaya devam etsin biz konuşmaya, kuşlar uçmaya, çiçekler açmaya, hayat akmaya…
Bizim yerimize de oynasın ama en çok da gülsün çocuklar. 
Birkaç dakika değil birçok saat geçmiş olsun; ama biz söze yeni başlamış olalım. Uzak dursun keder bizden uzak şunca muhabbetin hürmetine. 
Yürüme yasağı ilan edilmiş olsun mesela biz lafa dalmışken. Keskin nişancılara yerinden kalkanları vurma emri verilmiş olsun. Çayını üç yudumda bitirenlere müebbet yazsın mahkemeler. Olsun işte bir şeyler olsun da kimse yerinden kımıldayamasın. 
Ansızın bir yağmur bulutu geçsin üstümüzden. Çığlık çığlığa martılar olsun sonra. Önce birkaç damla okşasın tenimizi sonra bir sağanak yıkasın baştan ayağa cümlemizi. Çayımızın buharı toprağın buğusuna, martıların çığlıkları bizim sevincimize karışsın. Kül rengi bulutların arasından güneş saklambaç oynasın bizimle. 
Bir dilek tutalım hepimiz adına. Gökkuşağı çoktan çıkmış olsun. Uçurtmanın ipi elimizden kaçmış olsun. Baloncu amca bütün balonlarını satmış olmanın huzuruyla evine çoktan dönmüş olsun. 
İçimizde tarifsiz bir mutluluk, yüzümüzde eşsiz bir tebessüm, çayımız tavşankanı, yaşadıklarımız gerçek olsun. 
Dudağımızda hafif bir ıslık, dilimizde en sevdiğimiz şarkıdan mırıldanma-lar, yüzümüzde birlikte olmanın hazzı, dünyaya meydan okuyalım. 
Bitmesin söz, geçmesin vakit, eksilmesin tebessüm, gitmesin güneş; ama hep tütsün semaverimizin dumanı.
Kimse kimseye imrenmesin. Kimse kimseyi yargılamasın. Kırılsak da kırmayalım, üzülsek de üzmeyelim.
Yaslanmayalım bahanelere. Sığınmayalım mazeretlere. Medet ummayalım yalandan dolandan. 
Kirletmeyelim kalbimizi ve de dilimizi iftirayla, dedikoduyla. Etrafından dolaşalım bugün belanın. Sımsıkı tutalım ellerimizi, kalpten söyleyelim sevdiğimizi.
Gelene niye geldin, gidene neden gidiyorsun diye sormayalım. Kapanmasın kapımız ne içeriye ne dışarıya. İlk kez kendimiz olalım, biz olalım. Hissedelim içimize çektiğimiz toprak kokan, hayat kokan, aşk kokan havayı. 
Demlikten dökülen çayın elimizde tuttuğumuz bardakla dudağımıza temas ettiği ilk andaki sıcaklığının farklı olduğunu yaşayarak öğrenelim. Her yudumda çayın damağımızda bıraktığı buruk tadı hissedelim. 
Yeşilin bir değil bin bir tonu olduğunu, kuşların da insanlar gibi muhabbet ettiğini, toprağın suya, suyun toprağa muhtaç olduğunu görelim. Ve gördüklerimizden bir ders de biz çıkaralım kendimize… 
Sevelim sevilelim, dünya kime kalmış ki onlara da kalsın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık