• 19 Mayıs 2016, Perşembe 8:51
ErolKonal

Erol Konal

BANK
 Bir banktı herkesin gözünde neticede ve bahçe-nin muhtelif köşelerine dağıtılmış arkadaşlarından da bir üstünlüğü yoktu görünürde.
Bomboştu bank koşuşan onca insana rağmen yağmur altında. Oysa dün nasıl da dolup dolup bo-şalıyordu pastırma yazından nasiplerine düşen birkaç dakikalık sıcağı farkında olmadan soğuran-larca. Bir atkısı olsaydı üşümezdi belki. Yalnız hissetmezdi kendini, kimsesiz sanmazdı.
Unutulmuş, terk edilmiş, dışlanmış...
Aslında hep öyle değil miydi?
Gelip geçenlerin şöyle bir yorgunluklarını attıkları, içlerini döktükleri, sırlarını paylaştıkları, planlarını kurdukları bir banktı işte alt tarafı, her tarafı.
Eksik olmadığı doğrudur güzel gün ve gecelerde müdavimlerinin. Acısıyla tatlısıyla onca hatıranın tanığıdır kendileri. Olmuştur kimi zamanlar tekmelendiği de muhakkak. Sövene dilsiz vurana elsiz olduğu da elhakk, doğrudur. Kimseye ne bir kaşını kaldırmış ne yüzünü ekşitmiş ne de kendini beğenmişlik etmiştir. 
Üstünde ne mahkemeler kurulmuş ne hükümler verilmiştir de ağzını açıp iki çift laf etmemiştir. Gün olmuş elindeki çayıyla, gün olmuş kafasındaki sorusuyla, gün olmuş yüreğindeki ateşiyle, gün olmuş istemsizcesine uğrayanı hiç eksik olmamıştır. Bazen yeri değiştirilmiş bazen yerinde yeller esmiş bazen uğrayanı olmamış bazense paylaşılamamış.
Gün olmuş fotoğrafların vazgeçilmezi olmuş, gün olmuş fotoğraflara mevzu olmuş, gün gelmiş yerinde yeller esmiş, gün gelmiş allanıp pullanıp 'sanat sokağı'nın demirbaşı olmuş. 
Kimi zaman kale olmuş, nice gollere tanıklık etmiş, kimi zaman köprü olmuş gelip geçene, kimi zaman basamak olmuş boyu yetmeyene, kimi zamansa engel olmuş istenilmeyene. Ve sen ey yazar müsveddesi! Az değildir senin de üzerimde kurulup yayvan yayvan kitap okuduğun günler..
Ele avuca sığmazdın oysa. Dillenmezdi isyanın kadere. Elemler eksik olmazdı kapından. Adımların tereddüt nedir bilmezdi. Hiç bu denli kaçamak olmamıştı bakışların.
Birle başlayıp birde bitiyordu alt tarafı. Çoklukta boğulmuş, teklikte kaybolmuştun belli ki. Aklın şapşaldı en fazla. Aciz olan sen değil de fikrindi besbelli. Eksik olan izanındı sıkletin değil. Kötü onlardı masum sen. Çirkindi başkaları güzeldin sen. Yanlışların kaydı düşülmezdi de hemen, doğrulardı tastamam mühürlenip saklanan. 
Hasta değildi ki kalbin hekim kabul etsin. His yoksulu değilsin ki dilenciliğe heves neden?
Belli ki güneşte fazla kalmışsın. Belli ki yıpratmış tabiat ananın rahmetle karışık iltifatları çehreni. Belli ki geleni gideni çok bu yerde kıskananlar çok olmuş gölgeni. Belli ki vurgun yemişsin sayısını unuttuğun. Belli ki içine içine ağlamışsın günler geceler boyu. 
Hayat her ne kadar geçmişle mana kazansa da ileriye doğru akıp gidiyordu. Hatıralara hatıralar eklendikçe zamanın izi belirginleşiyordu. Paylaşıldıkça azalmıyor bilakis çoğalıyordu. Bölüştükçe eksilmiyor aksine artıyordu. Gidenler dönmese de kalanlar unutmuyordu. Kayda geçenler silinmiyor, gönülde yaşayanlar gözlerden dökülüyordu.
Bir banktı. Belli ki bir banktan fazlasıydı. Belki ağzı dili yoktu. Belki eli ayağı yoktu. Ama kim söyleyebilir ki ruhu da yoktu? 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık