• 06 Ağustos 2015, Perşembe 9:39
ErolKonal

Erol Konal

Atalarımız Diyor Ki…
 Eşeğin  aklına karpuz kabuğu düşürmek.. Biriken karpuz kabuklarına bakılırsa eşek nüfusunda gözle görülür bir eksilme olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. İşbu noktada eşek görünümlülerin artışını istatistiksel olarak tutan bir kurum var mıdır bilemiyorum!
Sakla samanı, gelir zamanı; damlaya damlaya göl olur; ak akçe, kara gün içindir; bir elin nesi var, iki elin sesi var; aç ayı oynamaz; işleyen demir ışıldar vb… atasözleriyle büyüyen bir neslin ahfadı olarak şunu gönül rahatlığıyla diyebilirim ki kandırılmışız!!! 
Yanlış anlaşılmak istemem; zira kendimizi-hadi başkaları alınmasın-kendimi aldanmış hissediyor olmam da atasözlerinin hiçbir kabahati olmadığını peşinen ifade etmek isterim. Öyleyse be adam nedir derdin diyenlere azıcık sabır telkin etmekten başka şimdilik elimden bir şey gelmiyor. 
İşi matraklığa vardırıp samanları biriktirmekten yenilerine yer bulamazlığımdan ya da nasıl bir gölmüş ki bu dolmak bilmiyor makamından girip bir akçenin dolar karşısındaki utancından dem vurup, birlik beraberlik temasını daha küçücük çocuklarken zihinlerimize kazıyan cetlerimizle yollarımızın çoktan ayrıldığını görmezden gelip, ayılar ya da fok balıkları neden çok mutsuz triplerine hiç girmeyeceğim; çünkü ışıldar gözükerek ne sizleri ne de kendimi avutmak niyetinde değilim.
Ahh, azizim! Yosun tutmuşsun yoksa yuvarlanmadın mı kabilinden kaba bir ironiye eski çamlar bardak oldu cancağızım duymadın mı kavlinden bir yanıtla mukabelede bulunmak için tatlı yiyelim tatlı konuşalım mı yoksa tatlı dil yılanı deliğinden çıkarırmış mı daha münasip olur, bilemedim ki şimdi?
Diyeceksiniz ki fırtına çıktığına göre rüzgâr ekerken düşünseydin de şimdi açıkta kalan ayakların için nasıl yorgan tedarik ederim diye Karamanın koyundan yün kırpıp kırpıp yastık yorgan derdine düşmeyeydin, ohh olsun sana! Ayol hangi yorgandan bahsediyorsun ateş bacayı çoktan sarmış dumandan da mı anlamadın be şekerim derse kendi düşen ağlamaz mı bahanesine sarılacağız? 
Eyvallah, acı patlıcanı kırağı çalmazmış da terzi de hiç mi söküğünü dikemez be canım? 
Pire için yorgan yakanlar, ava giderken avlananlar, kendi kazdığı kuyuya düşenler, yaptıkları hayrın kurbağa nüfusuna faydası olmayanlar, meydanı boş bulmuşken burunlarından kıl aldırmayanlar, köpeksiz köyde çomaksız dolaşanlar…
Eyy Müslüman mahallesinde salyangoz satanlar! Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı mı olurmuş, kılı-fına uydurabilseymiş minareyi çalarmış da mızrak çuvala sığsaymış! Yatsıdan önce mum dibine ışık vermeseymiş hiç yalanı ortaya mı çıkar mış?.. Mış mış da mış mış…
El elin eşeğini türkü söyleyerek çağırırmış ki eşeği öldüren taşısın. Buyur buradan yak diyenlere kel başa şimşir tarak müessesemizin ikramı olup sıcak yaz günlerinde su küçüğün yol yordam büyüğün diyip kaldığımız yerden muhaveremize devam edecek olursak at ölür meydan kalır, yiğit ölürse öldüğüyle kalır, meydandaki atı alan Üsküdar'ı alır, Üsküdar'a gider iken olur da yağmur yağarsa bırak 'Kâtibim'i, deniz, Üsküdar'ı alır, demedim mi Katibim sana tövbeni bozarlar senin. Demedim mi senin duru denizin benim. Demedim mi söyle demedim mi? 
Demedim mi demedim mi gönül sana, sana söylemedim mi her kuşun eti yenmez, yolda kalanlar hep geç kalkanlardır, derin olan kuyu değil kısa olan iptir diye, söylemedimmi? Demedim mi soru eki mı/mi/mu/mü hep ayrı yazılır, sıfatlar isimlerden önce isimler sıfatlardan sonra gelir, fiilleri etkileyenler zarftır, zarflar da çeşit çeşittir; mektup zarfından tut da düğün, sünnet zarflarına kadar türleri mevcuttur, noktadan sonra büyük harfle başlanır, noktalar da çeşittir, eylemsilerin eylemlerden en büyük eksiği statülerinin mevsimlik işçi statüsünden  bir adım öteye geçememesidir ki bu bağlamda zamirleri de isimlerin vekilleri gibi düşünebilirsin ki onlar da her an müstafi olma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar.  Eee boşuna dememişler Hak gelince batıl zayi olur deyu!! 
Dağdan gelip bağdakini kovanlara deriz ki tavşan değiliz velakin dağda olup bitenlerden de haberdar değiliz sanılmasın. Bakarsan bağ olur bakmazsan dağ olur ve dahi dağ ne kadar yüce olursa olsun viyadüklerle, tünellerlerle onun da çaresini bulmuşlar onun için küçük dağları ben yarattım diyenleredir mesajımız bu iletişim şemasında. Onun için bağlama dikkat edelim lütfen. 
İğneyi başkasına çuvaldızı… mola mola istiyorum sayın hakem heyeti. Hiç adil mi şimdi iğneyle çuvaldız Allah aşkınıza!!. 
Üzüm üzüme kararadursun, dikensiz gül arayanlar varsın dut yemiş bülbül gibi ağızlarındaki baklayı köprünün altından çoktan akmış suları bin dereden getirerek taşıma suyla değirmen döndürmeye çalışanlar ve salkımları kendileri yutup talkınlarını başkalarına yutturmaya çabalayanlara, o talkınları iadeyi taahhütlü olarak kapıyı iki kere çalan postacıyla tiz vakitte idare eder, bir mıh, bir nal kurtarır; bir nal, bir at kurtarır; bir at, bir asker kurtarır; bir asker, bir vatan kurtarır repliğini karamsarlık hakkı bende mahfuz olmak kaydıyla iyimserliğe yorarak, herkese mutlu yarınlar dilerim…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık