• 07 Haziran 2017, Çarşamba 8:51
ErolKonal

Erol Konal

13
 “Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül...”


Bir ölür, bin doğarız. Birlik için, beraberlik için, bizler için vatanın bağrına düşen yiğitler, ruhunuz şad, makamınız cennet olsun.
Acıların rakamlarla, hüzünlerin sayılarla ölçüldüğü bir çağda kor gibi düştünüz yüreğimizin ortasına. Oysaki yaşamak en az yaşatmak istedikleriniz kadar sizin de hakkınızdı.
Bizler nasıl ki sizlerin sayesinde bu göğün altında korkusuz, hür ve gururluysak; sizler de artık bizim kalplerimizde gülümseyen çehrelerinizle ölümsüzlüğün, umudun, barışın, adanmışlığın, memleket sevdasının, vatan aşkının solmaz birer gülü olarak sonsuza değin başımızda dalgalanacak bayrağımız, üstünde yaşadığımız vatanımız kadar kıymetlisiniz, azizsiniz…
İki kere iki nasıl dörtse; tarih şahit olsun, bu gök, bu yer şahit olsun, şu dağlar, şu denizler şahit olsun ki ne yaparlarsa yapsınlar boşuna, ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar beyhude…
Bazı zamanlar kelimeler duygulara kifayet etmez. Bazı vakitler düşünceler cümlelere sığmaz. Bazı günlerde zaman durur, akmaz. Kelimelere, cümlelere, zamanlara sığmayan sizlerin aziz hatıraları önünde birkaç kelam etmek her ne kadar hadsizlikse de sizlerin destanını yazmamak da bir o kadar nankörlüktür, kadir kıymet bilmemektir.
“Geri gitsin alkışlar geri,//Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri! //Ona oğullardan, analardan dilekler yeter, //Yazın sarı, kışın beyaz çiçekler yeter! //Söyledi söyleyenler demin,
Gel süngülü yiğit alkışlasınlar //Şimdi sen söyle, söz senin.”*
Üç tarafı denizlerle çevrili yurdumun isimleri hiçbir vakit unutulmayacak aziz şehitleri! Sizler için ne söylense az, ne yazılsa eksik…
Siz ki gizli kahramanları yurdumun. Siz ki adları, ancak şehadet mertebesine ulaşınca görünür kılınan, isimleri tabelalara sığmayan vatanın mümtaz evlatları. Siz ki bütün teşrik i mesaisini yurduna hasreden, memleketine tahsis eden, vatanına adayan cengâverler ordusu…
Dört bir koldan varsın düşmanlar saldırsın. Varsın tüm dünya bir olup gerek açıktan gerekse de gizli gizli bütün sinsi planlarıyla vatanımıza kastetmeye çalışsın. Varsın gerek içten gerek dıştan bütün işbirlikçileriyle topyekûn haince girişimlerde bulunsun. Ama her defasında karşılarında bulacakları, kahraman Türk insanının sarsılmaz inancı, bükülmez kolu, eğilmez başı, esaret kabul etmeyen ruhu olacaktır.
Dün, törende nazlı nazlı dalgalanan bayrağa baktım da baktım uzun bir süre. Tebessüm eden çehreleriniz düştü al yıldızımın üstüne. Öylesine mağrur öylesine gururluydunuz ki. Tamam dedim işte. Bu vatan asla sahipsiz değil. Siz, bizler güvende olalım diye, siz, biz huzur bulalım diye kelle koltukta gece demeden gündüz demeden bütün mesai mevhumlarını bir kenara bırakıp koşuşturduğunuz için biz, bugün bu bayrağın altında kendimizi emin hissediyoruz.
Ne olur bizdeki bu hoyratlık, bu kadir bilmezlik, bu nankörlük, bu hemencecik unutuş üzmesin sizleri. Her ne kadar dünyanın karmaşasında sapla samanı birbirine karıştırsak da bir türlü öldüremediğimiz vicdanlarımızdaki mahcubiyetle, vefayla, düğümlenen sözlerimizle, hüzünlenen gözlerimizle, kanayan yüreklerimizle biz de sizdeniz…
Beşikte başlamıştı macerası. Belli ki daha kundaktayken fısıldanmıştı kulağına kahramanlık hikâyeleri. Çok sonraları ninni söylerken evlatlarına vatandı yine ilk kelimeleri…
Acılarımız bizi gerçeği aramaktan alıkoymayacak. Kızgınlıklarımız bizi hakikati ortaya çıkarmaktan vaz geçirmeyecek. Varsa bir kusur, eksik veya ihmal hiç tereddüt etmeden sonuna kadar üstüne gidilip ortaya çıkarılmalı, her şey didik didik edilip hiçbir şey gizli kalmamalı ve bunlar asla sözde kalmamalıdır.
Altı üstü bir toprak parçası değildir, vatan. Altı da üstü de şehit kanlarıyla sulanmış kutsal bir beldedir bizler için vatan.
Sevgilidir vatan, uğruna her şey yapılan. Annedir vatan, kucağına sığınılan. Babadır vatan, heybetiyle iftihar duyulan. Amcadır, dayıdır, haladır, teyzedir vatan, ne yana gitsen sarar sarmalar seni.
Değildir vatan altı üstü bir toprak parçası! Olmayacaktır da hiçbir zaman.
Yedi değil, yetmiş yedi düvel bir olsanız da görüp görebileceğiniz ve hiçbir zaman anlayamayacağınız bizim vatana olan aşkımız, bayrağa olan sevgimiz, insana olan inancımızdır.
Sizinse yapıp yapabileceğiniz ancak ve ancak gizliden gizliye planlar yapmak, hileyle, yalanla dolanla ve birtakım haince ve kahpece salvolarla ortalığı bulandırmaktan fazlası olamayacaktır.
Sekiz kapısı varmış cennetin birinden sadece şehitler girsin diye. Ve siz dünyayı cehenneme çevirmeye ant içmiş hasta ruhlular sürüsü! Elbet sizin için de yedi kapısının yedisi de ağzına kadar açık cehennem bütün iştahıyla yolunuzu gözlemekte. Ne yaparsanız yapın, ne ederseniz edin vatanları için, mukaddesleri için canlarından geçenlerle, onları hayatlarının baharında sevdiklerinden, hayallerinden, canım vatanlarından ayıranların yolları da elbette ki bir olmayacaktır İlahi huzurda.
Dokuz ay on gün. Ne aslanlar doğurmuş analar, ne yiğitler, ne kahramanlar.
“ Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.//Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! //Kükremiş sel gibiyim: Bendimi çiğner, aşarım;// Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.”
Onlara ölü demeyin(Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin. Onlar diridir ama siz anlamazsınız. Bakara//154) Vatan sevgisi imandandır. “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır// Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”**
İki dünyada aziz ümmet, Muhammed(s.a.v) ümmetiydi. Öyleyse bizlere düşen ikiliği ortadan kaldırmak, kenetlenmek, tek yumruk, tek yürek olmaktır.
On bir ayın sultanı ramazanda rahman- ı rahmana kavuşan ölümsüzler! Sizler ki bayrağı hep gönderde tuttunuz. Sizler ki bu uğurda ailenizden, canınızdan geçtiniz; ama bir an olsun bayrağı düşürmediniz. Ve bunları yaparken ne alkış, ne madalya ne de şilt beklediniz. Sadece ve sadece işinizin gereğini yaptınız.
Ne mazeretler ürettiniz ne bahanelerin ardına saklandınız. Bizlere vatanı için, ülkesi için nasıl çalışılır, nasıl mücadele edilir gösterdiniz.
On iki ay, 365 gün durup dinlenmeden vatanın her bir köşesinde yurdun bekası için koşuşturan vatan evlatlarına selam olsun!
Bir eğitim neferi olmayı gaye edinen bu yazıcı, zaman zaman moral bozukluğuna, hayal kırıklığına uğrasa da sizlerdeki aşkı, şevki, vatan millet sevdasını gördükçe kendinden utanmakta ve silkinip ayağa kalkarak, karınca kararınca gölgesinde serinlediği ve kendini güvende hissettiği al yıldızı için, vatanı için hiçbir mazeretin ve bahanenin ardına saklanmadan son nefesine kadar yürüyeceğine, anlatacağına, çalışacağına ant içer.
On üç aslan parçası. On üç vatan evladı. On üç can. On üç fidan. On üç civan… Siz ki hudut oldunuz ruhunuzla ruhsuzlar sürüsüne. Siz ki timsalisiniz vatan sevdasının. Siz ki bir an olsun vazgeçmediniz bayrağı gönderde tutmaktan. Şimdi bizlere düşense sizlerin aziz hatırasını yaşatmak kadar daha fazla çalışmak ülkemiz için, daha çok sevmek birbirimizi vatanımız için…
*Arif Nihat ASYA
** Mithat Cemal KUNTAY



MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık