• 20 Ocak 2017, Cuma 15:34
AsımİNAN

Asım İNAN

KIŞIN KAYMALAR ÜZERİNE…
 Günlerden Çarşamba ve ben ANKARA'nın bağları büklüm büklüm yollarını arşınlamış ANKARA'DAYIM…
Orada olsam bile okurlarıma vermiş olduğum sözü tutmak, yerine getirme zorunluluğu ağır basmıştı…
İşte o sorumluluk duygusu sonrası bir NOSTALJİ yaşamalı, birlikte yaşamalıydık. Fazla düşünmeme aslında gerek yoktu. Beynimin içi eskilere dayanan NOSTALJİ doluluğundan aşırı yağmur sonrası taşan ve etrafı silip süpüren dereler misaliydi…
Geçen kıştan kalma bir ANKARA olayını henüz senesi bile yeni dolmuştu. Kaleme almayı vazgeçiyorum…
Konum, kış ve kar olmalıydı. Üzerine yoğunlaşıyorum. Beynimi biraz zorlamış ama bulmuştum…
Evvel zaman. Kalbur zaman içinde örneği çok seneler önce delikanlılığa yeni adımladığımız günlerde GİRESUNA eskilerin deyimi ile GABA GAR yağmıştı. Boyu mu? En az bir metre. Apartmanlar henüz boy göstermemiş bahçeler ile çevrili evlerden dışarı çıkmak NE MÜMKÜN…
Okullara kar tatili yerine devam denilmişti. O zor şartlar altında sabahları şarkılar, türküler söyleyerek okul yollarını arşınlar idik…
Akşamları ise o GABA GAR gençlerin eğlencelerine sahne olurdu. Özellikle kızak kaymaları ve sonrasında kırılan kollar eğlencelerin tatlı tarafı…
Kaymaların sağlıklı yapılması için KIZAK MI ne gezer…
İskeleler ve benzerleri kayma aracı olarak kullanılırdı. Bir SOKAKBAŞI klasiğini okurlarıma sunmak isterim…
Karın kesilmesi sonrası havalar ayaza çekilir ve yollar DON tutardı. Kayak pisti ya LALE sinemasından SOKAKBAŞINA inen cadde yada liseye giden yolun deniz tarafına inen yokuş kullanılırdı…
Öyle akşamlardan birinde planlar yapılmış o yokuşta kayılacaktı. Sarı Orhan iskeleyi ayarlamış ve fısıltı gazetesi yardımı ile bizlere ulaşmıştı…
Sarı Orhan iskelenin önünde ve kaptanı durumunda. Saat 10.00 sonrası haberi olanlar kayak yerinde hazır kıta. İlk üç tur vukuatsız tamam...  
Fakat ya üçüncü tur…
Yine aynı takım. En şanslıları ben sayılırdım. İskelenin en arkasında idim. Sevinç naraları eşliğinde kayma işlemi başladı. Herkes sonunda olacaklardan habersiz pür neşe…
Hani tatlı tatlı yemenin örneği. O haleti ruhiye içinde yaşanan tatlı heyecan var ya bir anda kabusa dönüştü. Bizim usta kaptan da çılgınlığa ayak uydurunca yokuşun dibinde rahmetli elektrikçi Süleyman'ın en az üç metre aşağıda bulunan bahçesine yumuşak iniş başlamadan ben atlayıp kurtulmuştum…
Ya aşağıya uçuş yapanlar pardon kızak kayanlar ne alemdeydi. Anlamakta zorlanmadım. Gelen iniltiler ve acı dolu haykırışlar yaşananları belli ediyordu…
MUTLU HAFTA SONLARINIZ OLSUN…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık