• 17 Mart 2017, Cuma 15:53
AsımİNAN

Asım İNAN

HEY GİDİ GÜNLER HEY!...
 Geçenlerde sanal alemden bir arkadaşım sorguluyor:
-Giresun'un çok eskilere dayanan ve meyve ağaçları ile dolu kagir evlerini neden kaleme almıyorsun?
Düşünüyor ve ona hak veriyorum…
Aslında daha çokça kaleme almış gündeme taşımıştım .
Belki okuma fırsatı bulamamıştı…
Şu sıralar ANKARA'DA bulunmama rağmen ve ben de satırlarımda siz okurlarım ile ne paylaşabilirim diye düşünürken bu parlak fikir aklıma yattı…
Yazmalıydım ve şimdiki gençliğe ESKİ GİRESUN ile ışık tutmalıydım…
Ki kaleye çıktığım zamanlar şehrin her iki yakasını incelediğimde hayal alemine dalar o eski GİRESUN'UN bahçe içindeki meyveli evleri gözlerimin önünden kısa süreli metraj filmi gibi geçerdi…
İsterseniz o günlere doğru bir zaman yolculuğuna çıkalım dersem umarım kimseden itiraz sesleri çıkmaz…
Çocukluğumda evimiz kagir,iki katlı ve meyve ağaçları ile çevrili.Hele üç tane elma ağacı var ki bugün bile doyumsuz tadı damağımda…
Komşumuz rahmetli Nihat Külekçi'nin bahçesindeki çalı kirazın tadına ne demeli….
Sadece bizim ev ve komşularımızın evleri mi meyve ağaçları ile dolu…
O zamanlarda Giresun'da nüfus sayısı az ve konut sayısı da ona göre…
İddia ediyorum kaleden bakışta mübalağa olmasın hem doğu hem batı yakasındaki evler yeşil tonlarının fazlalığından görünmez ev konumuna girerlerdi…
Meyve bahçeleri demişken küçük bir anımı yazmadan geçmek istemiyorum:
Aylardan Ramazan ve Sokakbaşı gençleri olarak her akşam ihtiyaroğullarının evine teraviye gidiyoruz…
Bir akşam anlaştık çıkışta sinemaya gideceğiz. Teravi çıkışı şeytan bizi gıdıklamaz mı?
Bahçesi mandalin ağaçları ile dolu sinemada yeriz diye bahçeye daldık…
Ertesi akşam bahçenin ve evin sahibi rahmetli Hamdiye hanımın sesi kulalaklarımızı çınlattı:
-Gavurun ermeninin hızanı dün akşam mandalinalarımı çaldıkları gibi dallarını bile mahvetmişler…
Haydi gel gülme krizine girme…
Fakat çaresiz durumda birbirimize bakışırken ayni zamanda kalçalarımıza attığımız çimdiklerden beyaz olan yerlerimiz renk değiştirerek morarmıştı…
Son yıllarda artan nüfus yoğunluğu o bahçeli evlerin yerini apartman denilen beton yığınlarına bıraktı…
Şimdi HEY GİDİ GÜNLER HEY demekte haksız mıyım?
Biliyorsunuz bazen KEŞKELER ile avunuruz ama ÇARESİZLERİ OYNARIZ…
Şimdi o günlerin geri gelmesi için neler feda edilmez?
O meyve ağaçları ve yeşillikler ile çevrili evlere bir örnek:
Lale sinemasından Sokakbaşına iner iken sağ koldaki Eşref Zaimoğlu'nun yeşillikler ile çevrili konağı…
MUTLU HAFTA SONLARINIZ OLSUN…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık