• 05 Mayıs 2017, Cuma 16:50
AsımİNAN

Asım İNAN

DEBBOY UNUTULMAMALI!... (2)
 (Geçen haftadan devam)
İnanır mısınız ben eskiden olduğu gibi bugünde devamlı yazılardan kaçınmışımdır ve kolay kolay da yazmamışımdır…
Özel durumlar hariç desem de yaklaşımım olmamıştır…
Bugün o özel durumlardan birisi ile karşı karşıyayım…
Geçen haftaki yazım sonrasında gelen olumlu tekliflerin yanı sıra yapıcı eleştiriler karşısında sessiz kalamazdım…
Sonradan ben de hak verdim ve Giresun'un merkezi durumundaki “DEBBOY UNUTULMAMALI” başlıklı yazımın ikinci bölümünü karalamak için klavyemin başına oturdum…
Öncelikle geçen hafta yazılan yorumlara bir göz attım…
Yazımın eksik olduğuna kanaat getirdim ve DEBBOY’un çok eski durumlarına doğru turladım…
1950'li yıllar ve DEBBOY’da bir askeri kışla binası…
Hemen önünde teknelere doldurulan mezgit balıkları dizinlerde alıcılarını bekliyor…
Ki o askeri kışlanın ZONGULDAK'a taşınması sonrasında oluşan sessizlik ile kafalarda acaba askeriye bir daha geri gelecek mi sorularının oluşmasının nedeni oldu…
Askeri kışla 60'lı yıllarda öğretmen okuluna çevrildi ve GİRESUN eğitim camiasına öğretmen yetiştiren iller arasındaki yerini aldı…
Düşünebiliyor musunuz bir eğitim yuvası ve yüzlerce öğretmen yetiştirilmesi…
Yine o kışlanın önüne getirilen buz kalıplarının çuvallar içinde satılması…
Geçen haftadan eksik bıraktığım GİRESUN'da İLK “MİNİ MARKET”…
Yaşar KIRHASANOĞLU'nun fırınının “hemen yanında ve kardeşi rahmetli Eyüp KIRHASANOĞ-LU tarafından hizmete sokulmuş, daha sonra el değiştirilmiş Yavuz abiye geçmişti…
Sabahın erken saatlerinde dondurmalarını, limonatalarını hazırlayan insanlar yıllarca DEBBOY’u mesken tutmuşlar unutmak ve onları “UNUTMAK MÜMKÜN MÜ?
Sanki kar ve köpüklü dondurmanın mucitleri durumundalar…
Rahmetli Ali KOÇ ve Hurşit dayıyı anmadan geçmek olur mu?
Mübalağa değil ama gerçek…
Sabahın erken saatlerinde uzun kuyruklar oluşturan insanları yad etmeden, dillendirmeden geçilir mi?
Rahmetli Ali Koç dayının dondurması yanında yaptığı limonataya ne demeli…
O devirde sanırım o limonatadan içmeyen kalmamıştır…
Uzun yılla5r sonra bir gün yolda rastladığım büyük oğlu Mehmet Koç’a:
-Hiç denedin mi baban gibi dondurma yapabiliyor musun?
-İnanır mısın çok denedim ama o lezzeti tutturamadım…
O yıllara damgasını vuran dondurmacılar her sabah Osman Ağa mahallesinin tepesindeki kar kuyusundan kestikleri kar toplarını eşeklerine yükler DEBBOY’un yolunu tutarlardı…
Tüfeğin icadı ile mertliğin bozulması örneği piyasaya giren suni dondurma makineleri ne acıdır ki damak lezzetlerimizin de beraber gitmesinin nedeni oldu…
DEBBOY bugün yerinde amma eski neşesi var mı diye soracak olursanız maalesef çok üzgünüm…
HOŞ KALIN, HOŞÇA KALIN….

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık