• 18 Ocak 2013, Cuma 9:26
AliKaya

Ali Kaya

TARIMIN SİGORTALANMASI
 Sayın okuyucularım,
İnsan, bitki ve hayvanların kısaca canlıların yaşamlarını etkileyen bir çok tehlikeler ve belirsizlikler vardır. Bunlar insanların mallarını ve hayatlarını, bitki ve hayvanların da hayatlarını önemli ölçüde etkileyerek büyük hasarlar meydana getirirler.
Modern tarımın olmazsa olmazlarından biri de kontrol edilemeyen bu tehlikelere karşı ürünün, hatta yapılabiliyorsa ürünle birlikte bitkinin sigortalanmasıdır.
 Avrupa’da tarım sigortalarına 18. Yüzyılın 2 ci yarısında İrlanda da kooperatiflerce hayvan hayat sigortaları yapılmasıyla başlanılmıştır. Daha sonra Almanya, Fransa, İsviçre gibi Avrupa ülkelerinde dolu, yangın ve hayvan hayat sigortaları yapılması ile devam edilmiştir.
Japonya da tarım sigortaları, 1939 yılında çıkarılan tarım sigortası yasası ve bu yasadan sonra devlet sigorta kurumunun kurulması ile başlamıştır. Bu kurum ürünleri; dolu, kuraklık, kasırga, su basması, çeltikte hasara neden olan çeşitli hastalıklar ve zararlılar, dut yaprağında hasara neden olan don, arpa ve buğdayda zarara neden olan fazla nemin sigorta yolu ile teminat altına almıştır. Japonya’da sonraki yıllarda tarımsal üretimde görülen bütün tehlikeler sigorta kapsamına alınmıştır.
ABD de tarım sigortaları 19. cu yy ın sonlarında başlamış, geniş kapsamlı tarım sigortaları 1938 yılında çıkarılan ürün sigortası yasasına dayanır. Bu yasa ile kurulan federal ürün sigorta şirketi bitkisel ürünleri; dolu, don, kuraklık, su baskını, şiddetli rüzgâr, kar, yıldırım, hastalık ve zararlıların oluşturduğu tehlikelere karşı sigortalamaktadır.
 Ülkemizde ilk sigorta 1957 yılındaŞeker Sigortatarafından Şekerpancarında ürün sigortası şeklinde yapılmıştır.
Daha sonra1991 yılındabağlarda don sigortası pilot projesi uygulanmıştır.
2006 yılında da 14.6.2005 tarihli ve 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan 18.05.2006 tarihli Tarım Sigortaları Havuzu Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile 18.05.2006 tarihli Tarım Sigortaları Uygulama Yönetmeliği ile Devlet Destekli Tarım Sigortaları uygulamasına başlanmıştır.
Avrupa, Japonya ve ABD çiftçileri tüm tehlikelere karşı ürünlerini sigorta yaptırabilmelerine rağmen ülkemizde çiftçiler ancak bitkisel ürünlerde tehlikelerin bir kısmı olan dolu, fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, sel ve su baskını, don risklerine karşı sigorta yaptırabilmektedir.
Tarımda gelişmeyi desteklemek ve üretimde kendine yeterliliğe ulaşmak için yeterli bir araç olarak görülen tarımsal sigortanın Avrupa ülkelerinde 150-200 yıllık, Japonya ve ABD de 70-80 yıllık ve ülkemizde de yaygın olarak 6 yıllık bir geçmişi vardır.
Sigortalı alanın tüm tarımsal alana oranı ABD de % 80, Avusturya’da % 72, Almanya’da  %64, Yunanistan’da % 45, Etopya’da % 13 olmasına karşın ülkemizde 6 yıl içinde ancak % 7 ye çıkabilmiştir. Görüldüğü gibi ülkemizde sigortanın önemi çiftçilerimizce daha henüz fark edilememiştir.
Tüm tarımsal ürünlerde olduğu gibi fındık tarımında da görülen büyük tehlikelerden biride don olayıdır. Özellikle 400 m -500 m den yukarılardaki fındık bahçelerinin kâbusu ilkbaharın geç donlarıdır.
İlkbahar geç donları Mart ayında Yalnız Karanfillere, Nisan ayında Çotanak Taslaklarına, don olayının şiddetine ve kalış süresine bağlı olarak az ya da çok oranda zarar verebilmektedir.
Fındık Araştırma Enstitüsü’nde yapılan bir çalışmada tomurcukların kabarma ve açılma döneminde -2 C ye kadar herhangi bir zararın olmadığı, yaprakların açıldığı dönemde -4 C den itibaren zararın başladığı, düşük sıcaklıkta kalma süresine bağlı olarak -6Cde önemli zararların olduğu görülür.
Fındıkta esas zarar Mart-Nisan aylarında sıcaklığın  -3 C ya da -4 C ve daha aşağı derecelere düşmesiyle olmaktadır.
Mart ve Nisan ayları fındık için son derece hassas ve tehlikeli aylardır.
Don olayına karşı kısa zamanda pratik olarak ürünün sigortalanması haricinde hiçbir koruyucu tedbir alınamamaktadır.
2004 yılında 4/5 Nisan gecesinde sıcaklık sahil kolda -3C,-5 C lere, orta ve yüksek kollarda -7C,-8 C kadar düştü, hatta yüksek kolda -15, -20 lere düştüğünü söyleyenler oldu.
Normal yıllar 80 000-100 000 ton dolaylarında fındık olan Giresun’da 2004 yılında 12 000 ton, normal yıllarda 150 000-175 000 ton dolaylarında fındık olan Ordu’da 55 000 ton ve normal yıllarda 50 000-70 000 ton dolaylarında fındık olan Trabzon’da 15 000 ton fındık olmuştur. 2004 yılındaki bu düşüşün tek sebebi şiddetli don olayıdır.
Eğer Tarım Sigortaları Kanunu ve TARSİM 2004 yılından önce faaliyete geçseydi 2004 yılında her halde iflas ederdi. 
2004 yılında Giresun-Trabzon ve Ordu illerinde rakımı 700-800 m nin üzerinde arazilerde don olayından dolayı çok bahçe kurudu.
Bahçeler sanki yangından çıkmış gibiydi.
4/5 Nisan 2004 gecesi fındık üreticileri için KARA GECE oldu.
********
FINDIĞINIZI DÖKEN kozalak akarıNIN KIŞLAK YERLERİ OLAN KOZALAKLARI TOPLUYORMUSUNUZ? !
 
Fındıkta görülen uç kurusunun en büyük nedeni kozalak akarlarıdır.
Fındığın bir ana zararlısı olan kozalak akarı fındık bahçelerinde Tombul, Mincane ve Uzunmusaçeşitlerinde % 70 lere varan oranlarda diğer çeşitlerde % 20-40 lara varan oranlarda zarar yapar. 
Kozalak akarları püslerde, karanfillerde ve sürgün tomurcuklarında zarar yaparak ürünün az olmasına neden olabilmektedir.
Mayıs ayında yeni oluşan tomurcuklar saldırıya uğradığında Ağustos-Eylül aylarına doğru kururlar, dökülürler ve sürgünlerde uç kurusu meydana gelir.
Fındıkta görülen uç kurusunun en büyük nedeni kozalak akarlarıdır.
Kozalak akarının yavruları kozalak içinde yaşamaktadırlar.
Yapraksız dönemde yani Ocak ayında kozalaklar dallardan koparılmalı, bahçelerin bir yerine bırakılmalıdır. Kesinlikle yakılmamalı ya da gömülmemelidir.
Bahçede ocaklardaki kozalakları toplamakla zararlı potansiyeli büyük oranda azaltılmakta ve beklide ilaçlamaya gerek kalmamaktadır.
**********
Fındık bahçelerinde suni tozlama yapılırsa meyve tutumu daha iyi olmaktadır.
Fındıkta karanfillerin ve püslerin yoğun açılacağı zamana gelmiş bulunuyoruz. Ocak ayı 2 ci yarısında ve Şubat ayı ilk yarısında karanfiller açılacak ve toz kabul edecektir, püslerde  açılacak ve toz yayacaklardır.
Bu sene püs yönünden bir sorun yaşanmamaktadır.
Fındık bahçelerinin tozlayıcı ihtiyacı kısmen suni tozlama ile karşılanabilir.
1-Hava şartlarının kötü olmasından yeterli tozlanmanın olmadığından şüphelenilen yerlerdeki fındık bahçelerinin ya da tozlayıcı çeşit ihtiyacı hesaplanmadan kurulmuş fındık bahçelerinin tozlayıcı ihtiyacı kısmen suni tozlama ile karşılanabilir.
Bu amaçla iyi çiçek tozu yayan ve çiçek tozu çimlenme kabiliyeti yüksek olan fındık çeşitlerinin püsleri olgunlaşma döneminde yani önümüzdeki günlerde toplanır.
Toplanan püsler beyaz bir kağıt üzerinde 20 C de oda ısısında 24 saat bekletildiğinde çiçek tozları kağıt üzerine dökülür.
Bu şekilde elde edilen çiçek tozları filitlere konularak ana çeşitlerin karanfillerinin yoğun açım dönemlerinde bu ay 3-5 gün ara ile 2–3 kez dallara püskürtülür.
Bu şekilde fındık bahçelerinin toz ihtiyacı nispeten karşılanır ve çotanak bağlama oranı artar.
2-Havaların açık, güneşli ve hafif rüzgârlı olduğu günlerde fındık dallarına ayakların tabanı ile hafif hafif vurulursa püslerin tozlandığı ve rüzgârlarla tozların uçuştuğu görülür.
Bu işlem haftada 2 kez yapılırsa tozlanma sıkıntısı giderilmiş olur ve çotanak bağlama oranı artar.
 
Saygılarımla
16.01.2013




 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık