• 26 Haziran 2012, Salı 9:30
AliKaya

Ali Kaya

FINDIKTA ÇOTANAKTAN REKOLTE TAHMİNİ
Sayın okuyucularım,
Gün geçmiyor ki gazetelerde fındığın rekoltesi ile ilgili haber çıkmasın. Fındıkta rekolte tespiti ile ilgili 2010 yılında Giresun'da bir çalıştay yapılmasına rağmen hala rekoltenin ne zaman ve nasıl yapılacağı hakkında basında çelişkili haberler çıkıyor. Buradan 2010 yılında yapılan çalıştay da rekolte tespiti ile ilgili bilimsel araştırmaların görüşülemediği görülmektedir.
Yazılı basından öğrendiğimize göre fındıkta çotanaktan rekolte tespitinin sadece Haziran ayının 2 ci yarısında yapılabileceğini iddia eden var. 1987-1993 yılları arasında Fındık Araştırma Enstitüsü'nde yaptığım rekolte belirleme çalışmasında çotanaktan fındık tahminin karanfillerin tamamının çotanağa dönüştüğü zamandan itibaren hasata kadar olan devre arasında her zaman yapılabileceği görülmüştür. Bu zaman da Mayıs ayının ortaları ile hasat arasıdır. Görüldüğü gibi çotanaktan rekolte tahmini sadece Haziran ayı ikinci yarısında değil Mayıs ayı ortaları ile hasat arasında her zaman yapılırmış.
14 Haziran 2012 tarihli Yeşilgiresun gazetesinde Giresun ilinin“2012 fındıktaki son rekolte çalışmasının 27 Haziranda başlatılacağı ve Ağustos ayının ilk haftasında sona ereceği” açıklanmıştır.  Açıklamada çotanak sayımlarının 30-40 günlük bir zaman diliminde yapılacağı ve Ağustosun ilk haftasında son bulacağı ifade edilmektedir. Çotanak sayımında 30-40 günlük zaman uzun bir zamandır.
Çotanak sayımı Mayıs ortası ile hasat arasında ne zaman yapılırsa yapılsın sayımlar en fazla 10 gün içinde tamamlanmalıdır.10 günden fazla zamanda yapılan sayımlarda yağışın ve sıcaklığın, fındık hastalık ve zararlılarının çotanak ve meyve üzerindeki olumsuz etkisi yani çotanak dökümleri aynı oranda olmaz, farklı oranlarda olur. Bu nedenle dal başına düşen çotanak miktarı ile çotanakların toplanabilir çotanağa ulaşma oranları farklı olur.Bu durumlarda tahminde hata oranını yükseltir.
Gaye en az hata ile tahminin yapılmasıdır. O nedenle bu durumların bilinmesi önem kazanmaktadır. İşin doğrusu budur. Sayımlar sırasında bu anlatılanlara uyulur yada uyulmaz. Komisyonun bileceği iştir. Uyulmazsa hata oranı yüksek olur. Sonuçlar inandırıcı olmaz.
*****
Fındık Bahçeleri Yaşlanmıştır Diyenlerin Düşünceleri Yaşlanmıştır.
  “Giresun ve Ordu illeri fındık bahçelerinin yaşlı olduğu, ekonomik ömürlerini doldurduğu ve sökülmeleri gerektiği söylenmektedir”. Bahçelerde bir ocağın yada ocaklardaki dalların yaşlı olabilmesi için bu ocakların ve dalların kısmen yada tamamen kurumuş, yıpranmış,  ürün veremez hale gelmiş olması sonunda dekara verimin maksimum 15-20 Kg dolaylarında olması ve verimliliğin devamı için  mecburen sökülüp yenilenmeleri gerekir. Kısaca bahçenin verimden düşmesi odun deposu olması gerekir. Oysa 2012 yılında Giresun ve Ordu illerinde 340 000 ha dolaylarında fındık bahçesinde 300 000 ton dolaylarında yani dekarda 80-90 Kg fındık olacağı tahmin edilmiştir. Bu kadar fındığın alındığı bahçelerin yaşlı olması mümkün değildir. Zaten bu bahçeler incelenirse ocakları meydana getiren dallarda yaşlılık belirtilerinin olmadığı görülür.Fındık veren bu bahçeler yaşlı olmadığına göre niçin sökülüp yeniden dikilsin?  Asıl fındık bahçeleri yaşlanmıştır diyenlerin düşünceleri yaşlanmıştır. Eskiden fındık bahçeleri yaşlanmış sökülüp yeniden dikilmeleri gerekir deniliyordu. Halk bahçelerinde yaşlanmadan dolayı sökülüp yeniden dikilen bahçeleri (Fındık Araştırma Enstitüsü bahçeleri hariç) gören var mı? Ben hiç görmedim. Bahçeler yaşlı değil ki sökülüp yeniden dikilsin. Halk bahçeleri yaşlı değildir. Fındığı bilen ve tanıyan kişilerin mevcut fındık bahçelerini durumunu incelediklerinde bahçelerin yaşlı olmadığını ve verim düşüklüğünün yaşlılıktan değil fındık tarımının ilkel tarım yöntemi  ile (ilkel yöntemi aşağıda anlatıyorum) yapılmasından kaynaklandığını görürler. 330 000 dolaylarında fındık çiftçisinin % 99,5 i ilkel tarım yapmaktadır.
Halk bahçelerinin yaşlı olmayıp nasıl olduğunu anlatmaya devam ediyorum.(İlk üç madde önceki haftalarda anlatılmıştır)
4)Halk bahçelerinde ocaklar arası mesafeler olması gerekenin yarısı ya da üçte biri kadardır.
Ocakların sıra üstü ve sıra arası mesafeleri ocakların merkezinden merkezine düz ve meyili              % 25 e kadar olan arazilerde 4 m -7 m arasında(ocakların merkezinden merkezine)  diğer bir ifade ile düz ve az meyilli bahçelerin dekarında 25-35 ocak, meyilli arazilerin dekarında en fazla 40-50 ocak olması gerekirken halk bahçelerinde düz yada meyilli fark etmez tüm arazilerde ocaklar 2 m-3 m-4 m aralıkla dikilmekte bahçelerin dekarında 60-70 hatta 80-100 ocak bulunmaktadır. Bu şekilde ocaklar arası mesafeler yarı oranda yada üçte iki oranda kısalmaktadır. Dekara dikilen ocak sayısında modern üretim tekniğine karşı adeta bir direnme var. Dekara fazla  dikilen ocaklarla verim artmıyor aksine az oluyor. 
5)Ocak çukurları dar (0,4 m2 - 0,5 m2) ve sığ(10-15 cm derinlikte) açılmaktadır.
Düz ve meyili  % 25 e kadar olan arazilerde ocak çukurlarının 120-150 cm çapında ve 40-60 cm derinliğinde; cep teraslarda ocak çukurlarının 50 cm x 70 cm ebatlarında ve 40-50 cm derinliğinde elips şeklinde; çit dikimde fidan çukurlarının 40-50 cm çapında ve 40-50 cm derinliğinde açılması gerekirken halk bahçelerinde ister düz olsun ister meyilli olsun ve hatta dik olsun hiç fark etmez tüm arazilerde ocak çukurları (15 cm x 50 cm), (30 cm x 60 cm), (40 cm x 80 cm) yada (20 cm x 100 cm)  en boyda  ve 10-20 cm derinliğinde  dar ve sığ açılmaktadır.  Ocak çukurları DAR Ve SIĞdır. Verimsizliğin büyük nedenlerinden biri ocak çukurlarının dar ve sığ açılmasıdır.
6)Düz olsun ya da meyilli olsun ve hatta dik olsun hiç fark etmez tüm arazilerde yarı yarıya daraltılmış dar ocak çukurlarına “yan yana 8-10 tane fidan dikilmektedir”.
Düz yada  meyili % 25 in altında olan arazilerde açılan ocak çukurlarına 5-6 fidan, çit dikimde açılan çukura 1 fidan, cep teraslarda açılan çukura 3 veya 4 fidan (bu fidanlar 1-2 yaşlı,3-5 sağlam tomurcuklu) dikilmesi gerekirken halk bahçelerinde ister düz olsun ister meyilli olsun ve hatta dik olsun hiç fark etmez tüm arazilerde yarı yarıya daraltılarak açılan dar çukurlara yan yana 8-10 tane fidan dikilmekte hatta erken ürün versin diye 3-5 yaşlı genç dallar da dikilmektedir. Halk bahçelerinde yarı oranda daraltılarak açılan çukurlara fazla fidan dikilmesi ve sonraki yıllar fidan ilave edilmesi ile dallar  birbirine bitişik yada yan yana büyümekte bu dalların kökleri toprakta kütükleşmektedir. Düz ve meyili % 20 nin altında olan arazilerde ocak dikim sisteminde fidanlar arasında karşılıklı en az 100 cm ve yan yana da en az 50-60 cm mesafe olması gerekir. Fidanlar dal olunca da  dallar arasındaki bu aralıklar ömür boyu aynen korunmalıdır. Dalların köklerinin kütükleşmesi bu şekilde önlenir. Dallar arasında 40  cm-50 cm den daha az aralık ve mesafe varsa o ocaktaki dalların kökleri kısa zamanda kütükleşir.(Bahçelerin durumunu anlatmaya gelecek haftada devam edeceğim)
SONUÇ 3: Halk bahçelerinde ocaklar arası mesafe çok küçük yani dekara düşen ocak sayısı olması gerekenin 1,5-2 katıdır. Ocak çukurları dar açılmakta ve sığ dikilmektedir. Ocaklara fazla sayıda fidan dikilmekte ve bırakılmaktadır. Ocaklarda dallar arasındaki mesafenin çok az olması dalların bitişik yada yan yana büyümesine buda köklerin kütükleşmesine neden olmaktadır. Halk bahçelerinde verim düşüklüğü yaşlılıktan değil işte bunlardan kaynaklanmaktadır. Modern fındık yetiştirme tekniğine aykırı olarak yapılan bu uygulamalar ilkel tarım yönteminin ta kendisidir. 
*****
Saygılarımla.
22.06.2012

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık