• 20 Mart 2018, Salı 8:00
AliKaya

Ali Kaya

FINDIKTA BUDAMA VE GÜBRELEME ARAŞTIRMALARINA SIRA NE ZAMAN GELECEKTİR?
 Sayın okuyucularım,
Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü yetkilileri Mart ayının yani bu ayın haftasında toplam 14 adet projeden 2'sinin sonuçlandırıldığını, 11'inin devam ettiğini ve 1 projenin ise yeni teklif edildiğini açıklamışlardır.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü tarafından tasdik edilen ve yürürlüğe konulan bu projelerin sayısının daha fazla olması hepimizin isteğidir. Özellikle bu kurumdan emekli olan ve bir fındık üreticisi olarak ben, bu sayının daha fazla olmasını canı gönülden istiyorum.
Ancak burada benim dikkatimi çeken bir nokta var. Bu nokta fındık tarımının bel kemiğidir. Çok önemlidir.
Fındıkta bir az ürün yılı peşinden birde çok ürün yılı, yada bir çok ürün yılı ve peşinden bir de az ürün yılı vardır. Az ürün yılında ve çok ürün yılında fındık dalı üzerinde ve ürün miktarında görebildiğim kadarı ile bir çok farklılıklar olmaktadır. Verimin düşmesine veya artmasına neden olan farklılıklar nelerdir? Verimin azalmasına neden olan bu farklılıkların giderilmesi, en aza indirilmesi için;
-Nasıl bir gübreleme(özellikle azot) programı uygulanmalıdır? Az ürün yılı çok ürün yılı dikkate alınmadan yapılan gübre tavsiyesini-uygulamasını doğru bulmuyorum.
-Nasıl bir budama programı (özellikle dal budaması) uygulanmalıdır?
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri belki fındık budaması ve gübrelemesi konusunda yeterli araştırmanın yapıldığını düşünebilirler. Bu yanlış bir düşüncedir. Oysa durum çok farklıdır.
Diğer meyvelerde budama ile ilgili oldukça çalışmalar var ama fındıkta dal budaması ile ilgili araştırmalar-çalışmalar maalesef çok yetersiz hatta yoktur. Son 15-20 yıllık çalışmalara ve yayınlara bakıldığında fındıkta dal budaması ile ilgili çalışmaların ve yayınların olmadığı görülür. Fındık budaması denilince akla “dal budaması” gelir. Fındık budamasının esası dal budamasıdır. Fındık dallarının 10-12 ci yaşlardan itibaren hangi yaşlarda nasıl budanacağı bilinmemektedir. Bilinmediği için 10-12 ci yaşlardan sonra fındık dalları “saldım çayıra mevlâm kayıra” mantığı ile büyümektedir.
Son 15-20 yıllık çalışmalara ve yayınlara bakıldığında fındıkta az yılı veya çok yılında verilmesi gereken gübrelerle özellikle azotlu gübrelerle ilgili araştırmalara rastlanmıyor. Fındıkta gübreleme konusunda araştırmalar ve bilgilerimiz yetersizdir.
Budama ve gübreleme çalışmaları temel araştırmalardır. Bu nedenle sürekli araştırılmaları gerekir. Yeni ve sürekli araştırmalar ile yetersiz olan bilgiler geliştirilir, bunlara yeni bilgiler ilave edilerek uygulamaya konulur.
Yıllar geçiyor. Zaman su gibi akıp gidiyor. Budama ve gübreleme konularında bilgisizliğimiz devam ediyor. Fındık üreticileri dal budaması yapmıyor. Yapmak istese nasıl yapılacağı bilinmiyor? Bu durumda nasıl yapsın?
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında fındıkta budama ve gübreleme araştırmalarına sıra ne zaman gelecektir?
***********
Bugün şeker üreticilerinin başına gelenleri istemiyorsanız örgütleniniz, bahçelerinizin şirketlere kiralanmasını veya satılmasını engelleyiniz.
2015-2016 yılları TUİK VE GTHB verilerine göre ülkemizde 501876 fındık çiftçisi 7054450 dekar alanda fındık tarımı yapmaktadır. Dekara ort. 14 dekar fındık bahçesi diğer bir anlatım ile aile başına 14 dekar fındık bahçesi düşmektedir. Fındık işletmelerinin %70'nin arazileri 10 dekarın altındadır ve bahçeler 5-6 parçalıdır. Türkiye genelinde işletme genişliği 60 dekardır. A.B.D de dekardan 250-300 Kg gibi iyi fındık alınmasına rağmen bir aileye düşen ort. fındık bahçesi genişliği 183 dekardır. 15 Avrupa Birliği(AB) ülkesinde 1997 yılı verilerine göre, mevcut tarım işletmesi sayısı 6.954.300 adet, buna karşılık ekilen alan 128.691.000 hektardır. Bu durumda işletme başına düşen arazi genişliği 18,5 hektar=185 dekardır. AB ülkelerinin kendi aralarında da, tarım işletmelerinin büyüklüğü açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. İşletme başına düşen arazi miktarının en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla İngiltere, Lüksemburg ve Fransa, en düşük olduğu ülkeler ise Yunanistan, İtalya ve Portekiz'dir. İşletme başına düşen arazi miktarı İngiltere'de 693 dekar, Lüksemburg'da 425 dekar, Fransa'da 417 dekardır. Buna karşılık işletme başına Yunanistan'da 43 dekar, İtalya'da 64 dekar ve Portekiz'de 92 dekar arazi düşmektedir. AB ülkelerinden sadece Yunanistan'da, işletme başına düşen arazi varlığının Türkiye'ye oranla daha az olduğu görülmektedir.
Fındık Araştırma Enstitüsü' nde çalışırken, 1995 yılında yaptığım “fındık tarımında asgari işletme büyüklüğü” projesine göre; 5 nüfuslu bir ailenin fındık tarımından geçinebilmesi için en az 2400 Kg fındık üretmek zorunda olduğu, bu miktar fındığın Karadeniz sahil kolda en az 22 dekar, orta kolda en az 34 dekar ve yüksek kolda en az 45 dekar fındık bahçesinde üretilebileceği tespit edilmiştir. Ancak bu değerler 1990 lı yılların ürün fiyatlarına göre bulunmuştur. Günümüzde fındık fiyatları olması gerekenin altındadır. Bu durum dikkate alındığında sahil kolda en az 25 dekar, orta kolda en az 40 dekar ve yüksek kolda en az 55 dekar fındık bahçesinden elde edilen fındık geliri bir ailenin geçimini sağlar. Fındık işletmelerini ekonomik olarak üretim yapacak hale getirmenin yolu diğer bir ifade ile fındık tarımını düzeltmenin yolu bahçelerin yabancı şirketlere kiralanması, bilahare satılması değil, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi fındık üreticilerine aile başına sahil kolda en az 25 dekar, orta kolda en az 40 dekar ve yüksek kolda en az 55 dekar arazi verilmesi ve devlet desteğinin AB ülkelerinin çiftçilerine verdiği destek oranına çıkarılmasıdır. Bu şekilde fındık çiftçisi sayısı 150-200 000 dolaylarına azaltılmalı, bu şekilde üreticilerin 24 saat/12 ay/365 gün ve ömür boyunca arazisinin başında kalması ve geçimlerini fındıktan temin etmesi sağlanmalıdır. Böylece yıl boyu arazisinin başında olan üretici BİLMEYEN-SEYREDEN durumundan BİLEN-UYGULAYAN durumuna geçecek, bunun sonunda fındık, üreticinin “EK GELİRİ (YAN GELİRİ) DEĞİL TEK GELİRİ (GEÇİMLİĞİ) OLACAKTIR”. Kaynak mı varlık fonuna aktarılan sermayeler.
Eğer çiftçi sayısı azaltılıp bahçe genişliği artırılmazsa köylerden şehire göç devam edecek çiftçilerimiz hep yaşlı olacak-yaşlı kalacaktır. Köyler emekli yerleri olacaktır. Dolayısıyla verim düşecektir. Böylece bahçelerin kiralanmasının, satılmasının ve şirketlerde toplanmasının yolu açılacaktır. Esas göçün o zamanlar olabileceği ileri sürülmektedir.
Bahçelerin kiralanması, bahçe sahiplerinin maraba olacağı ve bilahare de bahçelerin satılacağı, fındık tarımını yapanların el değiştireceği ve bununda fındık tarımının sonu olacağı anlamına gelmektedir.
Fındık çiftçileri, bahçelerinizin kiralanmasını istemiyorsanız örgütleniniz, hakkınızı ancak örgütle savunabilirsiniz. Örgütlü toplumlar haklı davalarında kolay pes edilemezler.
Saygılarımla
13.3.2018

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık