• 19 Aralık 2018, Çarşamba 17:09
A.Dursun YILMAZ

A. Dursun YILMAZ

Ziraat Odaları, Birlik ve Kooperatif Karmaşası!

Hepimizin bildiği öyküdür. Yaşlı adam, ölüm döşeğinde yatmakta iken üç oğlunu yanına çağırır. Her birine birer çöp parçası vererek, kırmalarını ister. Oğulları, ilkini başardıktan sonra çöplerin sayısı artarak, deneme sürdürülür. Çöplerin sayısı artarak demedi kalınlaştıkça kırma başarısı azalır. Çöpler, koca bir demet olunca hiçbiri kırmayı başaramaz. Bunun üzerine yaşlı adam, oğullarına sürekli birlik içinde yaşamaları tavsiyesinde bulunur. 
Birlikten güç doğar. Dayanışma, işbirliği ve yardımlaşma başarının anahtarıdır. Bir ömür yirmi dört saattir. Bunun üç ikisi uyku, fizyolojik ve biyolojik ihtiyaç için harcanır. Kalan sekiz saattir, kullanabildiğimiz, kullanabileceğimiz. Birey olarak bu sekiz saati dolu dolu yaşamıyorsak, ömrümüzün ziyan olduğunu söylememiz gerekmez mi?
Tabi, bu sefer “Sekiz saatin dolu dolu yaşanması ne demek” sorusu karşımıza çıkar! 
***
Zaman zaman dile getirmekteyim. Ülkemizde köylü de, üretici de örgütsüzdür. Köylüyü savunan olmadığı gibi tüzel kişiliği olan köylerin mahalleye dönüştürülmesi sürecinde itiraz eden bir köylü derneği, muhtar derneği de çıkmadı.Üreticinin, kayıtlara göre odası var, çok sayıda kooperatifi var, binlerce birliği var! Ama, gerçekten var mı?!?  
Hem fındık, hem kivi, hem de büyükbaş hayvan yetiştiren bir üreticinin eş zamanlı olarak başta ziraat odasına, sonrasında fındık tarım satış kooperatifine, fındık üreticileri birliğine, kivi üreticileri birliğine, sığır yetiştiricileri birliğine, süt üreticileri birliğine üye veya ortak olması gerekmektedir. Hatta gereklilikten öte zorunluluktur. Her birisine ayrı ayrı sermaye payı, aidatı ve benzeri ödemeler üretici tarafından yapılmak zorundadır.    
***
Ziraat Odaları ve Birliği, 6964 sayılı Kanuna tabi olarak altmış yıla yakın bir süredir faaliyet göstermektedir. Günümüzde 750 civarında oda olduğu anlaşılmaktadır. 5.500.000 üye çiftçinin olduğu bir yapıdan söz etmekteyiz. Çiftçinin temsilinde köy esas alınmıştır. Temsilde katılım oranı çok düşüktür.  
Son dönemde belediyelerin yapısındaki önemli değişiklikler yapılmıştır.  30 ilde, ilin tümünün belediye sınırı içine alınması sonucunda köyler, mahalle olmuştur. Köylerin mahalle olmasının altında kayden kentli nüfusunun artırılması çabasından öte ülkenin yönetim yapısının tümüyle değiştirilmesinin amaçlandığını düşünmekteyim. Ancak, bu boyutu değil, söylemek istediğim: Köy sayısı yapılan değişiklikler sonrasında sayısı 18.000’e kadar düşmüştür. Niteliği itibariyle köy olmakla birlikte tüzel kişiliği ortadan kaldırılan eski köylerden oluşan binlerce mahalle bulunmaktadır.
Ziraat Odaları köy esası üzerinden organlarını oluşturduğu için günümüzde tüzel kişiliği olmayan mahalleler de seçim sistemine dahil edilmiştir. Ziraat odalarının genel kurulu, delege sistemine göre oluşmaktadır. Köy nüfusu, daha doğrusu bir köyde çiftçilik yapan sayısına göre asıl ve yedek üye belirlenmektedir. 
      ***
Köylünün ve üreticinin üyesi veya ortağı olduğu kuruluşların sayısının çok olduğunu dile getirmiştim. Özellikle son yıllarda hayatımıza giren yetiştirici birlikleri ve üretici birlikleri hem odaların, hem de kooperatiflerin görev alanına giren faaliyette bulunmaktadır. Buna karşılık özellikle yetiştirme birlikleri asıl görevleri olan hayvan ıslahını, damızlık yetiştirme görevini bırakarak kâr amaçlı diğer işlere girmektedir. Bu görev karmaşasının altında üretici kalmaktadır. Her bir kuruluşa para vermekten, kaynak aktarmaktan dolayı işini ve faaliyetini yapamaz duruma gelmiştir. Görev geçişmelerinin tarım ve hayvancılığın önünde çok büyük bir engel olduğu bilinmelidir. 
      ***
Günümüzdeki değişmeler göz önüne alınarak oda genel kurullarının oluşumunda köy esasından vazgeçilerek diğer örneklerinde olduğu gibi ürün bazına göre her bir ürün için komiteler oluşturulmalıdır. Fındık, üzüm, kivi, domates üretici komiteleri; sığır, koyun, keçi yetiştirici komiteleri gibi. Bu düzenlemeden sonra il bazında ve ilçe bazında ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri, üretici birlikleri uygulamasından vazgeçilerek ülke bazında yalnızca ıslaha ve damızlık yetiştirmeye yönelik her bir tür için ayrı olmak üzere yetiştirici birlikleri oluşturulmalıdır. Yetiştirici birlikleri yalnızca hayvan varlığının ıslahına yönelik faaliyet gösterirken odalar, üreticinin hakkını ve çıkarlarını savunan kuruluşlar olmalıdır. Kooperatifler ise işin ticari boyutunu yüklenmelidir. Aksi halde görev geçişmelerinden doğan bu karmaşa sürer, gider. Bu karmaşanın olduğu yerde örgütlenme olmadığı gibi örgüt de, teşkilat da, kuruluş da yoktur! Demet olmasını beceremeyenler tek tek kırılmaya mahkumdur! Süresini, yaşamını dolu dolu yaşamayan organizasyonlar, ziyan edilmiş varlıklardır. Olan da köylüye, üreticiye olur.      


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Önder canpolat Önder canpolat 26.12.2018 18:59

Örgütlenmenin önemini vurgulsması bakımından güzel bir yazı. Ayrıca çifti örgütlerinin çokluğu ve etkisizliğini ortaya koymuş, çözüm önermiştir. Türkiye’de örgütlenme de demokrasi gibi eksik, kör ve topal. Türkiye’de sadece çiftçi değil tüm kesimlerin örgütlenmesi ya yok, ya da sorunlu. Dolayısıyla tüm kesimlerin örgütlenmesi, demokrasinin geliştirmesi ve işlevsel kalması için temel unsur olarak ele alınması gereken bir sorunsaldır. Ahmet hocam aklına ve emeğine sağlık.

yukarı çık