• 27 Şubat 2020, Perşembe 9:21
A.Dursun YILMAZ

A. Dursun YILMAZ

Vur, Ama Bir Dinle!

Veysel öğretmen! Yaklaşık 10-12 yıl önce Trabzon'da tanışmıştık. Trabzon da bir Kooperatifinin genel kurul toplantısının ardından sohbet etmiştik. Trabzon Lisesinde matematik öğretmeniyken emekli olmuş. Trabzon'da bilinen ve sevilen bir öğretmen.  O gün, bir anısını anlatmıştı: Veysel öğretmen, mütevazı bir yaşam sürdürmesinin yanında planlı programlı yaşamaktadır. Genellikle hafta sonralarında bir gece dışarıdadır. Diğer günlerde eşi ile birlikte evinde vakit geçirmektedir. Zamanı geldiğinde emekli olur. Emekli olunca birinci gününden itibaren arkadaşları her akşam öğretmeni, bir lokantaya götürüyor. Tabi ki, demleniyorlar! Sohbet, demlenmeden olmaz! Nasılsa,  ertesi gün iş yok! Sohbetin süresi uzadığı gibi demlenmenin miktarı da büyüyor. İlk günlerde, eşinin bir itirazı olmuyor. Sonra bunun uygun olmadığını lisanı-ı münasiple Veysel öğretmene söylüyor. O da, “Söz, yarın akşam erkenden evdeyim” diyor. Veysel öğretmen, ne yazık ki sözünde duramaz ve geç bir vakitte evine döner. Eşinin uyumuş olacağını düşünerek anahtarla kapıyı açmaya çalışır. Kapı açılır açılmaz, eşi gözlerinden yaşlar akarken Veysel öğretmenin kafasına kafasına terlikle vurmaya başlar. Öğretmen, hemen başını ellerinin arasına alarak korunmaya çalışır. Ama eşine de söyle seslenir:  Vur, ama dinle! Vur, ama bir beni dinle! 
***   
Bir siyasi partinin il başkanı, Fiskobirlik üzerine sözler etmiş. Gazetemizde de yayımlandı. Güya, Fiskobirlik'in, TMO'nun fındığına talibiz şeklindeki açıklamasına tepki göstermiş: Fiskobirlik'in marketçiliğe soyunduğunu; üreticiden bu güne kadar kaç ton fındık aldığını; zamanın hükümetleri ile birlikte beceriksiz ve basiretsiz ellerde fındığın fiyatının yerlerde süründüğünü; şimdi fındığın değerini bulduğunu; devletin hazinesine göz diktiklerini; arkalarında eski hükümetlerin bulunmadığını; fındığı depolarda çürüterek yağlığa gönderen zihniyet artıklarının konuşma hakkının olmadığını; hangi dönemde çiftçilerimizin yüzünün bu kadar güldüğünü dile getirmiş.
Bu sözleri okuyunca, hangi partidenmiş diye bakmadım, değil! Bu kadar sert bir muhalefet yapınca!       
    ***   
Hamasetle hiç kimse yol alamaz! Arşiv konuşur! İl başkanının savunduğu dönemi kapsayan 01.09.2003 tarihinden 31.08.2019 tarihini kapsayan on altı yılda Fiskobirlik toplam 145.463465 Kg. kabuklu fındık almış.  Yıllık ortalaması 9.091.467 Kg. yapmaktadır. Yıllık ortalamayı bu kadar yüksek gösteren 2005/2006 ve 2006/2007 yılarında alınan miktardır. Bunun nedeni, başka bir yazıda analiz konusudur. Bu yılları dışarıda bıraktığımızda toplam miktarın ve ortalamanın çok aşağıya düşeceği açıktır.
Buna karşılık 01.09.1990 tarihinden 31.08.2003 tarihine kadar olan 13 yıllık dönemde Fiskobirlik, toplam 1.320.080.130 Kg. kabuklu fındık almış. Yıllık ortalaması 101.544.625 Kg. yapmaktadır. Neredeyse, il başkanının savunduğu dönemin 16 yılında alınan ürünü Fiskobirlik bir yılda almıştır. Birinde 13 yıla karşılık diğerinde 16 yıllık veriler üzerinden analiz yapılmaya çalışılmıştır. Önceki dönem 16 yıl üzerinden hesap edilse bu farkın daha da artacağı kesindir. Yukarıda açıklandığı üzere üreticinin son 16 yılda neden Fiskobirlik'e ürün vermediğinin nedenini sorgulama hakkı, iktidar partisine düşmez! Açıklanan veriler göstermektedir ki,  iktidar, sorunun çözümünü üretmekle sorumludur.  
Diğer yandan dünyada kooperatiflerin çok büyük cirolar ile tüketim pazarında yer aldığı bilinmektedir. Dünyada kooperatiflerin başarılı olarak marketçilik yaptığının örnekleri çoktur. Ülkemizde neden başarılı olarak marketçilik yapılmadığı sorusuna yanıt aranma yerine Fiskobirlik neden marketçiliğe soyundu, demenin haklı bir yönü yoktur. 
Fındık şimdi değerli midir? Daha önce yerlerde mi sürünüyordu? Bu soruyu da yanıtlamalıyız. 2019/2020 dönemi verileri elimizde yok ama öngörmüştük: İhracat yaklaşık 1,2-1,5 milyar dolar arasında değişecektir. Ortalama ihraç fiyatı da (Kg-iç) yaklaşık 3,50 ABD Doları civarında olacaktır. Yani, kabuklu olarak da yaklaşık 1,75 Dolar civarında olacağını söylemiştik. Öngörümüze yakın bir fiyatın gerçekleşeceğine ilişkin açıklamalar gelmektedir. 
Buna karşılık, önceki yıllarda neler olmuş? Bakalım: 2016/2017 yılından itibaren üç yılda ortalama iç fındık fiyatı 7 Dolar, 2014/2015 döneminde 13 Dolar, 2015/2016 döneminde 9 Dolar civarında gerçeklemiştir. İl başkanını değerini bulduğunu söylediği yılda ise 3,50-4 Dolar arasında gerçekleşebileceği anlaşılmaktadır. Son altı yılın en kötüsü.      
***   
Okuyanlar bilir! Sürekli olarak da fındık ve Fiskobirlik üzerine yazarım. Fiskobirlik'in yaklaşık elli yılını yaşayarak, önceki otuz yılını da okuyarak bilirim. Fiskobirlik, hepimizin kurumudur. Herkesin sahip çıkması gerekli ve zorunludur. Bu seksen yıl içinde her zaman sorunlar olmuştur. Bitmez, her zaman da olacaktır. 
İl başkanı, doğruları söylemediği gibi son 16 yıldaki başarısızlığı başkalarına yüklemeye kalkmıştır. Söylediği başarısızlıkların tümü son 16 yılda gerçekleşmiştir. Ama muhalefet, muhalefetliğini yapmadığı için muhalefet yapmak, iktidar partisinin il başkanına düşmüştür!  
Son söz: vur, ama bir dinle! 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık