• 23 Kasım 2017, Perşembe 8:09
A.Dursun YILMAZ

A. Dursun YILMAZ

Uzak ve Yakın
 Uzak ve yakının bir tezat oluşturduğu kuşkusuzdur. Evet, tezattır, ama, ilginç bir tezattır. İnsana, yere, zamana göre değişir. Çocuğa, evden çarşıya gitmek, uzaktır. Kasabadan köye gitmek, uzaktır. Kısa mesafe koşucusuna on bin kilometre, uzaktır. Uzun mesafe koşabilen sporcuya yüz metre yarışı, yakındır. Pilota üç yüz kilometre mesafe yakın, on bin kilometre uzaktır. Takanın reisine üç kilometre uzaktır. Büyük bir geminin kaptanına bin kilometre yakındır. Otuz sene önce araç yolu yokken köyden yürüyerek sekiz-on saatte ulaştığınız kasaba uzaktır. Aynı köyden şimdi araçla yarım saatte ulaştığınızda ise yakındır. Doğum yapacak üzere olan kadına, hastaneye koşarken fazladan geçen her bir an, her bir dakika uzaklığın ifadesidir.
İşin içinde aşk varsa, yan yana iki ev bile uzaktır. Yanında değilse öteki evde bulunan sevgilin bile, uzaktadır.
Zamanın birinde Anadolu'nun göbeğindeki Ürgüp'e görev nedeniyle gittiğimde bulunduğum yerden hükümet konağını sormuştum. Hiç unutmam, beş yüz metre diye cevap verilmişti. Beş yüz metre diye yola çıktığım noktadan yetmiş-seksen metre sonra istediğim yere ulaşmıştım. Herkesin mesafe ölçüsü de farklıdır.
Demem, o ki, uzaklık ve yakınlık kişiye, zamana ve yere göre değişir. Herkesin tezat algısı farklı olabilir.
***
Bununla birlikte herkesin kabul edebileceği, uzlaşabileceği uzak ve yakın mesafesi vardır. Araca binmeden gideceğiniz bakkal, fırın, manav, eczane yakındır. İşinize, araca binmeden gidiyorsanız, yakındır. İki üç araçla işinize gidiyorsanız, uzaktır.
***
Ekonomide temel bir kuraldır: İnsanlar, mal ve hizmetin en yakınlarına gelmesini ister. İki bakkaldan yakında olanına gider, gitmek ister. İki manavdan yakında olanını tercih eder. Ancak, birincisinde bulamadığını, ikincisinde, uzaktakinde arar. Yakındaki işletmede beklediği ilgiyi görmediği takdirde uzağa gidebilir. Ancak, zamanın doğru kullanılması adına yakındaki tercih edilir, edilmelidir.
***
Yakındakini tercih etmemize rağmen işin içinde başka bir tezat daha vardır. Yakındaki bakkala yumurta Çorum'dan, yoğurt Bursa'dan gelir. İzmir'de üretilen ayakkabıyı Bulancak'tan, İstanbul'da dikilen gömleği Giresun'dan alırız.
Bulunduğunuz yere dışından gelen her bir ürüne ödenen bedel, dışarıya kaynak aktarımıdır. Sonuçları, fakirleşmedir, işsizliktir. Sürekli işsizlik, göçtür. Göç, nüfusun azalmasıdır. Bu kısır döngü, yakındaki bakkalın, manavın, fırının, kısacası işyerlerinin kapanmasıdır. Yani, ekonomik olarak yakındakini tercih etmemize karşın yakın biter, uzaklaşır. Dışarıdan gelen her bir ürüne bedel ödediğimizde, bilin ki, bir işyeri kapanacaktır. Fırıncı, Bulancak'ta üretilen ayakkabıyı almadığı takdirde ürettiği ekmeği alacak kişiyi bulamaz. Marangoz esnafı, Giresun'daki gömlekçiye, gömlek diktirmediğinde ürettiği masayı, sandalyeyi alacak kimseyi bulamaz. Tuhafiyeci, yanında faaliyet gösteren perdeci esnafına perdesini yaptırmazsa işini kaybeder. İpliğini, düğmesini satın alacak birisini bulamaz. Öğretmen, yakındaki bakkaldan alışveriş yapmasa okutacak öğrenci bulamaz.
***
Siz siz olun, yakındakini koruyun. Yakındakinden alışveriş yapın. Uzakta üretileni değil, yakında üretileni alın. Hazır gömlek yerine yakındaki gömlekçiye gömleğinizi diktirin ki, size ekmek olarak geri dönsün. Yakında üretilen ayakkabıyı satın alın ki, size iş olarak geri dönsün. Küçük de olsa yakındaki iyidir. İyiye sahip çıkmak hepimize düşen bir görevdir.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık