• 04 Temmuz 2019, Perşembe 9:27
A.Dursun YILMAZ

A. Dursun YILMAZ

Tornacı Erkek !

Beldemizde, ilçemizde, ilimizde pazarlar kurulurdu. Hafta pazarı denilen bu günler, sosyal ve ekonomik yaşamın en büyük göstergeleriydi. Her hafta bir kez kurulduğu için hafta pazarı adı verilen alış veriş ortamı, ekonominin can damarıydı. Köylüler üretimlerini satarken tüketenler uygun fiyatla kaliteli ürünleri alırdı. Aynı zamanda farklı yerleşimden gelen insanlar birbirlerini görerek sohbet etme imkânını bulurdu. Hafta pazarı çok önemliydi. Hem de çok: Hangi ele geçerse geçsin ağırlıklı olarak para, pazar içinde kalırdı. Bugün öyle mi!?
Piraziz de Perşembe günü kurulurken, Bulancak da Salı günü kurulurdu. Giresun da Pazartesi günü kurulurken Görele de Salı günü kurulurdu. Her ilçenin, her beldenin farklı günü vardı. Halen de var!
*** 
Bulancak'taki Salı Pazarı, deyim yerinde ise bir panayır havasındaydı. Giresun merkezinden, Ordu merkezinden insanlar alış veriş yapmaya gelirdi. Bulancak ilçe merkezinde büyük bir ekonomik faaliyet olurdu. İlçenin tümü pazarın faaliyet alanı içinde yer alırdı. Köylü ürettiği süt, yoğurt, peynir, tere yağı başta olmak üzere köyde ürettiğini satarken aldığı parayla tuz, şeker, sıvı yağ gibi ürünler alarak köyüne dönerdi. Hiçbir esnaf, pazarın ekonomik faaliyetinin dışında kalmazdı.  Düğün, dernek havasında bir pazar olurdu. Dışarıda üretilerek pazara sunulan ürünler olsa da yerli ürünlerin sayısı da çok fazlaydı. Hem ucuz,  hem kaliteli, hem de güvenilir üretimler hemen satılırdı. Bugün öyle mi!?
Bugün de pazarlar var. Ancak, ürünlerin çoğu yerli değil, dışarıdan gelmektedir. Beş on sene var. Bir gün Salı Pazarında patlıcan almak için satıcıya “Yerli mi?” diye sorduğumda, “Yerli, yerli” demişti. Sonra da eklemişti: “Oğlum, tohumu Ankara'dan gönderdi!”  Yine bir gün karpuz alırken aynı soruyu sormuştum. Satıcı, “Yerli ama tohumu yurt dışından geliyor.” demişti. Ben de “Bunun üzerine hanım sizin ama tohumu başkaları koyuyor!” deyince ilk önce biraz bozulmuştu! Sonra gülerek, beni desteklemişti! 
*** 
Yine eskiden köylünün değişik uğraşlarla yıl boyunca ürettiği fındık sepeti, şelek, harar başta olmak üzere fındık dallarından yapılmış değişik işlevleri olan örgü sepetler yapılırdı. Bu malları satanlar aynı zamanda el yapımı birçok ürünü alıcıya sunardı. Şimşir, gürgen başta olmak üzere çeşitli ağaçlardan değişik büyüklükte oklava, kaşık, merdane, sofra, sofra altı, beşik, nihale başta olmak üzere birçok ahşap mutfak araç ve gereçlerini üreterek satışa sunardı. Tırmık, kürek gibi fındık üretiminde kullanılanları söylemeye gerek bile yok!  Çok zengin, mal arzı vardı. Ağaç ürünlerinden yapılmış çok sayıda ürün, pazarda önemli bir yer tutardı.  Bugün öyle mi!? 
Sepetlerin tümü plastiklere dönüştü. Fındık dalından sepetler neredeyse yok gibi. Ahşap tırmık ve küreklerin yerini plastikleri aldı.  Ahşaptan yapılmış birçok mutfak araç ve gereci, bugün Uzak-Doğudan ithal edilerek satışa sunulmaktadır. Bu ürünlere ne kadar döviz ödediğimizi bilmiyorum ama yıllar yılı dış ticaret açığı kadar borçlandığımızı biliyorum.    
*** 
En basit mutfak araç ve gereçlerini borçla ve dövizle satın alırken ülkemizde işsizlik başını almış gitmiştir. Üniversitelerin genç işsiz yetiştirmekte başarılı olduğunu biliyoruz! Buna karşılık eski deyimi ile sanat mektepleri yok olmuştur. Endüstri meslek liseleri silinmiştir. Birçok üretim alanında ara insan gücüne gereksinim bulunmaktadır. Esnaf ve sanatkârlarımız, çırak bulamamaktadır. 
***
Çözüm noktasında yapılacak bir şeyler vardır: İşsizlik sorununu tümden çözemeyeceğimizi bilmekle beraber yerel yönetimlerin önderliğinde, kuruculuğunda, ortaklığında küçük sanat kooperatifi kurularak, ahşap ürünlerinin üretimi planlanabilir. Evlerinde uygun yer bulunanlara birer torna verilerek eskisi gibi ahşap mutfak araç ve gereçlerinin üretimi sağlanabilir. Bunun için çeşitli eğitim kurumlarından destek alınabilir. Kurslar düzenlenebilir. Torna makineleri ücretsiz verilebileceği gibi bedelinin yapılacak işle ödenmesi sağlanabilir. Ahşap ürünleri, kooperatifçe satışa sunulabilir. Makineli üretim yapılabileceği gibi yalnızca el işçiliği ile üretim yapılması planlanabilir, her ikisi de olabilir. Kooperatif işliğinde mutlaka tasarım bölümünün olması gereklidir. Değişik biçimde seri üretim planlaması yapılabilir. Günün ihtiyaçlarına göre farklı üretimler de yapılabilir. Tasarım bölümünde planlanarak oyuncak üretimi yapılabilir. Doğal boyalarla üretilerek yeni pazarlar bulunması yönünde olanaklar oluşturulabilir. Bunun dışında bütüncül bir pazarlama planlaması yapılmasına da ihtiyaç vardır.  
Bu kooperatife tüm üreticilerin yanında ürünleri satışa sunacak esnafın, ilgili esnaf ve sanatkârlar odalarıyla, birliklerinin, ticaret odalarının ortak olması da sağlanabilir. 
Bütün bunları yapmak da yetmez! Üretici, esnaf ve tüketici işbirliğinin bir örneği olarak herkesin sahip çıkması gereklidir. 
Yapılacak ürünleri satın almayı ve sürekli kullanmayı, yerine göre başkalarına hediye etmeyi yeğleyecek bilinçli belde halkına da ihtiyaç vardır. Komşusunun gelirinin artmasını isteyen, üretimin sağladığı katma değerin beldesinde kalmasının kendi gelirine de olumlu katkı yapacağını bilen insanlara, vatandaşlara, tüketicilere de çok büyük ihtiyaç vardır. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık