• 01 Şubat 2018, Perşembe 8:23
A.Dursun YILMAZ

A. Dursun YILMAZ

TAYFASIZ GEMİ, LİMANDA ÇÜRÜR
Geçen hafta tayfasız gemiyi yazmıştık. Biraz daha devam edelim. Kaptanın, “Bu gemi tek başına yürümez” feryadında haklı olduğu aşikârdır. Ancak,  nedenini sorgulamadan üreticiyi, yani tayfaları suçlamak doğru değildir. Bu feryat, kurumun yaşadığı sorunların irdelenmediği ve derinliğinin kavranmadığının bir biçimde itirafıdır. Başka bir deyişle beni kim itti, serzenişidir. En azından, bizde oluşturduğu intiba böyle olmuştur. 
Bu gemi, “80 yıllık tarihinin büyük bir bölümünde üreticisini korumuşken şimdi neden koruyamıyor” diye sorulması gerekmez mi?  Destekleme alımı döneminde bu kurum ayakta kalırken bilinen adı ile “dönüm parası” verilirken “Bu kurum ürün almakta neden zorlanmaktadır.” sorulması gerekmez mi? Üretici bir sene 7 liraya sattığı ürünü, izleyen yılda 1 ilâ 3,- lira arasında, ertesi yıl 2 ilâ 4 lira arasında, arkasından 4 ilâ 6 arasında satarsa üreticide derman kalır mı? Bir sene 20,- liraya sattığı ürünü izleyen yıllarda 8,5 ilâ 9,5 liraya satarsa, kime güvenebilir? 
Köy ilkokulların, ortaokullarının, hatta liselerinin kapatılmasının oluşturduğu göç dalgasının olumsuz etkisi hesap edilmeden tayfadan şikâyet etmenin bir faydası yoktur. Dönüm parasının oluşturduğu hazırı yeme alışkanlığının üretimi ve üreticiyi baltaladığını bilmeden bahçedeki ağaçların yenilenmesi gerektiğini ileri sürmek, körün file dokunması gibidir. Fındık ağacını tanımayanların gençleştirmeden bahsetmesinin hiçbir geçerli yönü yoktur. Dal budama ve bahçeleme işlemlerini bilmeden bahçe gençleştirmesinden söz etmek, olsa olsa bilgisizliktir, diyelim. Mikro klimada oluşan değişikliklerin etkileri tespit edilmeden, bilinmeden oluşan küllenme hastalığının varlığından söz edilerek üreticiye fındığın bakımını şöyle yap, hasatı ve kurutmayı böyle demek çözüm değildir. Üretici, dönüm parasını aldığı sürece neden bakım yapsın? Üretici, toplam maliyetini karşılamayan fındık fiyatı olduğu sürece bahçesine neden baksın? Zararına satış yaparak üretim korunabilir mi? Üretici, dönüm parasından aldığı parayla ilçe merkezinde konut kirasını ödediği sürece neden bahçesinde budama yapsın? Bu soruların yüzlercesi ardı ardına sıralanabilir.          
***
1938 yılında kurulan ve seksen yıllık geçmiş bulunan Fiskobirlik'ten İspanya'ya uzanalım. İkinci dünya savaşının koşullarında yoksul bir kasabaya atanan din adamı gençleri çıraklık okulunda eğitmeye başlamıştır. 1943 yılında başlayan eğitim süreci soncunda ilk mezununu 11 yıl sonra  veren okulda gençler, kooperatifçilik ilkelerine sıkı sıkıya bağlı olarak yetişmiştir. Gençlerden beşi, 1956 yılında soba üretim kooperatifi kurmuştur. Üretim süreci içinde parafin yakıttan bütana geçildiğinde ilk dönüşümü, soba üreticisi bu kooperatif yaparak ve hızlıca büyümüştür. 
1956 yılında kurulan kooperatif, 1958'de sağlık sigortası kooperatifini, 1959'da bankasını kurmuştur. 1975'de 45 ayrı kooperatifte 17.000 ortağı ve çalışanı oluşmuştur. 1982'de 20.000 ortağı ve çalışanı, 82 sınai, 6 tarımsal, 3 hizmet ve 14 yapı kooperatifi, 45 teknik okulu, 1 politeknik okulu, bir bankası, bir araştırma merkezi bulunmaktadır. 
Çalışmaya başlayan her kişi aynı zamanda kooperatif ortağıdır. Çalışanın ömür boyu iş garantisi bulunmaktadır. Kooperatif kurulduğundan bu yana bir kişi de işten atılmamıştır. Çalışana, emekli olunca ekip biçmeye yarayan küçük bir arazi de verilmektedir.. Kooperatife ortak olmanın bedeli 11.000,- ABD doları olup çalışılarak ödenmektedir. Ayrıca, elde edilen kar payından düşen kısım (risturn) bankada biriktirilmektedir. 
Bugün İspanya'nın en büyük beyaz ve kahve rengi eşya üreticilerinden biri, en büyük CNC tezgahı üreticisi. İspanya'nın yarı iletken levhasını (cihp) üreten ilk firması. Avrupa'nın en büyük üçüncü otomotiv yan sanayi üreticisi, İspanya'nın toplam ihracatının % 1'inden fazlasını yapan bir kuruluş. 2012 yılında 33 milyar dolar cirosu ve 80.000'i aşkın çalışan ortağı bulunmaktadır. 
***
Şimdi, sormak gerekmez mi? İspanya'nın 60 yıllık Mondragon kooperatifi bu gelişmeyi gösterirken 80 yıllık Birliğimiz, neden bu durumda diye? 80 yıllık Birliğimiz hangi üreticisine 11 yıl değil, 11 gün eğitim verdi? Hangi üreticini işe aldı? Hangi personeline eğitim verdi? 
Neden banka kurulmasına önderlik yapılmadı, sosyal sigorta sistemini oluşturmadı? Neden yeni işletmeler, fabrikalar kurulmadı? 1999-2001 döneminde binlerce personel ve bunların birikimi denize atılırken neden kimsenin sesi çıkmadı? 2002-2004 döneminde üretici, yani tayfalar, gemiden bir bir gönderilirken, hatta topluca denize dökülürken sesi çıkmayanların bugün “Üretici, Fiskobirlik'e sahip çıkmalıdır” sözünün hiçbir inandırıcı tarafı yoktur. Ya kendini kandırıyor, ya da bizi. Tam anlamıyla timsahın gözyaşları.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık