• 25 Mayıs 2017, Perşembe 10:39
A.Dursun YILMAZ

A. Dursun YILMAZ

Seciye'nin Mendili
Kağıt mendil üretilmeye başladıktan sonra insanlar, pamuklu dokumadan yapılmış, renkli çizgili beyaz mendilleri almamaya ve kullanmamaya başladı. Beyaz mendil, üretimin sembolü olduğu kadar yeteri kadar tüketmenin, gereğinden fazla tüketmemenin de bir göstergesidir. Hem üreteni korur, hem de tüketeni. Dokuma mendilde, kağıt mendil tüketiminin, kullan at, hoyratlığı yoktur. Kullanırsın, yıkarsın, kullanırsın. Mendil, aynı zamanda temizliğin, saflığın sembolüdür. 
***
Eski zamanlarda, araçların az olduğu ve petrol ürünü plastik veya naylon taşıma araçlarının olmadığı dönemlerde bir mendil ile bir bastonun; ekmeğin, sütün, yağın, meyvenin taşındığı bir araca dönüştüğünü bilenleriniz var mı ? Cebinizdeki mendili çapraz olarak dört bir köşesinden bağladığınızda içine ne koyarsan koy taşırdı. Elinizdeki değnek, asa, baston aracılığıyla mendil ve içindeki omzunuzda yerini alırdı. Omuzun dayangaçlığında bastonun boyunun uzunluğuna göre yükün ağırlığı hissedilmezdi. Çok hassas bir denge noktası vardı. Kilometrelerce yol yürünmesine karşın, omzunuza bir noktadan temas eden asanın ve yükün ağırlığı yormazdı. Şehirden portakal, kavun, karpuz gibi meyveler; köyden mısır ekmeği, süt, yoğurt ve tereyağı gibi halis ürünler taşıyana eşlik ederdi. Asa ile birlikte taşımada kullanılan mendil, yine temizliği, doğruluğu ve saflığı temsil ederdi. 
***
Çocukluğumun şeker ve kurban bayramlarını özlerim. Sevgi, gözlerin ışıltısıyla başlar, bir gülücükle akar, mimikle şekillenir, sözcüklerle çiçek açar ve saygıyla şaha kalkar. Sevginin olmadığı yerde bayram olur mu? Sevginin zenginliği hiçbir şeye değişilmez. Seçme özgürlüğünü karşı tarafa bırakarak, yaptığı reverans nedeniyle gözler aynı hizaya geldiğinde “Buyurun çocuklar” diyerek mendil sunmasını unutmak mümkün mü ? 
Zaman içinde kağıt mendilin hoyratlığı başladığında bu gelenek bitti. Belki bitmedi, ben büyüdüğüm için gözlemleme fırsatını kaçırmış olabilirim, bilmiyorum. Kaldı ki, nice geleneğimiz, zamana ve teknolojiye teslim olmadı mı ? 
***
1900-1905 döneminde olduğu anlaşılan yıllarda gemi ile Karadeniz ve Tuna nehri yoluyla Almanya'ya fındık götürüp satan ve 1943 yılında ölünceye değin ihracatçı bir dede ile İkinci Dünya Savaşı sonrasında Varlık Vergisi ödeyen ve 1953 yılında ölen diğer dedenin torunu olarak büyüklerimin, ailemin bayramlarda varsıllığı değil, temizliği ve saflığı yüceltmesini olağanüstü bulduğumu söylememe izin verin. Varsıllığın ölümle bittiğini, sevginin ise zenginliğini sürdüğünü de söylemeliyim. 
Umarım, sizin yolunuzda, tercihinizde sevgiden yanadır. Umarım ve dilerim, her yerde her zaman saflık ve temizlik kazanır. 
Adın gibi karakterinin güzelliği seni sürekli ışıklar içinde tutsun. Sunduğun mendillerin temizliği ve saflığı sürekli seninle birlikte olsun. Asasıyla mendillerin içinde sevgi taşıyanların bol olsun. Uğurlar olsun, Seciye. Kurtuluş Savaşı kahramanı, dürüstlüğün timsali Osman Fikret'in kuzusu, uğurlar olsun .

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık