• 08 Haziran 2017, Perşembe 9:00
A.Dursun YILMAZ

A. Dursun YILMAZ

NECATİ'NİN BALI
 Üretmek işi, yalnızca insana has bir faaliyet değildir. Tüm canlıların üretim etkinliği içinde rolü vardır. Arı, bal üretir. İnek, koyun süt üretir. Böceği, ipek üretir. Üretmek, canlıların doğasında vardır. İnsanlar, on binlerce yıl üreterek bugüne gelmiştir. Ateş bulunmamış olsa idi, kil pişirilebilir miydi ? Tekerlek bulunmamış olsa idi, kağnı yapılabilir miydi ? Kaldıraç bulunmamış olsa idi, birkaç katlı binalar yapılabilir miydi ? Elektrik bulunmamış olsa idi, radyo, televizyon, bilgisayar üretilebilir miydi ?
***
Otuz yılı aşmayan döneme kadar her bir hane, üretim eviydi. Güzün, fasulye ve benzeri sebzeler toplanır, tuzlu, turşu yapılırdı. Üzüm toplanır, şıra, pekmez, samaksa, köme, yapılırdı. Kömenin fındıktan yapıldığını anımsatmadan edemeye-ceğim. Patlıcanın tümüyle toplanmasından sonra kurumuş dalcıklarından kömeye askı yapılması, üretimin ne denli yaratıcı olduğu göstermeye yetmez mi ? Üzüm ezmesi, bir başka tat olurdu. Pekmezli kabağı söylemeden geçemem. Domates ve biberden salça yapılırdı. Sağmal hayvan olduğundan günlük süt, yoğurt, ayran ve tereyağının bulunmaması mümkün değildi. Tavukları ve yumurtalarını saymıyorum, bile. Elma, armut gibi meyvelerin güneşte veya fırında kurutulmasını, çeşitli meyvelerden reçel yapılmasını unutmak mümkün mü ? Fırında fasulye kurutularak “kuru böce” yapılması, mısır kurutularak, “fırın darısı” yapılması, üretim faaliyetinin ne denli olağanüstü olduğunu göstermeye yeter artar. Hele, işbölümü ve dayanışmanın bir başka örneği olan yufka üretimi, haneyi bütün kış boyu yemeksiz bırakmaz. Hamsi ve palamudun, tuzlaması ve lakerdası ise bir başka güzelliktir.
Bu kadar üretimin olduğu bir haneye üretim evi denmez mi, fabrika denmez mi ?
***
Bugün, insanlar, gezmek ve buluşmak için iş merkezlerini, alışveriş merkezlerini seçiyor. Tüm ihtiyaçlarını karşılamak için bu merkezlerdeki marketlerden alışveriş yapıyor. Hanesinin ekmeğini, yufkasını, balını, pekmezini, kömesini, salçasını, sütünü, yoğurdunu, peynirini, reçelini, konservesini satın alarak önemli tutarlarda gider yapıyor. Kira, elektrik, su, telefon, internet gibi giderleriyle birlikte neredeyse tüm gelirini tüketime terk ediyor. Sistem, insanların önce çalışıp para kazanmasını sağlıyor, sonrada kazandığı paranın tümünü harcamasını teşvik ediyor. Birde gelirinin üzerinde harcama yaparsa, yani borçlanırsa sistemin keyfi daha da artıyor. Bu kısır döngünün adı da “tüketici” olmak olarak tanımlanmıştır dersem dostları üzmüş olur muyum ?
***
Biliyorum, şimdi, bana soracaksınız. Bu yazıda, Necati, nerede ? Balı nerede ? İnsanların, öğretmenini unutması mümkün değildir. Bir öğretmen, okulda öğrencilerine eğitim ve öğretim verdikten sonra hem kovanları ile bal üretiyor, hem de hava şartlarına bağlı olarak Bulancak iskelesinde sürekli balık avlıyor ise üretmek adına size güzel ve yeterli bir örnek değil midir ? Kahvehanede boş oturup boş söylemek yerine üreten insan olmak, tüketerek ölmekten, bin kat daha güzeldir, iyidir. Umuyor ve diliyorum, siz de üretmenin yanında durursunuz. Sevgili öğretmenim, örnek insan Necati Erdoğan, ışıklar içinde yat. Işığın ve güzelliğin, insanları aydınlatsın.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık