• 28 Haziran 2018, Perşembe 9:41
A.Dursun YILMAZ

A. Dursun YILMAZ

KİM KAFESİN İÇİNDE?!
Yeryüzüne gelenler doğarlar, büyürler, yaşarlar ve en sonunda da ölürler. Bunlar arasında insanlar da vardır. İnsanlar, doğanın bir parçasıdır. Ama yalnızca bir parçası, daha fazlası değil. Hem de çok küçük bir parçası. 
Doğumun karşıtlığı ölümdür. Bilgeler söylemiş: Dünya iki kapılı bir handır. Birisinden girer, diğerinden çıkarsın. Büyüme aşamasını geçtikten sonra her gün ölüme bir adım daha yaklaştığımızı bilmek istemeyiz. Doğum ile ölüm arasındaki süreye yaşam diyoruz, öyle değil mi? İşte bu yaşam, bir tür kirlenme sürecidir. Kirlenmeyen var mıdır? Mutlaka vardır. Ama çoğunun geldiği gibi gitmediğini biliyoruz. Geldiği gibi gidenleri, kutlamalıyız. Ama kim bilebilir?! Geldiği gibi gidenleri, gitmeyi başaranları.      
Çocuklar saftır, temizdir. Büyükler gibi sevmezler. Gerçekten severler. Çocuklar, hem zekidir, hem de akıllıdır. Güneşin içine ev yapar, ağacın üzerine yıldız yapar. Yıldızlardan ev yapar. Yıldızlar arasında yolculuk yapar. Kedinin gözlerini, kendi gözü gibi sever. Ata binmeye kıyamaz. Kedi ve köpekle kucak kucağa yatar.  
Çocukların aksine büyüklerde saflık ve temizlik yoktur. Her zaman ve her işinde görünmez bir hesap vardır, kurnazlık vardır. Kendini akıllı yerine koyar; karşısındakinin aptal, ahmak, enayi, akılsız olduğunu düşünür ve ona göre davranır. Koşulsuz sevgiyi vermezler, veremezler. Biz farkında olmasak bile insanların çoğu kirlidir. Gırtlağına kadar pisliğin içinde yaşayan insan sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur. Kediye başka bir anlam yükler, eve almaz. Köpeğe başka bir anlam yükler, kapısına koymaz. 
***  
Birden aklıma geldi. İlk kez sosyal psikoloji dersi almaya başladığımdan bu yana tamı tamına kırk üç sene geçmiş. Barlas Tolan hocamdan bu dersi almaya başladığımız yıllarda, ülkemizde bu disiplinden söz eden bile yoktu. Kendimi şanslı hissederim. Daha sonra, örgütsel psikoloji dersi olarak bilgimi yeniledim. İlgim de sürekli olmuştur.   
Amerika Birleşik Devletlerinde sosyal psikolojinin bir disiplin olarak seksen yılı aşkın bir geçmişi vardır. Bugün sosyal psikoloji alanında en ileride olduğu kabul edilir. Hayatın akışında olduğunu sandığımız birçok şey, sosyal psikoloji deneyleri sonucunda uygulamaya konulmuş olabilir.    
***  
Cep telefonu veya mobil telefon denilen aracı kullanmakla birlikte sevdiğim söylenemez. Zaten bunlar telefon da değildir. Telefon, tellidir. Bunlar olsa olsa telsizdir. Şimdi karşımıza bir de akıllı telefon çıkmıştır. Telefonun akıllısı olur mu?! Ancak, aklı kıt olanlar akıllı bir şeyi kullanır. Sakatlığı olanlar baston, aklı olmayanlar da akıllı telefonu kullanır! Bence doğru adı “Bilgisayarlı Telsiz”dir. Acaba, akıllı telefon diye tanıtanlar, ahmak olduğumuzu bize anımsatmak istemiş olabilir mi? Akıllı telefon kullandırma adı altında bir sosyal deneyin figürü mü yapılıyoruz? Yahut bir sosyal psikoloji deneylerinin bir “denek”i mi yapılıyoruz?  Bilmiyorum! Üzerinde düşünmek gerekir.   
Cep telefonuna birçok kanaldan çok sayıda anket geliyor. Örneğin, ne kadar akıllısınız veya zekisiniz diye sorarak, birçok şekil ve sayılar gösteriyor. Sonra farklı şekillerin toplamının kaç edeceğini soruyor. Hatta bunu kimse bilemedi diye size “gaz” veriyor. Bu örnekleri artırabiliriz. Yaygın adıyla cep telefonunuz ile bir ürün araştırıyorsunuz, hemen ardından ürünle ilgili reklamlar ekranı kaplıyor. Soranlar, “ahmak” olduğumuzu biliyor, biz bilmiyoruz. Soranlar “akılsız” olduğumuzu biliyor, biz “akılsız” olduğumuzu farkında değiliz. Soranlar, bizi bir müşteri olarak pazarlama şirketlerine “sattığını” biliyor, biz “satıldığımızı” anlamak istemiyoruz. Adem'i destekleyenler, Havva'yı destekleyenler diye soruyorlar. Hangisini desteklerseniz destekleyin, elma yiyeceğim derken ayvayı yiyorsunuz! 
***
İkiyüzlülükle, çifte standartla, kirli ilişkilerle, kirli insanlarla, kendini akıllı, karşısındakini akılsız sayanlarla bir adım ileri gitmemiz mümkün değildir. Akıllı telefon kullanarak, başkalarının deneylerinin figürü olmaktan ileri gidemeyiz. İnsanlar, çoğunlukla zeki doğarlar. Bunun göstergesi, çocuklardır. Zaman insanın aklını başından alır ve ahmaklık düzeyine taşır. 
İşe, büyüklerin hesapçı aklı ile değil, çocukların saf ve temiz aklı ile başlamalıyız. Akıllı telefon ile değil, bilgisayarlı telsiz ile başlamalıyız. 
Pazar günü gerçekleştirilen seçim bana bunları anımsattı. Ocağın tınısı, işte bu.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık