• 09 Kasım 2017, Perşembe 8:00
A.Dursun YILMAZ

A. Dursun YILMAZ

GÜNDÜZ'ÜN IŞIĞI
 Akan suda iki kere yıkanılamaz. Bugün doğan güneş, dünkünün aynısı değildir. Hiçbir kimse dünkü kişi değildir. Akan zaman bir hücreyi, dokuyu, organı, insanı, böceği, yaprağı, kuşu, çiçeği, ağacı, doğayı, uzayı, her şeyi, ama her şeyi değiştirmiştir. Bir ay içinde ortaya çıkan hilalin, yarım ayın, dolunayın bir sonraki ay çıkanlarla aynı olduğunu mu zannediyorsunuz? Güneşin devinimi incelenmeseydi, bir günü, saati, dakikayı, saniyeyi, saliseyi bulabilir miydik? Ayın değişimi gözlemlenmeseydi, ayları, yılları oluşturabilir miydik? Doğadaki değişimlerin ritmini görmeseydik, mevsimleri dile getirebilir miydik?

***
“Ölenle ölünmez” denildiğinde de zamanın, yine, insanı ve doğayı değiştirdiğini fark etmeyiz. Ölenle ölünmez; değişimin, dönüşümün bir başka anlatımıdır. Devamında “Hayat, sürüyor.” deyince, değişimin farkında olduğumuzu dile getiririz.
Kaldı ki, doğa da yaşam da doğum, yaşam ve ölümü içerir. Bir yıl dediğimiz doğanın doğumu, yaşamı ve ölümü değil midir? Bir ömür dediğimiz, doğum, yaşam ve ölümü anlatmaz mı?
***
Nedenini söylememe gerek yok. Takvimdeki yerine de söylememe gerek yok. Ben Bir Kasım günü büyümüştüm. Hem de bir günde. Hem de elimle bir kürekle. Bir anda koskocaman bir adam olmuştum. Omuzlarıma ağır bir yük binmişti. Yaşamın tüm zorlukları, sıkıntıları ile karşı karşıya kalmıştım. Bunca yıl geçti. Zorluklar da bitmedi, sıkıntılar da. Yük, yüktür. Sorumluluk da sorumluktur. Kısacası, hayat sürüyor. Yılmak ve kaçmak yok, mücadeleye devam. Geriye dönüp baktığımda pişmanlığım yok. Yok, ama bu kadar da olmaz ki.
Görenler olabilir. Ama, Bir Kasım gününü de kara gün olarak görmüyorum. Değişim, kaçınılmazdır. O gün, yaşanmıştır ve bitmiştir. Benim için hızlandırılmış büyümenin olduğu gündür. Yaşamımda bir gündü. Gelip geçti. Acısı, ne kadar kabul bağlarsa bağlasın, acıdır. Kabul ne kadar kalınlaşırsa kalınlaşsın, acını en derinden hissedersin. Acıyı hissetmek başka, acıyla yaşamak başka. Acıyla yaşanmaz. Hayat sürüyor.
2016 yılının Haziran ayında elinde kürekle İsmail'i gördüğümde, hem sessizce ağlayıp gözlerinden damlalar birbiri ardına akarken hem de küreği toprakla doldururken hem de annesini yolcu ederken Bir kasım gününe dönmüştüm.
Yine Kasım günü, önceki gün de Raşit'i elinde kürekle gördüm. Babasını yolcu ederken yüzünün mimiklerini ve elinin hareketini görünce yine Bir Kasım gününe döndüm.
Acınız, acımdır. Benimkinin kabuğu kalın. Ama, acı aynı acı. Yalnızca, sizinki, taze…
***
İnsanlar, bir ömür yaşadıklarıyla anılır. Ömrün içinde iyi şeyler de kötü şeyler de olur. Sevinç de insanlar için üzüntü de. Başarı da, başarısızlık da insanlar için. Yaşanan bir bütünün parçasıdır. Değişim kaçınılmazdır.
İnsanların isimleri de karakterinin bir parçasıdır. Gündüz, ismi gibi gündüzdü. Gündüz'ün aydınlığı, her zaman her yerde karanlığı siler, ortadan kaldırır. Kara günü, ışıklı güne çevirir. Buradaki ışığın, gittiğin yerde de sürsün. Işıklar içinde yat.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık