• 06 Kasım 2019, Çarşamba 16:56
A.Dursun YILMAZ

A. Dursun YILMAZ

Geleceğin İpoteğine Gerek Var mı?

Ekonomik kriz dönemleri, bazı insanlar ve kurumlar için fırsatlar yaratırken, bazılarının ecel teri dökmesine neden olur! Kriz, içinde bulunulan ortamın belirsizliği nedeniyle insanları ekonomik faaliyette bulunmaktan alıkoyar. İnsanları beklemede bıraktırır. Satın alma yapacak insan, borçlanmamak adına almaktan vazgeçer. Borçlanmadan alım yapma olanağına sahip olanların ise alımdan vazgeçilmesinin başka spekülatif gerekçeleri de olabilir. Enflasyon endeksinin artma olasılığını hesaba katarak, liranın değer kaybı yaşayacağı beklentisi de satın almaya kalkan kişilerin, alımdan vazgeçerek elinde nakit bulundurma isteğini artırır. 
Diğer yandan elindeki malı satmaya kalkışan kişi, kârını da katarak, bir süre sonra aynı ölçüdeki, aynı vasıftaki malı, rafına koyamaya-cağını bilir. Bu bilgi nedeniyle zor durumda olmayan kişiler de satma düşüncesinden vazgeçer. Yani, ekonomik faaliyet azalır, durur, ticaretin hacmi küçülür.    
Ticari yaşamın kriz dönemlerindeki olağan ya da beklenen davranış biçimini böyle açıklayabiliriz. Buna karşılık, elinde güçlü miktarda likit varlık olanların bazılarının, spekülatif alım yapma isteği de artar. Ucuza satın almayı, fırsat görerek, zor durumdaki borçluları köşeye sıkıştırır! Deyim yerindeyse, vadesi geçmiş borcu olanların sıkışıklığını, bazıları fırsata çevirerek, kelepir bedellerle satın almalar yapabilirler.       
Ticari yaşamın olağan akışı içinde sağlıklı bir ekonomik ortamda bunların olması istenmez, beklenmez. Eğer bu tür spekülatif alımlar ve satımlar varsa ekonominin sağlıklı olmadığını söyleyebiliriz.  
***
Son on beş-yirmi yıl içinde konut üretimi çok artmıştır. Banka kredilerine ulaşma kolaylığı da konut üretimini körüklemiştir. Kredi, talebi oluşturmuş; talep, konut üretimini pompalamıştır.  Bu saadet zinciri, konut fiyatlarının çok artmasına neden olmuştur. Bu zincir ile birlikte konut fiyatlarının sürekli artması, toplam kredi hacminin daha fazla büyümesine sebep olduğu gibi bankalara borcu olmayan kimse bırakmamıştır! Krediye ulaşma kolaylığı ve kirada oturmanın maliyeti, kredi veya kira tercihi ikilemini doğurmuştur. 
Bu talep ve tercih, hem inşaat malzemeleri fiyatının, hem de konut fiyatının olağandışı artmasına neden olmuştur. Konut fiyatlarındaki, enflasyon oranından fazla artış nedeniyle konut imalatı yapan kişi ve kuruluşların sayısı da çok artmıştır. Ancak, bunların yarattığı olumsuz etkileri şimdilik dile getirmeyeceğiz. 
Taksit miktarının oluşturduğu avantaj nedeniyle insanlar kirada oturma yerine satın alarak kredi ödeme yolunu seçmiştir. Kredinin, diğer bir adı geleceğin ipotek edilmesidir. Kira ise gelirin birazından vazgeçilmesidir. 
İkilemin, bir ayağı geleceğin ipotek edilmesi, diğeri ise gelirden vazgeçilmesidir. Bu, insana uzun gelen kısa ömrü içinde çok yaman bir ikilemdir. Kaç yıl yaşarsa yaşasın dünyanın ve uzayın içinde insan ömrü çok kısadır. Buna rağmen son yirmi yılda insanlar, tercihlerini geleceğini ipotek etme yönünde kullanmıştır. 
İpotekli konut almayı tercih etmeleri nedeniyle kişilerin on beş-yirmi yıl, belki daha fazla süreyle borç ödemekle geçirmelerine neden olmuştur, olmaktadır. Yani, kısacık ömürlerinin önemli bir bölümünü borç ödemekle geçirmektedir. Bir konut sahibi olmak için insanlar, yaşamından vazgeçmektedir. Değer mi!? 
***
Kriz fırsatçılarına, fırsat tanımayalım! Çözüm, bütün olumsuz eleştirilere karşın yine de konut yapı kooperatifi aracılığı ile konut sahibi olmaktadır. Bunun da ötesinde işbirliği, dayanışma ve yardımlaşma yoluyla birlikte üreterek konut sahibi olmaktadır. İpotekli konut almaktan vazgeçelim, yardımlaşma, dayanışma ve işbirliği yoluyla ucuza konut sahibi olalım. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık