• 22 Mart 2018, Perşembe 7:54
A.Dursun YILMAZ

A. Dursun YILMAZ

Elden Gelen Öğün Olur mu?
 Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz. Çok sevdiğim bir atasözüdür. Çalışmanın ve üretmenin erdemini dile getirir. Dışarıdan gelen yemeğin veya bir başka desteğin yeterli olamayacağını, dış desteğe güvenilmemesi gerektiği anlatır. Dost desteğinin kıymeti olsa bile sürekli olmayacağını, olamayacağını da bilmek gerekir. Sürekli olursa dost desteği olmaktan çıkma olasılığının, yozlaşma oluşabileceğini de göz ardı etmemek gerekir. Sürekli desteğin, özellikle dışarıdan gelen yardım ve desteğin altında bir çapanoğlu aralamak gerekmez mi?
Bırakalım bir yardımı veya desteği dışalım yoluyla gelen ürünlerin tüketimi ile bir yere varılmaz, varılamaz. İnsan, öz gücüne güvenmelidir. Üreteceksin ki, hem ürettiğini tüketmenin hazzına varabilesin, hem de üretmenin verdiği güvenle davranabilesin. Üretmeden tüketmek demek; yalnızca üretim yapana destek olmaktır. Üretim yapan, ihracat yapan ürününü vermediği zaman açlığa mahkûm olmamız kaçınılmazdır. Üretim yapmadan tüketmek demek, başkasının planının öğesi olmak demektir. Köle olmak demektir. Esir olmak demektir.
***
Son iki haftada şekerden, şekerpancarından ve şeker şirketinden söz etmeye çalışmıştım. Sürdürelim. Şeker üretiminin son üç beş yılına bakılarak değerlendirme yapılamaz. Son yıllara bakılarak yapılacak değerlendirme yanıltıcı olacaktır. Şeker pancarı üretiminde Kemal Derviş etkisinin ve üretimdeki olumsuz gelişmelerin dikkate alınması ve önceki dönemle karşılaştırma yapılması zorunludur. En az otuz beş- kırk yılını masaya yatırmak gerekir. Şeker pancarı tarımına sürekli olarak zarar verildiği daha iyi görülebilir. Bilerek ve isteyerek kötü yönetildiği gözetilmeden, giderek arttığı gündeme getirilmeden doğru sonuca varılamaz.
Bunun ötesinde hayvancılığa verilen zarar, eş zamanlı olarak değerlendirilmelidir. Özellikle, Kemal Derviş yasaları ve uygulamalarından sonra şeker pancarı tarımının azalması ile birlikte hayvancılığın nasıl geriye gittiği görülmelidir. Son 20 yılda hayvan sayısındaki azalma görülmelidir. Yine aynı dönemde ithal edilen hayvan sayısındaki artış görülmelidir. Hayvancılık işletmelerindeki azalış görülmelidir. Bunlar görülüp değerlendirme içine alınmadan şeker fabrikaları zarar ediyor denilemez. Şeker pancarı melasının hayvancılık için ucuz ve yeğin bir kaynak olduğu bilinmeden şeker pancarı ekiminin azaltılması, ekim alanlarının daraltılması kabul edilemez.
***
Şeker fabrikalarının kapatılması beni, bizi ilgilendirmez, diyemeyiz. Şeker pancarı üreticisinin sayısının azalmasından bana ne diyemeyiz. Kapanan her bir fabrika kentlerdeki işsiz sayısının artması demektir. Göç demektir. Her bir işsiz, fakirlik ve yoksulluk demektir. Kentin güvenliğinden ulaşımına kadar birçok alanda yeni sorunlar demektir. Bu ülke, bu hızlı kentleşmeyi kaldıramaz. Kentsel sorunların büyümesi demektir. Tek başına güven içinde kentte gezilememesi demektir. Daha açık söylemek gerekirse hırsızlık, gasp, fuhuş ve benzeri eylemlere çanak tutmak demektir.
Şeker fabrikalarının kapatılması hayvancılığın tamamen bitirilmesidir. Soframızda yerli etin olmaması demektir. Sürekli ithal et yememiz demektir. Tarımın bitmesinin, hayvancılığı bitirmesi; hayvancılığın bitmesinin tarımı bitirmesi kısır döngüsünden kurtulamazsak elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık