• 18 Ekim 2018, Perşembe 10:37
A.Dursun YILMAZ

A. Dursun YILMAZ

Ekmek, Ucuz mu, Pahalı mı ?
 Ekmeği severim. Yemeyenimiz vardır. Sevmeyenimiz yoktur. Bereketin sembolüdür. Ekmeğin olduğu yerde açlık yoktur. Ekmek, nimettir.
Elli yılı aşkın bir zaman önce odun ateşinde ve sac üzerinde bazlama pişerdi. Sıcak bazlamayı yemek çok hoştu! Mısır unundan yapılan bazlamanın üzerine tereyağı konurdu. Konurdu, deyince koklatılırdı, diye anlamayın! Kaşık kaşık tereyağı bazlamanın üzerine ve içinde işlerdi. Yaşımızın uygunluğu nedeniyle üzerine toz şekerde ekelenirdi. Babaannem, buna “öğmeç” derdi. Neredeyse bir yudumda yalar, yutardık! Bugün dahi, tadı damağımdadır.
Ata evinde fırın vardı. Mevsimi gelince mısır, fasulye, elma gibi sebze ve meyveler kurutulurdu. Bu işlemler bittikten sonra her zaman olduğu gibi ekşi mayalı undan yapılmış hamur fırına konulurdu. Üzerine taflan yaprakları yerleştirilirdi. Yaprakların üzeri kül ile kapatılırdı. Fırının ağzı akşamdan kapatılırdı. Sabaha kadar hamur, düşük ısıda yavaş yavaş pişerdi. Sabahleyin, fırının ağzı açılıp ekmek alınınca, yine bayram sevinci yaşardık. Kocaman bir “Bileki” ekmeği, kalabalığın içinde erir, giderdi!
Özlemek, iyidir, güzeldir. Ancak, geçmişle yaşamak da mümkün değildir.
***
Yaşadığımız devalüasyon, enflasyon sürecinin oluşturduğu olumsuz nedeniyle fırıncı esnafı, sattığı ürüne zam talep etmektedir. Geçmiş uygulamalara bakıldığında ekmeğe zam yapılmasının kaçınılmaz olduğu görülmektedir. Uyuşmazlığın, zam oranında olduğu açıktır. İlimizde, ilçemizde ekmeğin kilogram fiyatının yaklaşık 4 ilâ 5 lira arasından 5 ilâ 6 lira arasında olması yönünde fırıncılardan talep gelmiştir. Yaklaşık % 20-25 oranında zam talebinin olduğunu anlamaktayız.
Fırıncı esnafı, serbest piyasa ekonomisinin işlediğini öne sürerek, istediği fiyata satabileceğini ileri sürmektedir. Nitekim gazetelere, televizyonlara çıkan bir fırıncı ekmeği 2 liraya satacağını, azına satarsa zarar edeceğini beyan ederek, isteyen alsın demektedir. Haklıdır. Un fiyatlarındaki artışın dışında kira, işçilik, başta olmak üzere su, elektrik gibi işletme gideri de göz önüne alındığında talebin uygun olduğu söylenebilir.
Eskiden belediye meclisi, ekmek fiyatını belirlerdi. Yaklaşık altmış yıl süren bu dönemde fırıncı esnafının belediye meclisine ilgisi çok yüksekti. Belediyelerin çoğunda parti farkı gözetilmeksizin çok ciddi sayıda ve oranda fırıncı esnafı, belediye meclis üyeliği yapmıştır. Bu dönemde belediyelerin “narh” koyma yetkisi de vardı. Hem bu yetkinin kullanılmasını önlemek hem de fiyat zammının lehlerine olması için fırıncı esnafı, güç sahibi olarak belediye meclisinde yerini almaktaydı.
1991 yılında yapılan değişiklikten sonra esnaf odaları fiyatı belirleyip, esnaf odaları birliğinin onayını talep ediyordu. Yetki yeri değiştiği ve ihtiyacı kalmadığı için bu tarihten sonra belediye meclislerinde fırıncı esnafını göremiyoruz. Bu tarihten sonra esnaf teşkilatlarının, ekonomik ve toplumsal dengeleri gözeterek fiyatları nesnel olarak belirlediğini söylemek mümkündür.
Ancak, ekmeğin üretimi ile ilgili tebliğlerde gramajın önce 50'şer gram artış ve azalışının fiyat düzenlemelerine olumsuz etki yaptığı bilinmelidir. Bu olumsuz etkinin dile getirilmesinden epeyce bir süre sonra gramajın 10'ar gram artış ve azalışına izin verilerek, bu etkinin önemli ölçüde ortadan kaldırıldığını söylemek mümkündür.
Gramaj etkisinin ortadan kaldırılmasından sonra il düzeyinde karma bir komisyonun değerlendirmesine ve akabinde Fırıncılar Federasyonu ile ilgili Bakanlığın görüşünün alınması sürecine ilişkin bir düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemenin işleyişi, hukuki olarak sorunlu olduğu gibi pratik de değildir. Bu düzenlemeye karşı çok şey söylenebilir, ancak, bu yazının çerçevesini aşar. Gerekte yoktur.
***
Ekmek, nimettir. Ekonomi de serbest piyasa denilen vahşi kapitalizme terk edildiği sürece fırıncı esnafının yapabileceği bir şey yoktur. Maliyet artışına bağlı olarak ekmek fiyatına zam talep edecektir. Üreticinin 2018 yılı Haziran, Temmuz aylarında neredeyse maliyet fiyatı olan buğdayı seksen kuruşa sattığı yerde un fiyatının 140 kuruştan 260 kuruşa çıktığı gözetilmeden fırıncı esnafına yüklenmek haksızlıktır. Elektrik, su, mayaya gelen zamlardan söz etmiyorum.
Peki, fırıncı esnafının hiç mi kabahati yoktur! Bir ilin, ilçenin nüfusuna göre kapasite fazlası oluşturacak şekilde fırın açılması tümden yanlıştır. Bugün 50.000 nüfuslu bir ilçede 28 fırının yaşayabilmesi mümkün değildir. Bugünkü işçilik maliyeti ile bir fırının günlük bin ekmek üreterek insanlara ucuz ekmek yedirmesi mümkün değildir.
Birçok faaliyet alanında olduğu gibi fırıncı esnafının atıl sermaye ile iş yaptığını, gerek esnaf, gerekse işçisi açısından gizli işsizliği içinde barındırdığını bilmek gerek.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık