• 15 Haziran 2017, Perşembe 8:52
A.Dursun YILMAZ

A. Dursun YILMAZ

Burun Tıraşı
 Giresun, ilk kez 1950'li yıllarda burnunu kırdırmıştır! Nasıl oldu diye sorarsanız, söyleyeyim. Giresun Limanı yapılırken taş ihtiyacını karşılamak amacıyla “Kale”nin burnu kırılmıştır. Çıkan kaya parçaları ile liman yapılmıştır. Mendireklerinin uzunluk ve yön yanlışlığı da denizciler tarafından sürekli söylenegelmiştir. Aslında tarihten beri Giresun'un doğu tarafı, eski adıyla “Demirkapı”, yeni adıyla “Gemiler Çekeği” birinci doğal limandır. Kumyalı tarafı da ikincisidir. Rüzgarın durumuna göre biri kullanılır.
***
Sonraki yıllarda, burnumuzu kıramayınca bol miktarda tampon konulmuştur! Yine, sorduğunuzu duyar gibiyim. 1960'lı yıllarda “sahil yolu” yapımı sırasında ben diyeyim yüzlerce, siz deyin onlarca koy, doldurularak, yol yapılmıştır. Yani, burunların, sağı solu tamponlanmıştır. O, güzelim, küçücük koyların yerinde şimdi yeller bile esememektedir.
1960'lı yıllara kadar ulaşım ağırlıklı olarak deniz yoluyla yapılırken yavaş yavaş karayoluna kaymıştır. Yol, araç, daha büyük yol, daha fazla araç kısır döngüsü 1990'lı yılların sonunda ikinci kez darbeyi vurmuştur. Ağırlıklı olarak 2007 yılında yapımı biten otoban kıvamındaki yeni sahil yolu, insanların denizle bağını koparmıştır. 1960'lı yıllardan kalan birkaç koy da, bu yolun yapımı ile birlikte ortadan kalkmıştır. Bu sefer, sadece koylar gitmemiş, iskeleler de gitmiştir.
***
Yapılan yolun getirisi, götürüsü hesap edilmeden şimdi bir başka burun tıraşı ya da tampon konulmasından söz ediliyor. Güzergahı herkesin bakışına, çıkarına göre değişen demiryolu yapımıdır, sözünü ettiğim. Fakat, sahilden geçecek kısmı, kısır bir tartışmanın konusudur. Demiryolu, “Tirebolu'dan yalnızca Trabzon'a gitmeli” diyen Trabzonlu bir tarafta; yalnızca Giresun'a gelsin diyebilecek gücü olmayan “hem Trabzon'a hem de Giresun'a gelsin” diye kulis yapan Giresunlu, diğer yanda. Ne Giresunlu, ne de Trabzonlu, güzelim küçük koylardan hiç kalmayacak diye telaşlanıyor, denize nasıl gireceğim, nasıl balık avlayacağım gibi soruları soruyor.
Hiç kuşkusuz, Karadeniz Bölgesinin demiryoluna ihtiyacı vardır. Bu yolun, ekonomik art bölge oluşturması açısından Anadolu'nun içinden sahile gelmesi kadar doğal bir şey olamaz. Çıkarlara göre farklı güzergahları söyleyenler olsa da en uygun yolun Erzincan-Tirebolu hattı olduğu herkesin kabul ettiği bir gerçekliktir.
***
Sorunu, kısır tartışmadan çıkarmak gerekir. Bu nedenle somut bir öneri yapıyorum. Erzincan-Tirebolu demiryolu hattının bitim noktasında büyük bir liman yapılmalıdır. Yanı başında lojistik bir merkez olmalıdır. Aynı zamanda, tersaneler planlanmalıdır. Hatta, askeri üs ile askeri tersane de olmalıdır. Özellikle, bölgenin sahil şehirleri ile Doğu Anadolu'nun, hatta Azerbaycan, İran ve ötesinin ihtiyacı olan yük taşımacılığı, Hopa ve Samsun ile birlikte özellikle Tirebolu Limanından yapılması sağlanmalıdır. Giresun ve Trabzon limanı, turistik amaçlı kullanıma dönüştürülmelidir. Hava ve Deniz Limanları ile şehirler arasındaki ulaşım, ihtiyaca uygun büyüklükteki deniz taşıtları ile eşgüdümlü olmalıdır. Özellikle katamaran teknelerle insan ulaşımı sağlanmalıdır. İnanın, hem Giresun, hem Trabzon, hem de ülkemiz kazanır, doğru planlandığında bu iki ilde bir tane işsiz kalmaz.
***
Vapur, şilep ve benzeri taşıtlar için hazırlanmış sıfır maliyetli sulu asfaltı bırakarak şimdi üçüncü kez sahilden tren yolu geçireceğiz diye uğraşmanın akıl ile bağdaşır bir yanı var mıdır ? Argoda, ne anlama gelir bilmiyorum, ama, burnumuzu tıraşlatmayalım, kırdırmayalım.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık