• 25 Ekim 2018, Perşembe 9:02
A.Dursun YILMAZ

A. Dursun YILMAZ

Bize Petrol Ürünü, Onlara Gıdı Yünü!
 Hiç unutmam, 1971 yılının Kasım veya Aralık ayı olmalı. Dabıldak İsmet'ten (İsmet Turan) kahverengi bir kazak almıştım. Ekim ayının son gününün gecesi babamı Ankara'ya yolcu etmiştim. Sabahleyin, acı haberle yıkılmıştık. Kasım ayının ilk günü babamı “Osmanşıh”a uğurlamıştık! Yaşadığımız, acının tarifi yoktur!
Şimdi tam olarak kimin satın aldığını anımsamıyorum. Ama, dayımın kızlarından biriyle gittiğimizi biliyorum. Dabıldak, çok kaliteli konfeksiyon ürünleri satardı. Yüzde yüz yünden yapılmış bu kazağı, yıllarca severek giydim. En ufak bir bozulma olmadı. Satın alana teşekkür ediyorum. Ancak, asıl teşekkürü satıcıya ediyorum. Sanıyorum, markası “Çift Geyik - Karaca” idi. On bin nüfuslu Bulancak ilçesinde bu denli kaliteli ürün satan satıcıya teşekkür edilmez de ne yapılır?
Annem, annelerimiz, büyüklerimiz bizlere sürekli olarak kazak örerdi. Hepsi de saf yünden yapılmış renk renk, desen desen kazaklar yaşamımızın içinde idi. Her bayram, yılbaşı yeni bir kazağın habercisiydi. Kazakları severim. Kazak-larda anamın kokusu var. Analarımızın kokusu var. El emeği, göz nuru var. Her bir ilmeğinde acısı, üzüntüsü, sevinci, mutluluğu var.
***
Yaklaşık dört beş yıl önce Simav'a gittik. Simav'da yün ve tiftik yıkama tesisleri var. Yer altı sularının sıcaklığından yararlanılarak tiftik ve yünler yıkanıyor. Yaklaşık 250 kilogramlık balyalar haline getiriliyor. Tiftiği, biz sattığımız için biliyorum. Alıcısı, yıkama işleminden sonra “Tops” yapmak üzere İstanbul'daki fabrikasına götürecekti. Yıkama tesisinin sahibine yünlerin ne olacağını sordum. Kilogramı 1,50 TL. bedelle Çin'e ihraç edileceğini duyunca, inanamadım! Çünkü, ülkemizde işlenmiyormuş. Dokuma sanayisi, yünü işlemiyormuş.
***
Ülkemizde koyun ve keçi varlığı sürekli azalmaktadır. Son yıllarda verilen desteklerle sayıda kısmı artış olsa bile kişi başına düşen hayvan sayısı bakımından çok gerilerde olduğumuz kesindir. Eskiden, fındık bahçelerinde sayısı binlerin altında olmayan koyun sürüleri otlanırdı. Eskiden dediğime bakmayın, çok olsa otuz yıl öncesine kadar sürüler, fındık bahçelerinin ekonomik bir parçasıydı.
Sürü sahipleri, koyunların yününden çok ciddi gelir elde ederdi. Tiftik keçisi sahipleri, tiftiğin satış bedeli ile çocuklarını borçsuz evlendirirdi. Yün ve tiftik, çok kıymetliydi. Yün ve tiftik geliri, ailenin ve işletmenin giderlerini önemli ölçüde karşılamaktaydı. Dolayısıyla hayvan varlığının artmasına çok ciddi bir katkı sağlıyordu.
Dört beş yıl önce kilogramı 50 Kuruşa satılan yün, Çin'e ihraç edilmesinin ve devalüasyonun etkisiyle bugün yetiştiricisi tarafından niteliğine göre kilogramı 1,50-3,00 TL.arasında satılabilmektedir. Çoğunlukla da kırkım ücreti karşılığında yün verilerek, hesap ka-patılmaktadır.
***
Neymiş, efendim, yünden ve pamuktan ucuzmuş! Son otuz yılda yünlerin, tiftiklerin yerini polyester ürünler aldı. Naylon, Terilen, Tergal, Likra, Dakron, Trevira, Akrilik ve benzerleri yaşamımıza girdi. Petrol ve kömür kaynaklı bu yapay ürünler, dokuma sanayisini esir aldı! Konfeksiyon sanayisi de ucuz olduğu için bu ürünleri, yüne ve tiftiğe tercih etti.
Bizlerde bu polyester ürünlerle yapılmış kazakları ucuzluğu nedeniyle giymeyi istedik ve benimsedik. Ancak, bu ürünlerin sağlıksız olduğunu düşünmedik. Teri emmediğini unuttuk. Derimizin hava almasını engellediğini göz ardı ettik. Alerji yaptığında, başka nedenler aradık. Bu ürünler üzerinde oluşan statik elektriğin vücut kimyamızı bozduğunu fark etmedik. Bu ürünleri giyerek olumsuz duygu yükünü, stresi üzerimizde taşıdığımızı bileme-dik. Bu ürünlerin bizi agresif yaptığını anlayamadık. Buna karşılık, koyunun ve keçinin gıdısından yapılmış yumuşak ürünleri Avrupa'nın krallarına, kraliçelerine, prens ve prenseslerine, zenginlerine, hatta çocuklarına, bebeklerine giysi yapıldığını bilemedik. Bize petrol ürünü, onlara gıdı yünü!
***
Eğer, birazcık sağlığınızı düşünüyorsanız, petrol türevi sentetik ürünlerle yapılmış giysileri kullanmayın. Çocuklarınıza, bebeklerinize, torunlarınıza yüzde yüz yün ve tiftikten başka bir şey giydirmeyin. Ucuz, etin yahnisi yenmez. Sentetik ürünlerle yapılmış giysiyi bir yıl giyebilirsiniz. Tiftikten ve yünden yapılmış bir giysiyi torunlarınıza miras bırakabilir-siniz. Petrol türevlerini kendimizden uzak tutalım! Kendimizi petrol ile yakmayalım!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık