• 07 Eylül 2017, Perşembe 9:21
A.Dursun YILMAZ

A. Dursun YILMAZ

Arılar ve Kent Konseyi
 Aileden yerinden yönetimlere, derneklerden şirketlere, odalardan partilere, holdinglerden devlete değin tüm organizasyonlar yönetim biliminin ilgi alanına girer. Organizasyonların planı, amacı, görevi, yetkisi, sınırı, mali kaynağı, kararı, uygulaması, yaptırımı, teşviki ve denetimi, yönetim biliminin ilgisi içine girmesinin ötesinde araştırma, geliştirme ve düzenleme alanıdır.
***
Arıların dünyası ilginçtir. İlginç olduğu kadar uygulanan yönetim biçimi, hârikulâdedir. Arıların kovan yönetimine hayranlık duymamak elde değildir. Kışın altı aya kadar çıksa bile işçi araların ortalama kırk beş günlük ömrü vardır. Bunun ilk yirmi günü kovanda değişik görevler yaparak geçer. Kalan yirmi beş gün içinde doğada nektar ve polen toplayarak ömrünü tamamlar. Doğada çalışanlara “tarlacı arı” denilir. Ancak, doğada da farklı görevleri yürütürler. Ana arı, doğumundan itibaren takribi 15 gün içinde erkek arılar tarafından döllenir. Ana arı, yaklaşık yedi yıla kadar süren ömründe milyonlarca yumurta üretir. Kovanda, inanılmaz bir işbölümü, planlama, güvenlik ve sıkı düzen vardır. İnanılmaz, bir yönetim kuralları dizgesi işletilir. İnanılmaz ölçüde ana arı, kovanın tümünü kontrol eder. Ancak, ana arının yeteri kadar yumurta üretemediğini anlayan işçi arılar, yeni bir ana arı üretme faaliyetine geçer ve ana arıyı öldürür. Kovanda güvenlik tedbirleri, girişte alınmıştır. Yabancı arı giremez, girmeye çalışırsa öldürülür. Kovan arısı, üretim, güvenlik ve sağlık kontrolün-den geçmeden içeri giremez.
Yönetim bilimi ile uğraşanlar yetmez, aile reisliğinden başlayarak tüm yöneticilerin arıları tanıması, yönetim anlayışını ve düzenini anlaması, öğrenmesi, uygulaması gerekli ve zorunludur. Yönetici olsun veya olmasın herkesin, arıların düzeninden alacağı dersler vardır. Ve alınacak dersler, insanın yaşamını renklendirir, güzelleştirir. Gelişmesini sağlar.
***
Kent konseyleri, 2005 yılında yaşamımıza girmiştir. Elli binden fazla nüfusa sahip beldelerde oluşturulması zorunludur. Mevzuatına göre görüş oluşturmaya ilişkin bir yapıdır. Özerk olmadığı gibi yönetim ve uygulama gücü yoktur. Daha da önemlisi temsil gücü yoktur. Üye sayısı belirsizdir. Deyim yerinde ise “fasarya”dır. Hikayeden geyik bir organizasyondur. Lâf-ü güzâftır. Boş işler müdürlüğüdür. Bazı insanların kendini tatmin yeridir. Şimdi, anımsayamadım ama tıpta “kendini tatmin etmeye” ne denirdi?
Belediye başkanları, olası muhalefetin etkisini azaltmak, zayıflatmak, hatta ortadan kaldırmak için beldedeki etkili, etkisiz insanların konseyde görev almasını sağlayarak kendisine dokunulmasını önlemektedir. Mimar ve mühendislerin yarısı müteahhit, projesini çizen, yapı denetimini yapan, öteki yarısı da kent konseyinde görev alan olduğunda belediye başkan ve meclis üyelerinin yirmi-otuz kat yapılmasına olanak sağlayan imar izni vermelerinin önünde bir engel kalır mı ?
***
Kent konseyi, karar almasına rağmen yürütme ve uygulama olanağı olmadığı için yönetim bilimi açısından “karar” alamayan bir organdır. Konseyin görüşleri faydasızlık içindedir. Kent konseyi, kentin hak ve hukukunun korunması için karar alabilir mi ? Kalkınması, çevreye duyarlılık, saydamlık, hesap sorma, katılım ve yerinden yönetim ilkeleri için karar alabilir mi?
Kent konseylerinde zaman, kaynak ve enerji boşa harcanır. Enerjinin boşalması sağlanır ve muhalefetin önü kesilir.
Bunları neden yazdım? Gazetemizde yer alan habere göre 14 ilin katıldığı kent konseyleri bölge toplantısının Rize'de yapıldığı haberini okuduğum için yazmayı istedim. Evinde saçını bağlayamayan düğün evinde gelin saçı yaparmış. Bunların ki o hikaye. Beldemiz, beldelerimiz, kentlerimiz çöküyor, haberiniz olsun. Konut yaparak, hiçbir yere varılmaz, varılamaz.
***
Doğrusu, anlamlısı, akla ve bilime uygun olanı üretimi artırmaktır. Bunun için yönetim biliminden yararlanılmalıdır. Belde sakinlerinin katılımı kent konseyi ile sağlanamaz. Katılımı sağlamak için beldelerin bugünkü üye sayısının en az üç dört katı kadar üyesi olan meclise ihtiyaç vardır. Buna göre yasal düzenleme yapılmalıdır. Meclisin üye sayısının artırılmasının yanında görev, yetki ve sorumlulukları artırılmalı, genişletilmelidir. Ancak, belediye ve il genel meclisi üyeleri de kendilerinin “parlamenter” olduğu sanrısına kapılmamalıdır. Parlamenter olduğu ahmaklığında bulunacağına beldesini yöneten bir “üye” olması bilincine sahip olmalıdır. Bu da yetmez, arılar gibi planlama, karar alma, işbölümü, uygulama süreçlerini yönetmelidir.





MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık