19 Ağustos 2017 Cumartesi

FINDIĞI HARMANDA KONUŞTULAR

Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Coşkun: İçimizden birisi….

"Giresun’u seviyorum, Giresun için çalışmayı daha çok seviyorum."

13 Temmuz 2016 Çarşamba 09:30
Bu haber 3196 kez okundu
Giresun Üniversitesi Rektörü  Prof. Dr. Cevdet Coşkun: İçimizden birisi….
 KISA ÖZGEÇMİŞİ:

01.04.1970 tarihinde Erzurumlu bir ailenin çocuğu olarak Sapanca'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Gebze'de; lisans (1992), yüksek lisans (1996) ve doktora öğrenimini (2000) ise Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde tamamladı. 
2002-2003 arasında ABD, OH' da bulunan Wright State Üniversitesi Yarıiletken Araştırma Laboratuarı'nda doktora sonrası çalışmalarda bulundu. 
1994 yılında Arş. Gör. olarak girdiği Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Yoğun Madde Fiziği Anabilim Dalı'nda 2001 yılında Yrd. Doç., 2005 yılında Doçent, 2011 yılında ise Profesör oldu. Aynı yıl Giresun Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'ne dekan olarak atandı. 2011-2012 yılları arasında dört ay süreyle rektör yardımcılığı ve 2011-2014 yılları arasında da dekanlık görevlerini yürüttü. 
Ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış elliden fazla çalışması bilim atıf endeksinde (SCI) beş yüzün üzerinde atıf almıştır. Fiziğin yanı sıra Bilim Tarihi ve Bilim Felsefesi alanında da dersler ve konferanslar vermektedir. Halen Giresun Üniversitesinde Rektör olarak görev yapan Prof. Dr. Cevdet Coşkun, evli ve 3 çocuk babasıdır.

****************
Bu haftaki konuğum Giresun Üniversitesi Rektörü Prof.Dr .Cevdet Coşkun. Fizik profesörü olan hocamızı ilk tanıdığımda mütevazi kişiliği sayesinde kendisiyle kolayca iletişim kurduğumu söyleyebilirim. Ayrıca Bilim Felsefesine meraklı bir kişi olarak bu konuda okuduğum saygın kitapların yanı sıra en ilgi çekici görüşleri hocamızın konferansında dinlediğimi de itiraf etmeliyim.

 Genellikle son soru “söylemek istediğiniz bir şey var mı” olur ama biz  ilk olarak böyle bir soru sorarak konuşmaya başlayalım isterseniz. Öncelikle söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Evet, bugün 1 Temmuz (röportaj 1 Temmuz tarihinde yapılmıştır) ve ben bundan tam 5 yıl önce 1 Temmuz günü kalp krizi geçirmiştim. Bir musibet bin nasihatten daha evladır ilkesi gereğince bazı kötü alışkanlıklarımı terk etmiş, bazı iyi alışkanlıklar kazanma noktasında önemli adımlar atmıştım. Mesela doktorların tavsiyeleri doğrultusunda sigarayı bıraktım, yemek düzenimi değiştirdim, kesintisiz spora başladım ve neticesinde kendimi 5 yıl öncesine göre daha genç hissediyorum. Biliyorsunuz en uzun ömürlü insanların yaşadığı il Giresun, en kısa ömürlü insanları yaşadığı il ise Erzurum. Ne kadar ilginçtir ki, Ben de Erzurum’dan Giresun’a gelmiş birisiyim.Ayrıca; Ali Şeriati’nin “her hicret bir inkılaptır” sözünün Giresun’a gelişimi ve bugünümü benim açımdan özetlediğini düşünüyorum.

 ABD de Wright State Üniversitesinde doktora sonrası çalışmalar yaptınız. Ulusal ve Uluslararası dergilerde yayınlanmış 50’nin üzerinde makalenize yapılmış 500’ün üzerinde atıf var. Rektörlük öncesi dönemde bilim adamlığı görevinizi rahat bir şekilde yerine getirebiliyor muydunuz? Bu durumu aşmak için neler yaptınız?

Görevimi yerine getiremiyordum. 2011 yılındaki Rektör değişiminden sonra Rektör yardımcılığı görevim sona erdi. Bununla birlikte Dekanlık görevime 2014 yılına kadar devam ettikten sonra son iki yıl sadece öğretim görevlisi olarak çalıştım. Bu süreç içerisinde mevcut idari yönetim anlayışının sorumlu bir öğretim üyesi olarak beni çok rahatsız ettiğini söyleyebilirim. Savunma yazmaktan bilimsel makale yazmaya fırsat bulamadım. İnsanların özlük haklarıyla oynanması, bilimsel ve akademik faaliyetlerinin engellenmesi ile birlikte akademik teamüllere uygun olmayan yönetim anlayışına karşılık bir grup öğretim üyesi arkadaşla bir araya gelerek 2012 yılında GÜNİDER isimli derneğimizi kurduk. Böylelikle tek başına kendini ifade etmenin zorluklarına karşı örgütlü olmanın kolaylıklarını yanımıza alarak mücadelemize devam ettik.

Seçim dönemi beklediğiniz gibi oldu mu? Herhangi bir zorlukla karşılaştınız mı?

Hemen hemen her Üniversitede seçim dönemi çok sancılı geçer. Giresun Üniversitesinde de böyle oldu. Aslına bakarsanız seçimin Rektör atanma sürecinde çok iyi bir yol olduğunu düşünmüyorum. Zira seçimler sebebiyle öğretim üyeleri arasında insani ilişkiler yıpranıp kutuplaşmalar olabildiği gibi bilimsel faaliyetlerden de uzaklaşılıyor. Ama sonuçta yasal çerçeve neyi öngörüyorsa uymak zorundayız.

Bizim seçim sürecinde bahsetmiş olduğum olumsuzluklar çok üst düzeyde yaşandı. Örneğin; Espiye’de bulunan arkadaşlarımızı seçim dolayısıyla (yasal hakkımız olmasına rağmen) ziyaret ettiğimiz için sahsıma ve 3 arkadaşıma mesai saatlerinde görev yerini terk etmek suçundan soruşturma açıldı. Başka bir Üniversitede eşi benzeri olmayan bir uygulamaya maruz kaldık. Dönemin Rektörü seçim öncesi herkesi ayağına çağırırken benim öğretim üyesi arkadaşlarımın ayağına gitmeme dahi müsaade etmedi. Kesinlikle adil bir yarış olmadığını düşünüyorum.

Rektörlük makamı sizin en başından koyduğunuz bir hedef miydi yoksa şartlar mı sizi bu noktaya getirdi?

Rektörlük makamı hiçbir zaman hedeflediğim bir makam olmadı. Bir önceki Rektörün döneminde vermiş olduğumuz mücadele beni böyle bir noktaya taşıdı. Aslına bakarsanız benim için önemli olan sonuçtan çok sürecin kendisidir.

Rektörlük seçiminde 2. sırada yer almanıza rağmen siz atandınız. Bu durum sizi rahatsız ediyor mu?

Rahatsız etmiyor. Seçim konusundaki düşüncelerimi daha önce belirtmiştim. Ayrıca Üniversitemizde akademik kadrolaşma sürecinin oy almaya yönelik yürütüldüğü anlaşıyor. İlaveten hedeflediğimiz rakamların üzerinde oy aldığımı da rahatlıkla söyleyebilirim. Bir önceki rektörde 3. Sıradan atanmıştı ama ben hiçbir zaman bu durumu konu yapmadım.

Genel anlamda siyasi iktidarla yakın çalışma yapmak Üniversitelere iyi ya da kötü anlamda nasıl etki ediyor?

Şahsen ben Ülkenin sorunlarının siyasetle çözülmesi gerektiğini düşünen bir insanım. Siyaset sonuçta toplumun kendisinin ortaya çıkardığı sağlıklı bir çözüm sürecidir. Dolayısıyla siyasetin olabilecek faydalarını görmezden gelemeyeceğimiz için beraberlik içerisinde bir sinerji yaratmamız gerektiğini düşünüyorum.

Acil eylem planınız içerisinde neler var?

Birinci önceliğimiz halkımıza daha iyi bir hizmet sunabilmek için Tıp Fakültesi Öğretim Üyelerimizin çalışabileceği fiziki ve donanımsal şartları uygun bir hastaneyi faaliyete geçirebilmek.

Eğitim kalitesini artırmak için akademik kadrolarla ilgili ne gibi çalışmalar düşünüyorsunuz?

Üniversitemizde çok değerli Öğretim Üyelerimizin olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar seçim çalışmalarına yönelik bir akademik kadrolaşma süreci yaşanmış olsa bile bu arkadaşlarımın kriterleri öğretim üyesi olmaya yeterli ve kendi branşlarında daha faydalı olabilmeleri için elimden gelen yardımı yapacağımdan kimsenin şüphesi olmasın.

Üniversiteyi bilimsel çalışma açısından nasıl bir durumda  devraldınız? ODTÜ Merkezli URAP sitesinde yayınlanan akademik performans sırlamasında durumunuz nedir?

Bildiğiniz gibi URAP; amacı yükseköğrenim kurumlarını akademik başarıları doğrultusunda değerlendirerek diğer üniversitelerle karşılaştırmak olan ve ODTÜ bünyesinde kurulan bir araştırma laboratuvarıdır. Üniversiteleri yazılan bilimsel makale, toplam atıf, bilimsel doküman, doktoradan mezun olan öğrenci sayısı gibi verilerle derecelendiren bir kuruluştur. Üniversitelerin bilimsel aynasıdır diyebiliriz.

URAP’ın raporlarına göre Rektör Yardımcısı olduğum 2011 yılında kendi klasmanımızda yani 2000 yılından sonra kurulan Üniversiteler sıralamasında 11. sıradayken 2016 yılında 39.sıraya geriledik. Sizin anlayacağınız görevi 11. Sırada devrettik 39.sırada devraldık. Asli görevi bilim üretmek olan bir üniversitede geçen zamanın nasıl değerlendirildiğini size anlatmama gerek yok sanırım. Gördüğünüz gibi, bu rakamlar rekor bir düşüşü ifade ediyor.

En kısa zamanda yükseliş trendine girip mantıklı bir zaman içerisinde önce eski yerimize sonra da hedef olarak koyduğumuz zirveye ulaşmaya çalışacağız.

Öğrencilerin şu anda Üniversiteden memnun olduğunu düşünüyor musunuz? Öğrenci memnuniyeti açısından yenilikleriniz olacak mı?

Öğrencilerin memnun olduğunu düşünmüyorum. Şahsen ben Öğretim Üyesi olarak da çok memnun değilim. O yüzden öğrencilerimizin daha iyi bir eğitim almalarının yanı sıra daha iyi sosyal ve kültürel imkânlara, daha iyi yaşam alanlarına kavuşmaları için elimizden geleni yapacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Bununla beraber yeni spor alanları yaratma, kütüphane, kafeterya imkânlarının genişletilmesi, barınma ve yemekhanenin daha iyi fiziksel şartlara getirilmesi için çalışmalara başladık.

Üniversitenin fiziki yapısı yeterli mi? Alt yapı eksiklikleri ile ilgili başlattığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Maalesef fiziki yapımız şu anda yeterli değil ancak bu sorunu da en kısa zamanda çözeceğiz. Fiskobirlik’in arsalarını Üniversitemize katmayı düşünüyoruz. Kampüslerimiz çok dağınık bir vaziyette bulunuyor. Öncelikle sağlıkla ilgili birimlerimizi Aksu yerleşkesine götürmeyi diğer birimlerimizi de Güre yerleşkesinde yapılandırmayı hedefliyoruz. Bu konuda gerçekten çok çalışmamız lazım.

Yeni bölümler açmayı düşünüyor musunuz? İlçelerden gelen talepleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elbette. Özellikle ilçelerde bölgesel kalkınmaya katkı sağlayabilecek bölümler açmayı düşünüyoruz. Turizm, çay eksperliği, arıcılık vs. olabilir. Bu itibarla ilçelerden gelen talepleri çok olumlu değerlendiriyoruz.

Basında üniversite ve şahsınız hakkında bazı eleştirel yazılar çıkıyor. Basının veya kamuoyunun sizleri eleştirmesini nasıl karşılıyorsunuz?

Bir bilim ve düşünce adamı olarak eleştirinin olmazsa olmaz olduğuna inanıyorum. Aynı şekilde eleştirinin olmadığı bir toplumda ilerlemenin olmayacağını düşünüyorum. Bununla beraber bazı eleştiriler kastı aşıp yanlış bilgilere dayanıyorsa gerçeği yansıtmadığı gibi hakaret düzeyine de ulaşabilir. Böylesi durumlarda kurumumu, personelimi ve şahsımı karalayıcı her türlü eleştiriye karşı yasal yollardan haklarımızı ararız.

Üniversitenin şehirle bütünleşmesi adına STK ve kamuoyu ile nasıl bir iş birliği kurmayı düşünüyorsunuz?

Ben sivil toplum kuruluşlarının sayısız faydası olduğuna inanıyorum. Bu itibarla bir çok sivil toplum kuruluşunda hem üye hem de yönetici olarak görev yapıyorum. Bunlardan bir tanesi de sizin başkanlığını yaptığınız Giresun Çevre Derneği.

 Üniversitelerin Eğitim ve Araştırma faaliyetleri dışında bir de bilgi toplumu oluşturma görevi vardır. Dolayısıyla akademisyen arkadaşlarımın birikimlerini halka aktarmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Bu ilişki aynı zamanda halktan Üniversiteye doğru geri dönüşümlü interaktif bir yöntemle yapılmalıdır. Bu anlamda önümüzdeki günlerde bir Üniversite- Kent İş birliği konseyi kurmayı düşünüyoruz.

Son olarak kamuoyu ile paylaşmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

Giresun’u seviyorum, Giresun için çalışmayı daha çok seviyorum.

 

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
e-gazete
  • Yeşilgiresun Gazetesi - 18 Aralık 2012 Manşeti
ARŞİV