istanbul escort

21 Eylül 2018 Cuma

İNSAN

11 Temmuz 2018, 09:52
Bu makale 194 kez okundu
İNSAN
İnsan, garip garip fobiler geliştireceğine, yeni ve farklı hobi alanları açabilmeli kendine.
Ne değişime direnerek ne de sürekli yenilik peşinde koşarak hayatın, kendisine sunmuş olduğu onca meziyeti heba etmemeli insan, bir kısır döngüye kapılarak.
Eskilerin tabiriyle itidali gözetmeli insan, ifrat ve tefriti değil! Ne duygularına esir olmalı insan ne de düşüncelerine tutsak! Ne çok beğenmeli insan kendini ne de hakir görmeli. Ne pervasız olmalı insan ne de süklüm püklüm, sünepe.
Bütün bunlar çağın nabzını tutmayalım, yarına hazırlıklı olmayalım, kendimizi geliştirmeyelim şeklinde okunmamalı. Koşuşturmak yerine her anın kıymetini bilelim ve dahi yaptığımız şey(ler)den keyif alalım, mutlu olalım, huzur duyalım. Yarına kalmışlık hissini, yaşanmamışlık düşüncesini arkamızda bırakalım.  
Kendince bir gündemi olmalı insanın. Popüler gündemler içinde kaybolmamalı. Ucuz çözümlere yelken açmamalı sonra insan. Kolay yollara sapmamalı. Hazır reçetelere itibar etmemeli. 
Ne her gördüğüne kanmalı insan ne her duyduğuna inanmalı ne de her söylenilene rağbet etmeli. 
Araştırmalı, sormalı insan sonra okumalı, öğrenmeli. Şekilden şekile girmemeli insan, kılıktan kılığa bürünmemeli. Mevlanavari; ya göründüğü gibi olmalı ya da olduğu gibi görünmeli. 
Düşleri olmalı insanın sonsuz düşleri. Ele avuca sığmaz, akla hayale gelmez, hudut çizilemez, sınır koyulamaz, rengârenk düşleri. 
Su gibi olabilmeli insan, toprak gibi olabilmeli. Ateş olabilmeli, hava olabilmeli insan. Irmak olup denizlere karışabilmeli, umman olup benliğini yok edebilmeli. Toprak gibi güven vermeli insan, rüzgâr olup ağaçlara, kuşlara, çiçeklere uğramalı, bulutları kovalamalı, uçurtmaları selamlayabilmeli. 
Bitip tükenmeyen, eskiyip pörsümeyen, yıkılıp kaybolmayan, dağılıp parçalanmayan umutları, ümitleri olmalı insanın. 
Umut olmalı insan, ümit olmalı. Karanlık gecelerde ışık, fırtınalı okyanuslarda rüzgar olmalı yelkenleri dolduran. 
İnsan, insan olduğunu bilmeli her şeyden önce. İnsan, insanı bilmeli, insanı tanımalı, insanı sevmeli her şeyden evvel. “İlim ilim bilmektir/İlim kendin bilmektir/Sen kendini bilmezsen/Ya nice okumaktır.” 
Ağır olmalı insan, sözünün bir hükmü olmalı. Liman olmalı insan fırtınada, gölge olmalı kargaşada. 
Bilemeyebilir bütün çiçekleri insan ama bildiği çiçekleri kokularıyla, renkleriyle, anlamları ve çağrışımlarıyla anlatabilmeli. 
Gerektiğinde çiçek olmalı insan etrafını kokulara boğmalı, renkten renge sokmalı. 
Tanımayabilir tüm kuşları insan ama tanıdığı kuşların diğer kuşlardan farkını bir çırpıda sayabilmeli.
Kuş olup süzülmeli sevdiklerinin üzerinde insan. Cıvıl cıvıl sesiyle şenlendirmeli evleri, sokakları, mahalleleri…
Tüm şehirleri dolaşmamış olabilir insan ama dolaştığı şehirlerin bütün köşe taşlarını tek tek ezbere anlatabilmeli.
Yaşanabilir şehirler kurmalı insan; içinde çocukların neşeli ve güvenli, gençlerin umutlu ve gururlu, yaşlılarınsa mutlu ve huzurlu olduğu şehirler.
Bilmez belki bütün müzik türlerini insan ama sevdiği şarkılar yahut türküler üzerine saatlerce konuşabilmeli.
Bazen hicaz olmalı insan bazen segâh. Bazen kürdilihicazkâr olmalı insan bazen nihavent. Bazen bir uzun hava olmalı insan yürekleri titretmeli, bazen bir kına türküsü olup gözleri doldurmalı. Bazen bir çiftetelli, bir horon olmalı insan kurtlarını dökmeli, bazense bir gurbet türküsü olup yâd ettirmeli hatıraları. 
Bütün renkleri görmemiş olabilir insan ama kendisinde tüm renklerin cem olduğunu bilsin yeter ki!
Belki yağmur yağdıramaz insan ama pekâlâ dilediğince ıslanabilir yağmurda. 
Gücü yetmeyebilir insanın her şeye ama gücü yettiğince koruyup kollayabilmeli sevdiklerini.
Bütün insanları kucaklayamaz belki insan ama kucakladıklarını sımsıkı sarmalı.
Bütün filmleri seyredemez insan ve okuyamaz tüm kitapları; yetmez ömrü insanın dünyayı dolaşmaya fakat kendini iyi tanımalı insan, kendi vücut şehrini iyi bilebilmeli.
Anlatamaz belki her şeyi insan, söyleyemez tüm düşündüklerini. “…İnsan, kendisine sesli anlatamadığını karşısındakine hiç anlatamıyor galiba.  Tanıdığınızı, bundandır, aslında tanımıyorsunuz.” Sanat ve edebiyat üzerine denemelerin dördüncü cildi olan Öteki Pusula'da,  böyle söylüyor Enis Batur, katılmamak mümkün mü? 
Gizleyemez bazen gözyaşlarını insan ve tutamaz kimi zaman kahkahalarını. 
Unutmak istese de bazı şeyleri unutamaz insan ve hatırlamak istemediği şeyler sürekli hatırlatır durur kendilerini.
İnsan, insanın kurdudur, el hak doğrudur! İnsan, insanın aynasıdır, el hak bu da doğrudur! Ama günün sonunda kendi kendinedir insan ve çok az insan kendi kendisinin muhasebesini tutar çoğunluğun aksine!
Bulutlara dokunamayabilir insan ve uzanamayabilir yıldızlara. Ama her insan el uzatabilir ihtiyaç sahiplerine ve dokunabilir kalbi kırık, gönlü yaslı, yüreği yanık birilerine.
Yeri geldiğinde çocuk, yeri geldiğinde büyük olabilmeli insan. Bütün rütbelerden, bütün makamlardan soyunabilmeli insan. Ve insan, ölmeden evvel ölebilmeli. 

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
e-gazete
  • Yeşilgiresun Gazetesi - 18 Aralık 2012 Manşeti
ARŞİV