istanbul escort mp3 indir

20 Ekim 2018 Cumartesi

LİMANDAKİ İNŞAATI DURDURUN TALİMATI !

İÇİNDEN IRMAK GEÇEN YAZI

13 Haziran 2018, 09:20
Bu makale 144 kez okundu
İÇİNDEN IRMAK GEÇEN YAZI
Hani bazen bir kuş geçer de üstünüzden alır götürür bütün yorgunluğunuzu ve unutturur tüm olumsuzlukları. 
Bir rüzgâr okşar yanağınızı da dağıtır ya tüm kederlerinizi. İçinize çektiğinizde deniz kokusunu baştan ayağa bir tazelenir, bir yenilenirsiniz ya hani. Tıpkı yağmur sonrasındaki toprak kokusunun size özünüzü hatırlatması gibi.
Sırılsıklam olma pahasına ansızın bastıran bir yağmura teslim edersiniz kendinizi de bütün bir dünya arkanızda kalır. 
Çok değil bir tebessüm bile değiştirmeye yeter ya çoğu zaman her şeyi. Bir tebessümle başladığı da doğrudur handiyse bütün güzel şeylerin. 
Komşudan yahut yoldan geçen heyecanını yenememiş gençlerin araçlarından yükselen bir şarkının da sizi kendi gerçekliğinizden koparıp başka başka diyarlara, başka başka zamanlara sürüklediği anlar da yok değildir. Ve çoğu zaman kızsak da dıştaki gürültüye, sonuçları itibariyle bir teşekkürü hak edenler hiç de az değildir hani içimizdeki sesi tetikledikleri için. 
Uzar gider bu liste böyle. Neyin, nerede bizi beklediğini bilemeyiz çoğu kez. Sokağı dönünce karşımıza nelerin çıkacağını bilemediğimiz gibi aşağı mahallede bizi nelerin beklediğini de kestiremeyiz çoğunlukla.
Hesaplı olmak, planlı olmak iyidir de eldeki hesap her zaman çarşıya uymaz! Çünkü hayatın kendine göre bir matematiği vardır ve bu okullarda öğretilen matematikle örtüşmez çoğu kez! 
Bilmek faydalıdır fizik yasalarını ancak onlar da pek işlemez gündelik hayatta! Durduk yere pozitif bilimlerle başımı derde sokmak istemem. Gerçi çok da gamdı! 
Sosyal ilimlere gelince orada manzara hepten evlere şenlik! Kendisine faydası olmayan psikologlar mı istersin, toplumu bir türlü doğru okuyamayan sosyologlar mı, yoksa dini, ritüellere ve istatistiklere hapseden dinden bihaber sırf kendi egolarını tatmin için halkı aşağılayan, halka embesil muamelesi yapan cahiller güruhu mu, magazin anlatır gibi tarihten dem vuran nadanlar mı ve ben gibi birkaç cümleyi yan yana getirince kendini şair ya da yazar sanan kalem ukalaları mı? 
Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık meselesi! Burası çıkmaz sokak iyisi mi biz tali yolda patinaj yapmaktansa ana yola revan olup devam edelim.
Sevmek, sevilmek güzel şey vesselam, kıymetini bilmeli. Kuşları ürkütmemeli, rüzgârları kaçırmamalı, yağmurları küstürmemeli. Tebessümleri eksiltmemeli.
Bir çiçeği koklamak, bir yüreğe dokunmak, bir rüyaya inanmak güzel şey azizim. Hissetmek yaşamı damarlarında ve dokunabilmek bulutlara… Açabilmek kollarını herkese ve kimseyi unutmamak bayramlarda… Güzel şey azizim güzel, insan olabilmek, insanca yaşayabilmek…
Ne kadar zor olabilir ki su üstüne yazı yazmak ya da incinmesin diye ruhu peygamberinin, rayları keçeyle kaplamak? 
Asırların sayısıyla medeniyetin gelmiş olduğu noktanın korelasyonunun daha çok ters bir orantıyı işaret etmesinde de bir gariplik görmüyorsan, yollarımız burada ayrılıyor demektir. 
Hayat bir olasılıklar anagramı olsa da bizi bekleyen ihtimallerden habersizce yollanırız her günkü mesaimize. Akıp giden büyük bir ırmaktır hayat ve bizler onun kıyısında gönül eğlendiren zamane hırsızları. 
Kıvrıldıkça kıvrılır, uzadıkça uzar ırmak önümüzde. Irmağa karışmak mı ırmağı aşmak mı yoksa ırmağa seyirci kalmak mıdır yazgımız; pek azımız dışındakiler için bu soruların cevabı meçhul kalmaya mahkûmdur.
Irmak hep akar. Zaman hiç durmaz. Güneş sabah başladığı yolculuğunu akşama doğru karşı tepelerden çekilirken düşürdüğü gölgesiyle ilan eder. Gün geceye devrederken nöbeti yıldızlarla bezenmiş sema da meraklı gözlere kendini açar, karanlığa karışan ırmağın sesiyse hassas kulaklara kâinatın sırlarını ifşaya başlar. 
Görmekle bakmak nasıl ki bir değilse duymakla işitmek de bir değildir bu saatlerde. Ağaçtaki elmayı görüp elmadaki ağacı göremeyenler, ırmakla denizi ayrı sananlar, yağmurun toprağa, toprağın yağmura sevdasını anlamayanlar için ırmak dereden büyük, nehirden küçük bir suyolu olmaktan öteye geçemeyecek ve böyleleri cevizi kabuktan ibaret sanmaya devam edeceklerdir. Hâlbuki artık, ne ırmak eski ırmaktır, ne zaman eski zaman, ne de biz eski bizizdir.  
Bardaktaki çay çoktan soğumuş, ağaçlar yapraklarını dökmüş, çocuklar büyümüş, Dünya Güneşin etrafındaki yolculuğunda …. yılı geride bırakmış, saksıdaki güllerin yerini plastik çiçekler alalı epey olmuştur! 
Hatta 70'ler, 80'ler, 90'lar hepten nostalji olmuş, her geceyi Kadir her gördüğünü Hızır bil kitap sayfaları arasında unutulmuş ve nerede o eski bayramlar klişesi ağızlarda pelesenk olmuştur! 
Her şeye rağmen bir yayla çiçeğinin, bir parça yeşil çimenin, gölgesinde soluklandığımız devasa bir çınarın; vızzz vızzz arıların, süzüle süzele dans eden kelebeklerin, ciiikkk ciiiikkk ötüşen kuşların; şırıl şırıl dereciklerin, gürül gürül akan ırmakların ve gümbür gümbür sahile koşan dalgaların ruhumuza bahşettiği manevi huzurun diyeti, ekosistemin canına okumak olmamalıydı!

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
e-gazete
  • Yeşilgiresun Gazetesi - 18 Aralık 2012 Manşeti
ARŞİV