istanbul escort

22 Eylül 2018 Cumartesi

FİNNURİDEN SOKAK LAMBASINA GİRESUN'DA ELEKTRİK (4)

13 Nisan 2018, 09:07
Bu makale 389 kez okundu
FİNNURİDEN SOKAK LAMBASINA GİRESUN'DA ELEKTRİK (4)
Hüseyin Gazi Menteşeoğlu
 17 Ocak 1929'da şalterlerin kaldırılmasıyla Giresun'da sadece elektrik değil aslında birçok yeniliğe de imza atılmış oldu. Evlere ve ticarethanelere elektrik tesisatı döşeyecek ustalar yetiştirildi. Ampulden kabloya elektrik malzemesi satacak işletmeler yeni birer iş kapsı oluşturdu. Ayrıca havanın kararmasıyla işyerini kapatmak zorunda kalan birçok esnaf daha geç saatlere kadar çalışma fırsatı buldu. Bu da kazançlarının artmasını sağladı.
Mevcut ikamet edilen evlerde elektrik tesisatı sıvaüstü dediğimiz yöntemle yapılıyordu. Bu yöntem yeni yapılan evlerde de uzun süre kullanıldı. Elektrik sayaçları da dahil olmak üzere bir çok malzeme yurtdışından geliyordu.
Elektrik; elektrikle çalışan birçok ürünün de Giresunluların hayatına girmesine vesile oldu. Sadece zenginlerin evlerinde görülse de mutfaklarda kullanılan elektrik ocakları, buzdolapları, elektrikli ısıtıcılar bayanların yardımcısı olurken, lambalı olarak tabir edilen radyolar ise erkeklerin başlıca haber kaynağını oluşturmak-taydı. Pikaplar ve makaralı teypler ise eğlence hayatına yeni bir boyut getirdi. Bir çok ses sanatçısı tarafından doldurulan ve 78'lik yada taş plak olarak tabir edilen plaklar artık kolla çalışan gramofonların yerine elektrikle çalışan pikaplarda dinlenir hale geldi.
Giresun'un dış haber kaynakları genellikle vapurlarla gelen Ankara ve İstanbul gazetelerinden oluşuyordu. Bunun dışında başkent ve büyükşehirlerden gelen kişiler oralarda duyduklarını çevrelerine aktarıyorlardı.

Evlerin dışında hemen hemen bütün lokanta ve kahvehanelerde lambalı radyo bulundurmak ayrıcalık haline geldi. Haber saatlerinde mutlaka haberler dinleniyor ülke ve dünya gündemi artık vapurlarla gelen gazetelerden önce şehre ulaşıyordu.
Aydınlanan cadde ve sokaklar daha güvenli hale geldiğinden akraba ve komşu ziyaretleri, hanımların düzenlediği günler gündüz saatinden akşam saatlerine kaymaya başladı. Zaten çok köklü ve renkli bir kültüre sahip olan Giresun elektrikle birlikte çok daha yaşanır ve modern bir şehir haline geldi.
Aradan geçen zaman sürecinde bildiğimiz kadarı ile Ömer Erden Menteşeoğlu tarafından hazırlanan ancak yayımlanmayan “Giresun Halkbilimi” kitabı dışında Giresun'a elektriğin gelişi ile ilgili başka bir alan çalışması bulunmamaktadır. Bu da konuyla ilgili birçok bilginin kişilerle birlikte maalesef kaybolup gittiği gerçeğini gözler önüne sermektedir. O yıllarda yaşayanlara ulaşmak artık mümkün olmasa da çocuklarını bulmak ve hatırladıkları kadarıyla çocukluk anılarını dinlemek unutulan ya da döneminde dikkate alınmayan bilgileri gün yüzüne çıkaracaktır.
Bu vesile ile yaptığımız araştırma sonunda Turgut Orbeyi beyefendiye ulaştık. Görüşme teklifimizi kabul eden Turgut Bey elektrik santralinde başmakinist olarak görev yapan rahmetli Ahmet Orbeyi'nin oğludur.
Babasının başmakinist olması vesilesi ile o dönemde Saytaş'taki santralin yanında bulunan lojmanda ikamet eden Turgut Orbeyi ile yaptığımız soru cevap şeklindeki görüşmeyi kendi cümleleri ile sizlere sunmayı uygun buluyorum.
“Babam Ahmet Orbeyi elektrik santralinde başmakinist olarak çalışıyordu. Tam 30 yıl bu görevini sürdürdü. O yıllarda elektrik işleri belediyelerin bünyesinde olduğu için babamlar belediye personeliydi. Bizde o zamanlarda santralin yanında belediyeye ait altı çeşme olan lojmanda oturuyorduk. O yıllarda çok farklı bir komşuluk ilişkisi vardı. İnsanlar daha samimi ve daha kibardı. Mahallede şimdiki gibi apartmanlar yoktu. Santral daha önceden kilise olarak kullanılmış. Ben o devirleri bilmiyorum. Ancak santralin hemen yanında oturmamız ve babamın görevi nedeni ile ben de santrale girer çıkardım. Bu yüzden orayı çok iyi biliyorum.

Çocukluk yıllarımdan hatırladığım kadarıyla Almanya'dan gelen MAN marka bir dizel motor santrale ek olarak yapılan binada duruyordu. Ondan önce getirilen dizel motorlar DOVİS markaydı. Bu motorları soğutmak için biri santralin yanında diğeri üst tarafta olmak üzere iki havuz bulunuyordu. Havuzların suyu Yüzbaşı Suyu'ndan geliyordu. MAN motoru soğutan havuz fıskiyeliydi.
Babamların ikişer kişilik üç vardiyaları vardı. Herhangi bir arıza duru-munda motorlara babam ve görevli diğer arkadaşları müdahale ediyordu. Genelde arızalar kısa sürede gideriliyordu. Eğer tamir edemeyecekleri türde bir arıza meydana gelirse parçalar yurtdışından sipariş ediliyordu. Çok iyi hatırlıyorum bir arıza nedeniyle MAN motor için sipariş edilen parça tam bir ayda gelmişti.
Motorlar çok büyüktü. Gemiden indirilirken iki çapar yan yana bağlanmış ve motor iki çaparla ancak iskeleye getirilmişti. Oradan da İskeleden başlayıp; Gazi caddesi boyunca Osmaniye Mahallesi'ne altına demir yuvarlak direkler koyarak maunaları kıyıya çekmeye yarayan ırgatlarla çekerek getirmişlerdi.
Motor blokları içine bir çocuğun girip çıkabileceği kadar büyüktü. Gürültülü çalışıyorlardı. Jeneratörler ise volantla motorların arasına yerleştirilmişti. MAN motorun eksoz çıkışı direk şehre doğruydu. Zamanla artan şikâyetler üzerine babamlar eksoz borusunun yönünü değiştirerek şehri bu gürültüden kurtardılar.
DOVİS motorlar siyah, MAN motor ise gri renkteydi. MAN motor biraz daha küçük olmakla birlikte motorların boyu 4-5 metre kadar vardı. Isınan motor-ları soğutmak için kullanılan su devirdayım aracılığı ile santralin dışına bağlan-mıştı. Yani havuzdan gelen su ısınıyor ve ısınan su dışarı atılarak havuzdan soğuk su çekiliyordu. İki ayrı sıcak su kaynağı santralin yanından borularla dışarı akıyordu.
O günün şartlarında, kışın sobalarda, yazın ocakbaşlarında yakılan ateşlerle sular ısıtılıyordu. İşte santralin dışından boşa akan sıcak su önce mahalle hanımlarının dikkatini çekti. Bu suyla çamaşırlarını yıkamaya başladılar. Bu olay Yeniyol'dan, Soğuksuya, Hacıhüseyin Mahallesi'nden Çınarlar Mahallesi'ne kadar birçok ev hanımı tarafından duyuldu. Suyun başında uzun kuyruklar oluşuyordu. Bazen muhabbet bazen kavgaya dönen atışmalara sahne olan bu su, uzun yıllar Giresunlu hanımlar tarafından kullanıldı.
Tankerle gelen mazot depoya aktarılıyordu. Bu nedenle bazı güvenlik tedbirlerinin de alınmış olması gerekiyordu. Hatırladığım kadarıyla iki kere küçük yangın meydana geldi. Biri önemsiz bir dış kaynaklı yangın diğeri ise arızalanan Jeneratörün çıkardığı yangındı. Her ikisi de kısa sürede söndürüldü. Babam bu konuda çok dikkatliydi. Çamaşırlarını yıkamak için sıcak suyun başına gelen kadınlar evden getirdikleri külleri kullanıyorlardı. Çamaşır kazanlarında getirdikleri küller bazen daha soğumamış oluyordu. Sıcak küllerin motorin yada diğer yanıcı maddelere ulaş-masından korkan babam da kadınları çeşmeden uzaklaştırmak zorunda kalıyordu. Babamlar santral görevlisiydi. Direklere ve elektrik hatlarına başka ekipler bakıyordu. Bu ekiplerin birinin başında babamın arkadaşı Ali Dizdaroğlu vardı. Onlara Hat Memurları deniyordu. Santralin üst tarafında bulunan havuzun derinliğini ölçmek için uzun bir sırık bulunuyordu. Yine bu türde uzun sırıklar kar yağdığı zaman tellerdeki karları dökmek için kullanılıyordu.
Geceleri elektrik belli bir saatten sonra kesiliyordu. Artan ihtiyacı karşılamak için Sütlaş Köprüsü civarına yeni bir santral kuruldu. O santralde de iki DOVİS ve bir SKODA motor vardı. Buradaki motorlar gri renkliydi. Saytaş'taki motorlara göre teknolojileri daha yeniydi. Bu santralin de yan tarafına havuz yapılmıştı ve motorları soğutma işlemleri bu havuzdaki suyla sağlanıyordu. Babam ve vardiya arkadaşları her iki santralle de ilgileniyorlardı.”[7]
Yine kendisine ulaşma fırsatını yakaladığımız İsmet Hocaoğlu ise o yıllarda motorlar için gerekli motorini santrale getirenlerden biridir. Santrale gidecek motorinin belli bir günü yada saati olmadığını belirten İsmet Hocaoğlu gündüz yada gece geç saatlerde bir çok kez araç gönderdiklerini hatta şoför bulmanın zor olduğu o yıllarda kendisinin de bir çok kez santrale tankerle motorin götürdüğünü anlatmaktadır. [8]
1976 yılında elektrik şebekesi çalışmalarını İller Bankası yürütmeye başladı. 1978 yılında ihale açıldı. 1980 yılında fabrikanın montajına başlandı. Çalışmaların 1984 yılında bitirilmesi gerekiyordu. Bazı ilaveler nedeniyle, montaj çalışmaları 1988'e kadar uzatıldı.**
Şebekenin gücü; 34.5 kv ve 6.3 kv orta gerilim, 380 ve 220 v alçak gerilimliydi.**
İlimiz dâhilinde yaklaşık 20 km. 6.3 kv'lık yer altı şebekesi mevcuttu. Trafo sayısı 135 idi. Ayrıca üç adet 34.5/6.3 kv 5 MVA gücünde indirici trafo merkezi bulunuyordu.**
Elektrik işletmeciliğini 1983 yılına kadar belediye yürütüyordu. 1983'ten sonra Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) işletmeyi devraldı. Şehrin şebekesi havai hatlı ve demir direkliydi. Trafolar kısmen bina içinde, kısmen direklerde bulunuyordu. 1929 yılındaki şebekeden kalma demir direklerden bazıları kullanılıyordu.**
Şehir enerjiyi orta gerilim olarak SEKA Trafo tevzi mer-kezinden (34.5 kv) almaktadır. Bu merkez SEKA Fabrikası sahasında olup enterkonnekte sisteme bağlıdır.**
29.01.1990 tarihinde “TEK”, “TEDAŞ A.Ş.” olarak yeniden organize edildi. 1996 yılında yapılan ihaleyle, yeraltı ve beton direkler şebekeye ilave edildi.**
1999 yılsonu itibariyle şehir içindeki trafo adedi 165'e çıkarıldı. Merkez ilçe köylerdeki trafo sayısı 153, ilçe merkezleri 533, il sınırları içindeki trafo sayısı 1015'tir. Trafo gücü SEKA'dadır. Tüm gücümüz 50MVA'dı. **
Günümüzde ise Özelleştirme Yüksek Kurulunun 07.06.2010 tarih ve 2010/36 sayılı kararı ile TEDAŞ'ın Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş. deki % 100 hissesinin AKSA Elektrik Perakende Satış A.Ş.'ye satılmasına karar verilmiş, 30.09.2010 tarihi itibariyle de Hisse Satış Sözleşmesi imzalanmış olup 01.10.2010 tarihi itibariyle de fiili devir gerçekleşmiştir.[9]
Kamu personeli olarak benimde ilk görev yerim TEDAŞ'tır. 2001 yılında başlayan ve 2010 yılında özelleştirilmesi ile son bulan TEDAŞ maceramız süresince elektrik denilen bu fiziksel güç karşısında birçok arkadaşımızı görev şehidi olarak toprağa verdik. Onları rahmetle anıyoruz. Bir anlık hatayı, bir anlık dikkatsizliği affetmeyen ama onsuz bir saniyenin de bizlere çok zor geldiği günümüzde, bu fiziksel güçle iç içe yaşamaya devam edeceğiz.

KAYNAKLAR
Kaynak Kitap
** Ö.Erden Menteşeoğlu, yayınlanmamış Giresun Halkbilimi Kitabı
Kaynak Kişiler
[7 ] Turgut Orbeyi, emekli, 1943, Giresun
[8] İsmet Hocaoğlu, emekli,1933, Giresun
Kaynak Rapor:
[ 1 ] Çoruh Edaş 2015 Yılı Faaliyet Raporu (http://www.coruhedas.com.tr/images/dokumanlar/ihaleler/CORUH_EDAS_2015_FAALIYET.pdf)
Tablo:(2) Çoruh Edaş 2015 Yılı Faaliyet Raporu
Fotoğraflar:
(12-14) ey gidi Giresun, sayfa 49, 173, Ali Işık-Tuncer Dervişoğlu Ankara 2011
(13) Hüseyin Gazi Menteşeoğlu Arşivi

NOT: “Giresun Halkbilimi” adını taşıyan yayınlanmamış eserde konuyla ilgili Ömer Erden Menteşeoğlu tarafından belirtilen kaynak kişileri sizlere aktarmak geçmişe saygı ve aynı zamanda vefa borcumuzdur.
Ziya DEMİROK (1900–1988), eczacı, Giresun
Mustafa HAKYAMEZ (1910–1994 ),emekli zabıta memuru, Giresun
Ali Osman SÖNMEZ (1915–1983), emekli öğretmen yazar, Giresun
Mahmut YÜCEL (1917–19.. ), emekli Belediye Elektrik İşletmesi Müdürü, Giresun
Şükrü UZUNER (1954-20.. ), TEDAŞ Elektrik Mühendisi, Giresun
Muhsin TOP (1958), elektrik teknisyeni, Giresun

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
e-gazete
  • Yeşilgiresun Gazetesi - 18 Aralık 2012 Manşeti
ARŞİV