istanbul escort

19 Eylül 2018 Çarşamba

Fast Food Gezi Turları

13 Mart 2018, 07:52
Bu makale 522 kez okundu
Fast Food  Gezi Turları
Mustafa Ayhan
 Artık bazı yerleri gerçek anlamıyla gezemezsiniz, ancak bazıları tecavüz ederken, siz de buna katlanmak durumunda kalırsınız. Bu lafı açalım…
Mesela bir müzeyi gezmek istersiniz ve hafta sonunu oraya ayırırsınız. Evliyseniz, ailecek gitmek gelir içinizden, hem aile için de bir sosyal aktivite olsun istersiniz… Aman da ne güzel bir hafta sonu olacak, tarihsel merakımız uyanacak, varsa biraz entelektüel tarafımız tatmin olacak, açılması kabil bir ufuk varsa belki o müzede açılacak…
Böyle bir aktivitenin yüzde ellisi böyle müspet yönde sonuçlanıyorsa öpüp başımıza koyalım zira kişisel tecrübemden öğrendim ki eserlerin etrafında yapılan fütursuz selfie'lerden aman bulup da herhangi bir eserin evveliyatına veya diğer özelliklerine dair bir şeyler öğrenebilmeniz pek kolay olmuyor. Tek selfie de yetmiyor ki siz birkaç saniye sabretseniz de onlar da resme doysalar… Tekrar ve tekrar ve tekrar… Narsistçe bir yüz ifadesi takınılıp, objektife bakılırken, kaçıncı resimde karar kılındığını bilemiyorsunuz ve hızlı bir şekilde diğer esere geçiyorsunuz.
Yine bu doğrultuda devam edelim. Bir şehri gezeceksiniz. Size sunulacak en iyi tur bile, o şehrin yemeklerini yemek, en popüler tarihi mekânını görmek ve o şehre dair akla gelen ilk fiziksel etkinliğe katılmaktan ibaret olacaktır. Örnekse, bir Bursa turunda, Uludağ'da kayak, Ulu Camii gezisi ve İskender yemekten başka bir opsiyon sunulmasına pek rastlanmaz. Bünyesinde sosyal, siyasi ve dini birçok önemli tarihi yapıyı ve öğeyi barındıran İznik'den pek kimsenin haberi olmaz. Zaten instagramdaki resimlerin temasına bakılıp gidilecekse, kim takar İznik'i! Yok Hristiyanlığın ilk konsülü bile burada toplanmış, yok oradaki son Fıçı ustasının atölyesi varmış… Geç onu geç, İskender iyidir.
İşte tecavüz benzetmem de bu nedenle yerindedir zira tecavüz iğrenç, hayvani bir tatmin yöntemidir ve bir taraf mağdur olmaktadır. Bizim örneklerde mağdur olan taraf, layıkıyla gezmek isteyen, herhangi bir yöreyi, oranın tarihini okuyarak, şehirdeki küçük çay ocaklarına girip, yerel halka bir selam verip, şehrin nefesini hissederek dolaşmak isteyen insanlar oluyor ve ayrıca aktivitenin bizatihi mekânı veya objesi de mağdur oluyor.
Bu noktada Okan Bayülgen'in, kendi programında yaptığı bir yorum geldi aklıma, “Herkes tiyatroya gitmemeli” demişti… Eşitlikle falan ilgisi yok, herkes her yere gitsin, her şeyi tatsın, kimse kimseye engel olmasın ama ne yazık ki bazıları tiyatroya da sinemaya da kütüphaneye de müzeye de boş gidip boş çıkıyor. Zannımca Sayın Bayülgen de bundan yakınmıştı, keşke şu boş gidenler hiç gitmese de diğerlerine yer açılsa veya diğerlerinin mevcut yerleri ferahlasa. Öte yandan şu da bir gerçek olarak karşımızda duruyor: Ne kadar çok kişi giderse, o kadar ekonomik yarar sağlanıyor ve bu da bilhassa özel tiyatroların ayakta kalabilmesi için oldukça önem arz ediyor.
Dolayısıyla “boş”un, doluya böyle bir faydası olduğu kesin. Ne diyelim, dünya zıtlıklardan ibaret.

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
e-gazete
  • Yeşilgiresun Gazetesi - 18 Aralık 2012 Manşeti
ARŞİV