istanbul escort mp3 indir

20 Ekim 2018 Cumartesi

LİMANDAKİ İNŞAATI DURDURUN TALİMATI !

A'dan Z'ye*

16 Mayıs 2018, 09:09
Bu makale 210 kez okundu
A'dan  Z'ye*
 Başlamamışken kutsal kitap bile elif ile biz de 'Bişnev' diyerek çıkalım yola. Başlangıçlar zordur hep. İlk söz ilk taş misali. İlk hareket, ilk adım, ilk kıpırdanış, ilk dokunuş, ilk temas… Bir kıvılcım belki de… “Bir ilkbahar sabahı güneşle uyandın mı hiç/ Çılgın gibi koşarak kırlara uzandın mı hiç/ Bir his dolup içine uçuyorum sandın mı hiç…” şarkısını mırıldanarak silkinelim uykudan ve yürüyelim tazecik ve serin toprağın üstünde aldığımız nefesin hakkını vererek. Besmeleyle…
Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak/Ben aşkımla bahar getirdim sana/ Geçtiğim tozlu yollardan uzak/ İklimden şarkılar getirdim sana…” diyen Ahmet Muhip sen çok yaşa! Ağrısız ve acısız elde edilenlerin kıymetsiz oluşu belli ki bundan! Arife tarif gerekmez. Gayret bizden… Aşkla…
Cennetin de cehennemin de yolunun bu dünyadan geçtiğini bilmeyen gafiller ile canını; cananına, can bildiklerine kalkan kılanı nasıl anlasın bigâneler? Anlamak için çaba, çaba için istek, istek için niyet lazım. Niyet içinse sen, ben değil biz lazım. Cam Irmağı Taş Gemi. Cümle Kapısı. Cesaretle…
Çilelidir hayat yolu ve bir o kadar da meşakkatli. Çaresiz dert yoktur lakin çabasız hangi dert dermana kavuşmuş ki? Görülmüş mü dikensiz gül? Çile bülbülüm çile… Faruk Nafiz'in Çoban Çeşmesi kaç bağrı yanık yolcuya derman, kaç yolunu şaşıran seyyaha kılavuz olmamıştır ki? Çiçekle…
Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini… Şakası bile kötü! Unutulmak, hatırlanmamak hele hele iyi hatırlanmamak, güzel hatırlanmamak her faninin endişesi! Yarına kalabilmek, yarınlarda yaşayabilmek biraz da düşlerinin peşinden gitmekle, vazgeçmemekle, pes etmemekle ilgili. Değişime ve dönüşüme talip olanların işe kendilerinden başlamalarını hatırlatır ve bu yolculukta onlara başarılar dileriz. Duayla…
Eli elinize dokunmuş, gözü gözünüze değmiş, yüreği yüreğinize akmış biri, artık bir el hükmünde değilse; dilleri, renkleri, inançları ve cinsiyetleri farklı diye insanları kategorize etmek ne izana sığar ne ahlaka ne de vicdana. El, elden üstündür, eyvallah. El, elin eşeğini türkü söyleyerek çağırırmış, hadi ona da eyvallah! Ama el ele vermeden hangi müşkül halledilebilmiş ki buyurun sizi önden alalım. Emekle…
Faytonlarabinmeatlarölüyor. Felek her türlü esbab- ı cefasını toplasın gelsin/ Dönersem …. diyen vatan şairinin ruhuna bir Fatiha! Kulağımda bir çağıltı. Aaa bu Erkin Koray değil mi? Fesuphanallah… Fena makamının yolu fani olmaktan mı geçiyordu?…Fikirle…
Gözler kalbin aynasıdır/Yalan nedir bilmez onlar/Siyah, yeşil mavi olsun/ Aşkı inkâr etmez onlar… Görünmez Kentlerinde Calvino'nun muhtemel ki ne Giresun var ne Giresun kayıkları ne de fındık ayıklayan Giresun kızları! Varsın olmasın. Olsa fena mı olurdu? Hoş olurdu elbet ama şehirlerin de bir ruhu vardır görmesini bilene ve vardır şehirlerin duymasını bilen kulaklara fısıldadığı şarkıları… Görmek bakmanın bir adım ilerisi değil miydi? Güzellikle…
**
Hayat insanoğluna sunulmuş en değerli hazineyken nasıl oluyor da bizler onu hoyratça har vurup harman savurmakta birbirimizle aşık atabiliyoruz? İşbu yazı hükümsüzdür zira hüküm hikmetinden sual olunamayan Allah'ındır. Yeri gelmişken birkaç çift laf da hakemlere edeyim. Skandalsınız, skandal! Ben size daha ne diyeyim ki? Düdüğünüze su dolsun da rezil olun emi!! #Hüzün ki elbisemizdir. Hüzün ki her şeyimizdir. Hayretle…
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman döneceğini müjdeleyen aşığa sözünün üzerinden kaç mevsim geçtiğini hatırlatmak sitem mi olur yoksa? Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur. Aaa söyledim bile! Ne demişler söyleyene değil söyletene bak! “Pür ateşim açtırma sakın ağızımı zinhâr /Zâlim beni söyletme derûnumda neler var/Bilmez miyim ettiklerini eyleme inkâr/Zâlim beni söyletme derûnumda neler var.” Işkla…
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı/Önce hafiften bir rüzgâr esiyor;/Yavaş yavaş sallanıyor/ Yapraklar, ağaçlarda;/Uzaklarda, çok uzaklarda,/Sucuların hiç durmayan çıngırakları/İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.” Gerçekten de bir garip Orhan Velisin. Ve akıllarda '#İstanbullu Gelin' final yapacak mı sorusu? İki göz evin şirinliğini ve sevecenliğini kırk odalı köşklerde yahut siluetleri bozan rezidanslarda arayanlar, “İncecikten bir kar yağar/Tozar Elif Elif diye/Deli gönül abdal olmuş/Gezer Elif Elif diye”nin naifliğini anlarlar mı ki? “İnsanlık Öldü mü?” Oğuz Atay'ın Tehlikeli Oyunlar romanında yanıtını bulmaya çalıştığı bir soru/n olarak hala zihinlerimizdeki tazeliğini ve yakıcılığını muhafaza etmeye devam ediyor! “İnsanda güzel olan yüzdür. Yüzde güzel olan gözdür. Ama insanı insan yapan ağızdan çıkan sözdür.” ikazıyla bizleri aynaya bakmaya davet eden Mevlana'ya ve “Ete kemiğe büründüm/ Yunus diye göründüm” diyen miskin Yunus'a binlerce selam. İsimle Ateş Arasında. İrfanla…
Japonya'ya düşmedi belki yolumuz ama çokça duyduk Japonların kültürlerine bağlılıklarını. Jetonlar vardı eskiden bir de jetonu geç düşenler! Joker sadece bir renk değil ki Batman: Kara Şövalye Yükseliyor'da. Jestle…
Kelebekler gibi narindir kelimeler de. Kuşlar gibi özgür. Denizler gibi hırçın zaman zaman. Rüzgâr kadar oynak, bulut kadar naif, yağmur kadar sıcaktır, kelimeler. Kelimeler bazen ben olur bazen sen. Aşk olur bazen kelime cümlelere sığmaz, sevda olur bazen cihana. Kaderdir bazı kelimeler, alınyazısı. Namus borcudur sonra kelimeler, ahde vefadır. Kavgasıdır fikirlerin kelimeler, ilhamıdır buluşların ve tercümanıdır duyguların. Kelimeler düşüncelerin işaret taşlarıdır ve aynı zamanda birer işaret fişeğidir kelimeler düşünce tohumlarına. Kelime Defteri. Kitapla…
Lütuftur şu an, kıymetini bilmeli. Leylaklar, hele bu mevsimde rengârenk laleler ne de güzellerdir yol boylarında, parklarda ve Emirgan Korusunda. La. Letafetle…
Mutluyum. Mutlusun. Mutlu. Mutluyuz. Mutlusunuz. Mutlular. Mavi. Masmavi bir gök, masmavi bir deniz. Mor Mürekkep. Mavi Lale. Mücella. Mimoza Sürgünü. Marifetle…
Nokta, bir hüküm. Nun Masalları, bir kitap. Nadide olanın, nadir olması bir tespitten çok bir hedef! Gayesi kendisini aşanların sahnesi tarihken, yolunu şaşıranların, kendilerine takılanların sonu da hep ünlem, hep ünlem! Nar Ağacı. Nazan Bekiroğlu. Nezaketle…
Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!…Dinçer Çekmez 'in zihinlere kazınan repliğiyle "O kadar"… Onunla…
Ölmek var bir de. Bi ölmeden önce ölmek” Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm /Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm” var, bir de şairin “Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,/Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.” Dediği hal var. Hem Erdem Beyazıt hem Yahya Kemal kendi zaviyelerinden haklı ya da kimilerince haksız! Hakikat olansa insanın ölmek için doğduğu. Varın gidin şimdi neylerseniz neyleyin. Özenle…
Parola: Aşığa Bağdat sorulmazmış ve bütün yollar Roma'ya çıkarmış! Pusulasını şaşıranları 'Puslu Kıtalar Atlası'yla baş başa bırakırken rotalarını Kaptan Jack Sparrow'un pusulasının insafına bırakıyoruz! Pazılla…
Ramazanın ilk günü bugün. Rahmet ve mağfiret ayının ilk saatlerinde elinize dokunan gazete sayfaları gibi ramazan günleri de tüm yüreklere dokunsun, tüm gönüllere uğrasın, tüm kalpleri yumuşatsın ve tüm insanlara oruç tutsun tutmasın barış, esenlik ve huzur getirsin. Bu bapta reklamlar tuzak, rakamlar yalancı, ruhlar yorgun! Rahat yüzü yok sevene. Rekabet kendinle. Renkler sonsuz. Rikkatle…
Söz uçar yazı kalır. Sevgi paylaşıldıkça, saygı gösterildikçe çoğalır. Sahil yolu bisiklet tutkunlarını bekler. Sahildekilerinse vardır kendilerince bir nedeni ufka bakarken. Hayallere açılan bir kapı değildir sadece sahil. Onca kalabalığın bir bildiği olmalı! Sonuçtan(zafer/başarı) değil seferden sorumlu olduğumuzu unutmadan. Sevgiyle.
Şarkı söylemeye devam. Kimseden şikayet etmem ağlarım ben halime…Şiirden gazele. Şiirlerin sesi şairlerini gölgelemesin. Şansınız bol, kazancınız daim olsun. Belki şehre bir film gelir/ Bir güzel akşam olur/Hadi gülümse…Şiirle…
Teşekkür. Tefekkür. Tekerrür. Ne kadar az teşekkür ediyoruz! Neredeyse hiç tefekkür etmiyoruz! Sonra da diyoruz ki tarih niye hep tekerrür ediyor? İnsanı, insana, insanla anlatma sanatı: tiyatro. Tabiatla…
Uzak olan ne ufuklar ne de mesafeler! Usanç göstermekse hayata saygısızlık! Kısa olan ip değil derin olan kuyu! Felsefenin ne yeri ne de sırası. Umutla…
Üç deyince… Üzüm üzüme baka baka kararmasın! Gökten düşen üç elma üzülenlere isabet etsin. Üç yanlış bir doğruyu götürmesin ümidiyle…
Vel asr. İnnel insane le fi husr. İllellezıne amenu ve amilus salihati ve tevasav bil hakkı ve tevasav bis sabr.” Vakit hiçbir zaman geç değildir. Ve sen olmasan biz ne yapardık ey ve bağlacı!? Vicdanlar susmuşsa, vaveyla. Vicdanlar körelmişse, va esefa, va hasreta. Vefayla…
Yağmurla başlasın bu cümle. Çünkü içinden yağmur geçiyorsa bir hayatın o yaşanmamış bir hayattır. Şarkıda da dediği gibi; “A little rain never hurt no one” Yol Hali. Yerli Yersiz Cümleler. Yusuf ile Züleyha. Yağmurla…
Zil çaldı. Zeval vaktidir şimdi. Güneşin guruba çekilişini nemli gözlerle izleyenlere zamanın armağanı muhteşem bir kızıllık ufku çepeçevre kaplayan. Zaten ben bunları kendim için yazdım. Zannetme ki unutulur hiçbir şey! Zannetme ki “Zeytin ağacının karanlığıdır/Elindeki elma ile başlayan.../Bir yakut yüzükte aydınlanan sır,/Sıcak ve minnacık yüzündeki kan,/Zeytin ağacının karanlığıdır.” Zarafetle…

* İşbu yazı, ilk cümlesinden son cümlesine kadar 'A'dan Z'ye' mantığıyla alfabetik olarak kurgulanmaya çalışılmış olup, kulakların pasını, gözlerin kirini silerek yüzlerde tatlı bir tebessüm oluşturmak maksadıyla kaleme alınmıştır.
** 'Ğ/ğ', garibim benim. Sözlüklerin en kısa maddesi. Gölgesi, kokusu, rengi olmayanım benim. Kelimelerde sığıntı, cümlelerde mültecim benim. Gün gelir senin de hikâyeni anlatan bir yazıcı çıkar dileğiyle…

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
e-gazete
  • Yeşilgiresun Gazetesi - 18 Aralık 2012 Manşeti
ARŞİV